Atmosferik basınçta kimyasal iyonizasyon bölme kesitiAtmospheric pressure chemical ionization chamber cross section
Atmosferik basınçta kimyasal iyonizasyon Sıvı kromatografi-kütle spektrometrisiAtmospheric pressure chemical ionization Liquid chromatography-mass spectrometry
Organik maddenin atmosfer basıncında ısıl bozunma süreçleri.Processes in the thermal degradation of organic matter at atmospheric pressure.
İlk sondayı Jüpiter'e fırlatarak doğrudan atmosferini ölçtü.It launched the first probe into Jupiter, directly measuring its atmosphere.
İo'nun volkanizması ve Jüpiter'in atmosferiyle plazma etkileşimleri de kaydedildi.Io's volcanism and plasma interactions with Jupiter's atmosphere were also recorded.
Atmosferin olmadığı uzayda, güneşin ışık spektrumu nispeten filtrelenmez.In space, where there is no atmosphere, the spectrum of the sun is relatively unfiltered.
Burzum'un 2012 atmosferik black metal albümü Umskiptar, sözlerini Völuspá'dan almıştır.The 2012 atmospheric black metal album umskiptar by Burzum takes lyrics from Völuspá.
Yeniden atmosfere girişReentry
Glenn şimdi yeniden atmosfere giriş için hazırlanıyordu.Glenn was now preparing for reentry.
Uzay aracı şimdi en yüksek yeniden atmosfere giriş ısıtmasını yaşadı.The spacecraft now experienced peak reentry heating.
"Kitabın atmosferi takdire şayan ve hikaye herkes tarafından hırsla okunacak."The atmosphere of the book is admirable and the story will be read with avidity by all.
Atmosfer nebula benzeridir.The atmosphere is nebular.
Atmosfer volkanik gazlardan ve sera gazlarından oluşmaktadır.The atmosphere is composed of volcanic and greenhouse gases.
Bakteriler, oksijen üretmeye başlayarak Dünya atmosferinin şekillendirir.Bacteria begin producing oxygen, shaping the third and current of Earth's atmospheres.
Okyanuslar ve atmosferOceans and atmosphere
Yerküre tanımlanırken genellikle geçmişte üç atmosfere sahip olduğu belirtilir.Earth is often described as having had three atmospheres.
Dünya'nın atmosferi, bu çağda Titan'ın günümüzdeki atmosferine benziyordu.[1]Earth's atmosphere at this stage was somewhat comparable to today's atmosphere of Titan.[62]
Oksijen açısından zengin bir atmosfere geçiş kayda değer bir gelişmeydi.The change to an oxygen-rich atmosphere was a crucial development.
Bu, Dünya'nın üçüncü atmosferiydi.[1]:50–51[2]:83–84, 116–117This was Earth's third atmosphere.[108]: 50–51 [61]: 83–84, 116–117
Garena, oyun atmosferini batılılaştırmak için pazarlama ekibine katıldı.Garena joined the marketing team as they helped to westernize the atmosphere of the game.
Su ve azot daha sonra egzoz yoluyla atmosfere salınır. [1]The water and nitrogen are then released into the atmosphere through the exhaust.[6]
1970'lerin ortalarından önce neredeyse tüm silis dumanı atmosfere salınmaktaydı.Prior to the mid-1970s, nearly all silica fume was discharged into the atmosphere.
Titan'ın atmosferi, Satürn'ün en büyük uydusu olan Titan'ı çevreleyen yoğun gaz tabakasıdır.The atmosphere of Titan is the dense layer of gases surrounding Titan, the largest moon of Saturn.
Güneş Sistemi'ndeki doğal uyduların atmosferlerinden tek kalın olanıdır.It is the only thick atmosphere of a natural satellite in the Solar System.
Parmak izi tüm atmosferde ısınma şeklinde olacaktır.Its fingerprint would be warming in the entire atmosphere.
Bir atmosferdeki parçacıklar olarak tholinler ışığı dağıtır ve yaşanabilirliği etkileyebilir.As particles in an atmosphere, tholins scatter light, and can affect habitability.
Tüm albüm boyunca devam edecek bir atmosfer yaratmak istedik." —Robert DeLeoWe wanted to create a vibe which would run right through the whole album." —Robert DeLeo
Meteor dünya atmosferine girdiğinde küçük parçalara ayrıldı.Der Meteorit teilte sich beim Eintritt in die Erdatmosphäre in kleine Stücke auf.
Bugün ay'ın bir atmosferi olduğunu öğrendim.Heute habe ich gehört, dass der Mond eine Atmosphäre haben soll.
Atmosfer bizi meteorlardan korur.Die Atmosphäre schützt uns vor Meteoren.
Çok küçük boyutlardaki bir gezegen, atmosferini tutamaz.Ein Planet, der zu klein ist, kann keine dichte Atmosphäre halten.
Fakat atmosfer hala barış dolu.Dennoch blieb die Atmosphäre friedlich.
