Çoğunlukla karbon dioksitten oluşan önemli bir atmosferi vardır.Ma rzadką atmosferę złożoną głównie z dwutlenku węgla.
Oksijenin kritik basıncı 49,7 atmosferdir.Średnie ciśnienie atmosferyczne wynosi 940,4 hPa.
En yakın karasal atmosfere sahip olan gezegenler arasında, Tau Ceti e yaklaşık 11.9 ışık yılı uzaklıkta.Najbliższa pojedyncza gwiazda podobna do Słońca to Tau Ceti, oddalona o 11,9 roku świetlnego.
(Venüs atmosferine girmekte iken iletişim kesildi.Na czas przechodzenia przez atmosferę komunikacja z lądownikiem została przerwana.
Atmosferik basınç veya vakumlu yapıda tasarlanmış olabilirler.Gotowanie może przebiegać w ciśnieniu atmosferycznym lub pod ciśnieniem.
Columbia mekiği ise 2003 yılının Şubat ayında atmosfere tekrar girişi sırasında parçalarına ayrılmıştır.Prom Columbia rozpadł się w czasie powrotu z orbity w lutym 2003.
Mezopoz, mezosfer ve termosfer arasındaki sınır olan atmosfer seviyesidir.Jest to wartość bliska granicy pomiędzy mezosferą i termosferą.
Bu etmenler atmosfer kökenli olup enerjilerini güneşten alırlar.Te roje posiadają własną pamięć i są zasilane energią słoneczną.
Dünya'yla çarpışsaydı muhtemelen zararsızca atmosferde parçalara ayrılacaktı.Gdyby jednak znajdował się na kursie kolizyjnym z Ziemią, prawdopodobnie spaliłby się w atmosferze.
İstasyon 29 Temmuz 1982'de dünya atmosferine girerek yandı.Obydwa pojazdy uległy zniszczeniu w atmosferze 29 lipca 1982.
Sonuç olarak atmosfer katmanlarının hareketinde, uzun dönemli bir değişiklik beklenebilir.Dowiadują się, że próby zmieniania biegu czasu mogą mieć poważne konsekwencje.
Atmosferdeki aşırı CO2'in lisoklin alanlarının küçülmesinin temel nedeni olduğu düşünülmektedir.Z badań wynika, że głównym źródłem emisji dioksyn do atmosfery są pożary lasów.
Atmosfer yoğunluğu, hava taşıtlarının performansını etkileyen en önemli faktörlerden biridir.Jazda samochodem jest jednym z głównych czynników przyczyniających się do zanieczyszczenia powietrza.
Atmosferik kirliliğe hoşgörülüdür.Jest tolerancyjny wobec toksycznych zanieczyszczeń.
Bu delik, mekiğin atmosfere yeniden girişi sırasında faciaya sebep olmuştu.Zjawisko to wytłumaczył refrakcją w atmosferze.
Filmdeki çekimlerde uzaktaki yıldızlar göz kırpmaktadır, fakat göz kırpma atmosferik bir etkidir.Planeta krąży blisko gwiazdy, ale może mieć atmosferę.
15 Aralık 1970'te Venüs atmosferine girdi.Sonda weszła w atmosferę 15 grudnia 1970.
Birkaç toplu konut bölgesi inşa edildi fakat şehir merkezi Barok atmosferini koruyabildi.Flera hushåll byggdes, men stadscentrumet behöll sin barocka atmosfär.
1902'de Ramsay ksenonun Dünya atmosferindeki oranını 20 milyonda bir olarak tahmin etti.1902 uppskattade Ramsay proportionen xenon i jordens atmosfär till en på 20 miljoner.
Atmosfer bilimde genellikle verilen alternatif tanımda bu aralık 3 Hz ile 3 kHz'dir.Inom atmosfärisk vetenskap ges vanligtvis en alternativ definition, från 3 Hz till 3 kHz.
Steve Englehart ve Julie Hickson, Sam Hamm senaryoyu yazmadan önce filmin atmosferini belirledi.Steve Englehart och Julie Hickson skrev ukast till filmen innan Sam Hamm skrev det första manuset.
Titan, Merkür'den daha büyüktür ve Güneş Sistemi'nde önemli bir atmosfere sahip olan tek uydudur.Titan är större än Merkurius och är den enda månen i solsystemet med en betydande atmosfär.
Endüstri devriminden beri atmosferdeki kükürt ve azot oksitlerinin seviyesi arttı.Sedan industriella revolutionen har utsläppen av svaveldioxid och kväveoxider ökat.
Müzik ise duygusal, melankolik ve atmosferiktir.Musiken är både aggressiv och melankolisk.
Ksenon Güneş atmosferinde, Dünya'da ve asteroidlerde ve kuyrukluyıldızlarda göreli olarak seyrek bulunur.Xenon är relativt ovanlig i solens atmosfär, på jorden, och i asteroider och kometer.
Bir litre ksenonun atmosferden eldesi 220 kilowatt saat enerji gerektirir.Extraktionen av en liter xenon från atmosfären kräver cirka 220 wattimmar energi.
35S atmosferde 40Ar'un kozmik ışınlarla parçalanmasıyla oluşur.35S bildas från kosmisk spallation av 40Ar i atmosfären.
Mars atmosferinde ksenonun bulunuşu Dünya'dakine benzerdir: yaklaşık olarak milyonda 0.08 parça.Mars atmosfär påvisar ungefär samma halt xenon som jordens: 0,08 ppm.
Galileo yörüngeden 1995 yılında Jüpiter’in atmosferine bir sonda göndermiştir.Kretsaren Galileo släppte även ned en sond i Jupiters atmosfär år 1995.
Yukarıdaki atmosfer denklemnindeki her τ x {\displaystyle \tau _{x}} için bu hesaplanır.Hänsyn har tagits till detta i varje τ x {\displaystyle \tau _{x}} i atmosfärekvationen ovan.
En yakın karasal atmosfere sahip olan gezegenler arasında, Tau Ceti e yaklaşık 11.9 ışık yılı uzaklıkta.Den närmaste ensamma sol-liknande stjärnan är Tau Ceti, vilken ligger ungefär 11,9 ljusår bort.
Daha yüksek atmosfer basıncı, suyun sıvı kalacağı aralığı arttırır.Högre tryck i atmosfären kan utöka det område där vattnet kan förbli flytande.
NASA tarafından inşa edildi ve atmosfer içinde test edildi.Enterprise användes av NASA i luften och på marken för utvärdering.
Bu iki kabuk atmosfer tarafından birbirinden ayrılıyordu ve her birinin ayrı manyetik kutupları vardı.Atmosfärer skulle skilja dessa skal och varje lager ha sin egen magnetiska pol.
Çoğunlukla karbon dioksitten oluşan önemli bir atmosferi vardır.Den har en tunn atmosfär till största delen bestående av koldioxid.
Moleküler azot, büyük oranda Satürn'ün Ay'ı Titan'ın atmosferinde bulunur.Moln av dicyanoetyn-is har kontaterats i saturnusmånen Titans atmosfär.
Meteor ancak atmosfere girdikten sonra fark edildi.Innan dess inträde i atmosfären hade meteoroiden inte upptäckts.
Başta tarihi ve askeri bazı gerçekler bu sürreal atmosferi sağlamak uğruna bilerek saptırılmıştır.Alla objektiva fakta innan och efter kommer att ses genom detta subjektiva medvetande.
Yörünge ve hizmet modülleri tek kullanımlık olup atmosfere yeniden girişte imha edilir.Vanliga användningsområden är skydd inom rymdfart vid återinträde i atmosfären och inom industri.
22 Temmuz 1972'de Venüs atmosferine girdi.Farkosten nådde Venus yta den 22 juli 1972.
Solunum sistemi, kan ile atmosfer havası arasında gaz değişimini sağlamaya hizmet eden bir sistemdir.Mellan dessa lameller finns luft så att gasutbytet kan ske mellan luften och blodet.
İstasyon 29 Temmuz 1982'de dünya atmosferine girerek yandı.Farkosten brann upp i jordens atmosfär den 2 juli 1997.
Troposfer, atmosferin yere temas eden en alt katıdır.Troposfären är det lägsta av lagren i jordens atmosfär.
Konakta sanat atmosferi içinde büyüdü.Han växte upp i en konstnärlig miljö.
Atmosferik demiryolu sistemi İngiliz mühendis Isambard Kingdom Brunel tarafından tasarlandı.Den är designad av Isambard Kingdom Brunel.
Merkür'ün önemsenmeyecek kadar az olan atmosferi Güneş rüzgârı nedeniyle yüzeyinden kopan atomlardan oluşur.Merkurius nästan obetydliga atmosfär består av atomer som blåsts dit från solen av solvinden.
Atmosferdeki aşırı CO2'in lisoklin alanlarının küçülmesinin temel nedeni olduğu düşünülmektedir.Dels för att koncentrationen av koldioxid i atmosfären är så låg.
Aşağı atmosferde en yaygın radikal moleküler dioksijendir.Den största naturliga källan till svaveldioxid är vulkaner.
Gaz halindeki azot (N2), atmosferin %78'ini oluşturur.Kväve förekommer rikligt i atmosfären som allotropen kvävgas (N2) där den står för cirka 78 % av volymen.
Bacalardan atılan kükürt ve azot oksitler, rüzgarla birlikte ortalama 2-7 gün içerisinde atmosfere ulaşırlar.Sedan får markvattnet ställa sig i jämvikt med atmosfären under något eller några dygn.
Azot, dünya atmosferinin yaklaşık %78'ini oluşturur ve tüm canlı dokularında bulunur.Jordens atmosfär innehåller ca 78 % kväve, och rymmer den största delen av jordens kväve.
Atmosferik sönme konumu ve rakıma göre değişir.Atmosfärisk extinktion varierar med läge och altitud.
Konserlerde, Ohlin sahnede istediği atmosfer ve görüntüyü vermeye çok uğraşırdı.Олін був готовий на все, щоб досягти бажаного образу і атмосфери на концертах.
Atmosfer ve dış Uzay ile kesin bir sınır yoktur.Між атмосферою і космічним простором не існує чіткої межі.
Atmosfer Atmosferin katmanlarıКлімат Атмосфера
Hotel Earle adını verdikleri bu set, yeni projenin öyküsünün ve atmosferinin temelini oluşturuyordu.Ця будівля, яку вони називали «Hotel Earle», стала рушійною силою історії та настрієм нового проекту.
İlk başlarda ilkel ikincil atmosferin çoğunlukla amonyak ve metan içerdıği düşünülürdü.Спочатку вважалося, що вторинна атмосфера Землі містила в основному аміак та метан.
Fanyamar, Bulutlar Ülkesi, Bulutların oluştuğu yukarı atmosfer.Фаньямар ( кв. Fanyamar), екзосфера - шар атмосфери, де утворюються хмари .
Neptün katı bir yapıya sahip olmadığı için, atmosferi enleme göre farklı hızlarda döner.Оскільки Нептун не має твердої поверхні, його атмосфері властиве диференціальне обертання.
Mars'ın atmosferi, Mars'ı çevreleyen gaz tabakasıdır.Атмосфера Марса — газова оболонка, що оточує планету Марс.