Ana içeriğe geç
Sözlük

atol ile cümle

atol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yakın dönemlerdeki çalışmalarını Beyoğlu'ndaki atölyesinde gerçekleştirdi.Contudo, as suas crenças começaram a mudar durante a sua viagem no Beagle.
Grup ilk olarak eskiden bir kasap dükkânı olan Kirchner'in atölyesinde buluştu.Reuniam-se inicialmente no primeiro estudo de Kirchner, que previamente fora um açougue.
1424 yılında Venedik'e dönerek bir atölye açtı ve ölene kadar burada çalışmalarını sürdürdü.Abriu uma oficina em 1424, que administrou até sua morte.
Atoll oluşumunun günümüzdeki açıklaması charles Darwin'in kuramına dayanır.A Ideia da árvore da vida surgiu com Charles Darwin.
Ayrıca küçük kilise yanında bir çömlek atölyesi (Çömlekhane) vardır.Ao lado da igreja está um pequeno campanário românico.
Roma'da kendi atölyesini kurdu.Na Venezuela teve seu próprio show.
Atolde iki havaalanı ve bir liman bulunmaktadır.Por mar, Dublin usufrui de um porto e de um aeroporto.
Feminist Atölye.Un Programa feminista.
Şişli’de küçük bir atölye açtı.Abriu uma pequena empresa no ramo de colchões.
Piaget, Cenevre’nin en önemli mücevher atölyesine evsahipliği yapar.Piaget bezit het belangrijkste juweliersatelier van Genève.
Nukunono Atolündeki nukunonu village en büyük şehridir.Op Nukunonu bevindt zich het grootste dorp van het atol, Nukunonu Village.
Halen atölyesinde üretici olmaya devam etmektedir.Hij zou wel actief blijven als uitvoerend producent.
Savaştan sonra Caillebotte ressam Léon Bonnat'ın atölyesini ziyaret etmeye başladı.Na de oorlog nam Caillebotte schilderlessen in het atelier van Léon Bonnat.
Bu başarıdan kısa bir süre sonra Couture bağımsız bir atölye açarak resim eğitimi vermeye başladı.Na dit succes opende Couture een atelier.
Roma'da kendi atölyesini kurdu.Hij heeft in Rome zijn kunst vervolledigd.
İlçede sanayiye yönelik değirmen ve birkaç küçük atölyeden başka bir şey yoktur. ^ 2017.Er is bijna geen economische bedrijvigheid in de straat, alleen wat landbouwbedrijven en tot 2018 één winkel.
1962 yılında kendi atölyesini açtı.In 1976 opende hij een eigen atelier.
15 Kasım 1886 tarihinde Stuttgart'ta kendi 'Hassas Mekanik ve Elektroteknik Atölyesi' ni açtı.In 1886 stichtte hij zijn eigen bedrijf, de Werkstätte für Feinmechanik und Elektrotechnik te Stuttgart.
Ive, ilk tasarım eğitiminin temellerini babasının atölyesinde aldı.Hij ontving zijn eerste graveeropleiding in het atelier van zijn vader.
Bu ev Moore'un ölene kadar kalacağı ev ve atölyesi olacaktı.Dit zou voor Moore de laatste woning annex atelier worden.
Bir tekne kiralayıp atölye olarak kulandı.Ze hebben een boot gehuurd.
Bunun ardından fabrikanın döküm ve çelik atölyelerindeki işçiler işi durdurdu.Ondertussen gaat het slecht met de zaken en staken al de werknemers van de staalfabriek.
Mobilya atölyesinde çalışmaktadır.Hij werkt in een motorwinkel.
2013-2014: Fikir Atölyesi ^ Eski kocam, yeni sevgilimi tanıyor.(23) 20-12-1983 - Liefde op het eerste gezicht - Koos en Mien gaan naar het huwelijk van Miens nichtje.
Ayrıca küçük kilise yanında bir çömlek atölyesi (Çömlekhane) vardır.Naast de kerk ligt een kleine kerktuin.
Burada ayrıca bir kartografya atolyesi kurmuştur.Ook werd er een keer met bankbiljetten gezwaaid.
Mektuplaşmaya devam ettiler ve 1890'da Gauguin Anvers'de birlikte bir atölye kurmayı önerdi.Tym niemniej korespondowali ze sobą, a w 1890 Gauguin zaproponował, żeby razem utworzyli atelier w Antwerpii.
Ayrılmasından saatler önce Theo'nun eşliğinde Seurat'ın atölyesine ilk ve tek ziyaretini gerçekleştirdi.Na kilka godzin przed odjazdem odwiedził po raz pierwszy, w towarzystwie Theo, Seurata w jego atelier.
1985 yılından bu yana kendi atölyesinde serbest fotoğrafçı olarak çalışmalarını sürdürmektedir.Od 1985 roku wykonuje wolny zawód artysty fotografika.
