av ile cümle

av kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun sözleriyle avunuyorum.I take solace in his words.
Ben Avustralya'ya gitmeyeceğim.I won't go to Australia.
Savunma avukatı onun beraatini güvenceye almak için Tom adına elinden geleni yaptı.The defence attorney did his best on behalf of Tom to secure his acquittal.
Burada Avustralya'daki birini tanıyan kimse var mı?Is there anyone here who knows someone in Australia?
Ben avantajım olduğunu düşünüyorum.I think I have the advantage.
Tom'un duvarında asılı av sahnesini tasvir eden bir resmi var.Tom has a painting depicting a hunting scene hanging on his wall.
Balığa mı yoksa ava mı gitmeyi tercih edersin?Would you prefer to go fishing or hunting?
Tom, Avustralya'ya gitmek istedi.Tom wanted to go to Australia.
Tom Avustralya'ya taşındı.Tom has moved to Australia.
Bir avukatın rolü müvekkilinin suçsuz olduğunu ispat etmektir.The role of a lawyer is to prove that his client is innocent.
Bir avukatın işi müvekkilinin suçsuz olduğunu kanıtlamaktadır.An attorney's job is proving that his client is innocent.
Tom muhtemelen Avustralya'da doğdu.Tom was probably born in Australia.
Tom'a iyi bir avukat bulmam gerekiyor.I'm supposed to be finding Tom a good lawyer.
Kral büyük bir avcıydı.The king was a great huntsman.
Avrupa'da Tokyo kadar büyük şehir yoktur.There is no city in Europe as big as Tokyo.
Bu hayvanlardan bazıları Avrupa'da yaşar.Some of these animals live in Europe.
Tom, Avustralya'ya olan gezisini iptal etmek zorunda kaldı.Tom had to cancel his trip to Australia.
Yüksek hızlı trenler Avrupa'da yaygındır.High speed trains are common in Europe.
Amerikan şehirleri, Avrupa şehirleri kadar yoğun değildir.American cities are not as dense as European cities.
Avukatlara ihtiyacım yok.I don't need lawyers.
Küçük kız avazı çıktığı kadar bağırdı.The little girl screamed at the top of her lungs.
Bu Ceket Avrupa'dan.This jacket is from Europe.
Avcılar şafaktan önce kalktılar.The hunters got up before dawn.
Tom Avustralya'da yaşarken nasıl golf oynanılacağını öğrendi.Tom learned how to play golf while he was living in Australia.
Tom Avustralya'da yaşarken golf oynamayı öğrendi.Tom learned how to play golf while he was living in Australia.
Bu oyun Avustralya'da farklı oynanır.This game is played differently in Australia.
Avustralya'da insanlar yeni yılı nasıl kutlarlar?How do people celebrate the new year in Australia?
Tom çok iyi bir avukat tuttu.Tom hired a very good lawyer.
En çok hangi Avrupa kentini beğeniyorsun?Which European city do you like the most?
Avrupalıların yüzde altmışı artık Samanyolunu göremiyor.Sixty percent of Europeans can no longer see the Milky Way.
Ölüm avını kovalar.Death seeks its prey.
Sen uzman bir avukatsın.You are an expert lawyer.
Avrupa'ya gitmeden önce seninle buluşmak istiyorum.I'd like to get together with you before I leave for Europe.
İngilizce ve Fransızca, Hint-Avrupa dilleridir.English and French are Indo-European languages.
Japonca bir Hint-Avrupa dili değildir.Japanese is not a Indo-European language.
O izini kaybettirdi ve Avrupalı yetkililer onun tutuklanmasını istiyor.She's off the grid, and European authorities want her arrested.
O bir ödül avcısına av oldu.She's fallen prey to a bounty hunter.
O bir kelle avcısına av oldu.She's fallen prey to a bounty hunter.
O, avantajlarını geri çevirdi.She turned down his advances.
Mary Tom'un avantajlarını geri çevirdi.Mary turned down Tom's advances.
Ben Avustralya'daki küçük bir kasabadan geliyorum.I come from a small town in Australia.
Berlin, şu anda Avrupa'daki siyasi koşullardan çok muzdariptir.Berlin currently suffers a lot from the political circumstances in Europe.
Döner kebap, Avrupa'da popülerdir.Döner kebabs are popular in Europe.
Karım avukatı aracılığı ile hariç benimle konuşmayacak.My wife won't talk to me except through her lawyer.
Avrupa Birliği, Apple'a 13 milyar Euro vergi ödemesini emretti.The European Union ordered Apple to pay 13 billion euros in taxes.
Avrupa'da birçok Orta çağ kaleleri vardır.There are many medieval castles in Europe.
Avrupa'da birçok eski şato vardır.There are many old castles in Europe.
Avrupa'da her yıl patlamamış mühimmat bulunur.Unexploded ordnance is found every year in Europe.
Tom Avustralya'da üç yıl geçirdi.Tom spent three years in Australia.
Tom bir avukatı göze alamadı.Tom couldn't afford a lawyer.
Tom bir göçmenlik avukatıdır.Tom is an immigration lawyer.
Tom 2013 yılında Avustralya'da öldü.Tom died in Australia in 2013.
Hızlı hareketin de avantajları vardır.Rapid action also has advantages.
Tom Avustralya'ya gidecek.Tom will go to Australia.
Tom hiç Avustralya'ya gitti mi?Has Tom ever been to Australia?
Tom hiç Avustralya'yı ziyaret etti mi?Has Tom ever visited Australia?
Göçmenler, Avrupa'nın misafirperverliğini istismar ediyorlar.Immigrants are abusing the hospitality of Europe.
Göçmenler, Avrupa'nın konukseverliğini kötüye kullanıyorlar.Immigrants are abusing the hospitality of Europe.
Tom, Avrupa'dan Avustralya'ya gitmek istiyor.Tom wants to go from Europe to Australia.
Tom bana Avustralya'dan yazdı.Tom wrote me from Australia.

İlgili Sayfalar