Stratopoz, stratosfer ve mezosfer arasındaki sınır olan atmosfer seviyesidir.Die Stratopause ist die atmosphärische Grenzschicht zwischen Stratosphäre und Mesosphäre.
Köy rahat ve huzurlu bir atmosferde bir arada yaşama sahiptir.Das Dorf liegt in einer ländlichen und ruhigen Umgebung.
Üçüncü ve son kol ise atmosfer durağanlığını konu almaktadır.Die dritte und aktuelle Phase umfasst das Thema Trends.
Atmosfer kimyası, Atmosfer biliminin bir dalıdır.Die Atmosphärenchemie ist ein Gebiet der Atmosphärenforschung.
Oyunun görselleri ve atmosferi olumlu bir şekilde vurgulandı.Lediglich die düstere Atmosphäre des Spiels wurde positiv hervorgehoben.
Atmosfer basıncı 5 km'de yaklaşık %50 azalır.55 % der Atmosphäre liegen unter 5 km Höhe.
Metan, amonyak ve su oranları atmosferin alt katmanlarında daha yüksektir.Höhere Konzentrationen von Methan, Ammoniak und Wasser sind in den unteren Bereichen der Atmosphäre vorhanden.
Bu tarihleme yöntemi için, atmosferdeki 14C yoğunluğu eski zamanlardan günümüze değişmediği varsayılır.Eine Schwierigkeit dieser Methode ist, dass der Anteil von 14C in der Erdatmosphäre nicht konstant ist.
Gaz halindeki azot (N2), atmosferin %78'ini oluşturur.Stickstoff (N2) ist zu etwa 78 % in Luft enthalten.
Her iki formül atmosfer basıncını 101.0 kPa ve sıcaklığı 10 °C alır.Die angegebene Formel nimmt einen Luftdruck von 1010 mbar und eine Temperatur von 10 °C an.
35S atmosferde 40Ar'un kozmik ışınlarla parçalanmasıyla oluşur.Das 35S-Isotop entsteht aus 40Ar durch kosmische Strahlung.
Atmosferik kirliliğe hoşgörülüdür.Sie gilt als tolerant gegenüber Luftverschmutzung.
Bunlardan ise sadece Yüzey ve Atmosferde bulunan suları kullanabilmekteyiz.Diese treten in Seen und Quellen an die Oberfläche.
Uzay Mekiği ise, gerekli durumlarda atmosfere otomatik olarak tekrar girebilecek hale getirilmiştir.Die Raumschlachten können dabei auf Wunsch automatisch ablaufen.
Konakta sanat atmosferi içinde büyüdü.Er wuchs in einem künstlerischen Milieu auf.
1958 yılında atmosferdeki 315 ppm/m3 karbondioksit oranı 2004'te 379 ppm/m3 olmuştur.So betrug die durchschnittliche Konzentration von Stickstoffdioxid im Jahr 2014 54 mg/m3.
Atmosferde bulunan su buharının %99'u troposferde bulunur.Die Luftfeuchtigkeit in diesen Höhlen beträgt bis zu 99 %.
Moleküler azot, büyük oranda Satürn'ün Ay'ı Titan'ın atmosferinde bulunur.Außerdem existiert Wasserdampf in der Atmosphäre des Saturnmonds Titan.
Yörüngesi gitgide alçalan Sputnik 1, fırlatmadan 92 gün sonra, 4 Ocak 1958'de atmosfere girerek yandı.Nach 92 Tagen trat Sputnik 1 in die dichteren Atmosphärenschichten ein und verglühte am 4. Januar 1958.
Yavaş, karamsar ve atmosferik bir kayıttı.Es ist kalkmeidend, lichtliebend und ein Säurezeiger.
Büyük gök taşları atmosferde gözlenebilir.In der Luft ist der Steinadler sichtbar.
Mezopoz, mezosfer ve termosfer arasındaki sınır olan atmosfer seviyesidir.Die Mesopause ist die atmosphärische Grenzschicht zwischen Mesosphäre und Thermosphäre.
Üstelik elektrik ve atmosfer enterferansından da daha az etkileniyordu.Er arbeitete auch auf dem Gebiet der Seismologie und der atmosphärischen Elektrizität.
Troposfer, atmosferin yere temas eden en alt katıdır.Die Troposphäre ist der unterste und dichteste Teil der Atmosphäre.
Bu Güneş Sistemi dışında keşfedilmiş ilk atmosferdir.Dieses Planetensystem war das erste außer dem Sonnensystem, das im Universum nachgewiesen wurde.
Atmosfer ve dış Uzay ile kesin bir sınır yoktur.Die Erdatmosphäre hat keine scharfe obere Grenze zum Weltraum.
Büyük şehirlerdeki atmosfer kirliliğini sevmiyorum.Je n'aime pas l'atmosphère polluée des grandes villes.
Çok küçük boyutlardaki bir gezegen, atmosferini tutamaz.Une planète trop petite n'est pas en mesure de retenir suffisamment d'atmosphère.