Bunlara kimi zaman çalışma odası (atölye) ve banyo eşlik ederdi.Przez jakiś czas czynny był kiosk "Ruchu" oraz toalety.
Feminist Atölye.Kongres feministyczny.
Joan Littlewood ve onun Tiyatro Atölyesi tarafından sahnelendi.Po ukończeniu studiów, dołączył do Theatre Workshop Joan Littlewood.
Kentte ayrıca bankalar, sigorta şirketleri, iletişim şirketleri ve atölyeler bulunmaktadır.W mieście swoje siedziby i oddziały ma wiele banków, towarzystw ubezpieczeniowych oraz spółek wydawniczych.
Veragut atölyesinde çalışır ve orada yaşar.Pochodzi z Kasiny Wielkiej i tam też mieszka.
Atölyelerin hepsi evlerin içinde yer alıyordu.W czasie występów wszystkie miejsca były zajęte.
Bunun tek istisnası, ABD'nin tek katılmış toprağı olan Palmyra Atolü'dür; burası örgütlenmemiş ve ıssızdır.Atol Palmyra stanowi jedyne inkorporowane terytorium niezorganizowane.
1871'de Münih'te bir atölye kurdu.W 1870 roku otworzył własne atelier w Monachium.
Pawilony, 1970'lerde, esas olarak dükkanlar ve zanaat atölyelerine ev sahipliği yapmıştır.Pawilony powstały w latach 70. XX wieku głównie jako sklepiki i zakłady rzemieślnicze.
Aynı yıl kendi atölyesini kurarak sanatsal çalışmalarına başladı.Samma år startade han egen arkitektverksamhet.
Atolde iki havaalanı ve bir liman bulunmaktadır.I Vohemar finns både en lokal flygplats och en hamn.
Feminist Atölye.Feministiskt initiativ.
Çalışmalarını daha sonra Devrim Erbil Sanat Atölyesinde sürdürdü (1974-1980).Därefter fortsatte hon sina kompositionsstudier för Hans Keller (1974–80).
Babası, okumayan oğlunu bir kundura atölyesinde iş hayatına vermiştir.Bob förlorade sin son som jobbade i ett av tornen.
Oyuncu, atölyesine dönmüş bir ressamı kontrol etmektedir.Revyartist, är en skådespelare som framträder i revy.
Atolllerin kökeni her zaman denizcilerin ve doğa bilimcilerin ilgisini çekmiştir.Astrofyllit är främst av intresse för samlare och forskare.
Başkenti Raratonga atolündeki Avarua'dır.Huvudstad är Avarua på huvudön Rarotonga.
2005 Kasımında BKM Atölye'ye katıldı.I maj 2007 gick hon till BK Sport.
2004 yılında ise Oyun Atölyesi’ne girdi.År 2004 satt han med i juryn för festivalen.
Nevfel Cumart yazı atölyelerinin tasarım ve programında esnektir.Summering av en dialog kring pianoämnets gränser och möjligheter.
Önce Los Angeles'ta Stella Adler'ın oyunculuk atölyesine katıldı.Han är utbildad vid Stella Adler Academy of Acting i Los Angeles.
Bir tekne kiralayıp atölye olarak kulandı.De köpte en båt och seglade jorden runt.
Okul 1957 sonbaharında Merkezi Atölye Okulu olarak adı değiştirildi.Skolan fick namnet Centrala Verkstadsskolan togs i bruk hösten 1957.
Piaget, Cenevre’nin en önemli mücevher atölyesine evsahipliği yapar.Компанія Piaget має найкращу ювелірну майстерню в Женеві.
Oyuncu, atölyesine dönmüş bir ressamı kontrol etmektedir.Гравець керує художником, який повертається до своєї майстерні.
Savaştan sonra Caillebotte ressam Léon Bonnat'ın atölyesini ziyaret etmeye başladı.Після війни майбутній митець відвідував студію художника Леона Бонна, де вивчав живопис.
Bu okulda ilk kez serigrafi atölyesini kurdu ve bu dersin programlara alınmasını sağladı.Там він вперше спробував себе в ролі актора в шкільних постановках, і зрозумів, що знайшов своє покликання.
Halen kendi atölyesinde tasarım ve form çalışmalarını sürdürmektedir.Незадовго до цього він пробує себе і в дизайні.
Ayrıca köyde kol saaati imal eden bir atölye olup yaklaşık 80 kişiye istihdam sağlamaktadır.Також існувала дерев'яна мечеть, існувало близько 80 магазинів.
1992 sonunda gittiği Kahire’de üç ay boyunca Hannager Tiyatrosu'nda tiyatro atölye çalışmaları yaptı.Поїхав в Саламанку, де впродовж трьох років працював у театрі.
Daha sonra aile kendi dikiş atölyesini açtı.Потім відкрив свій салон.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod