Tamam, ve duyguyu hissettiğin zaman -- biraz zaman alabilir -- camı şişenin içine atmanı istiyorum.ガラス片を瓶の中へ落してください
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.Aika on heitellä kiviä ja aika kerätä kivet. Aika on syleillä ja aika olla syleilemättä.
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.čas hádzaniu kameňov a čas shromažďovaniu kameňov, čas objímaniu a čas vzdialeniu sa od objímania,
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.čas razmetavanja kamenov in čas zbiranja kamenov, čas objemanja in čas, zdrževati se objemanja,
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.Čas rozmítání kamení a čas shromažďování kamení, čas objímání a čas vzdálení se od objímání;
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.có kỳ ném đá , và có kỳ nhóm đá lại ; có kỳ ôm_ấp , và có kỳ chẳng ôm_ấp ;
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.có kỳ ném đá, và có kỳ nhóm đá lại; có kỳ ôm ấp, và có kỳ chẳng ôm ấp;
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.Czas rozrzucania kamieni, i czas zbierania kamieni; czas obłapiania, i czas oddalenia się od obłapiania;
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.돌을 던져 버릴 때가 있고 돌을 거둘 때가 있으며 안을 때가 있고 안는 일을 멀리 할 때가 있으며
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.Stein zerstreuen und Steine sammeln, herzen und ferne sein von Herzen,
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.tempo de espalhar pedras, e tempo de ajuntar pedras; tempo de abraçar, e tempo de abster-se de abraçar;
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.Tid til at kaste Sten, og Tid til at sanke Sten, Tid til at favne og Tid til ikke at favne,
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.tiempo de esparcir piedras y tiempo de juntar piedras; tiempo de abrazar y tiempo de dejar de abrazar
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.waktu untuk bersenggama dan waktu untuk pantang senggama, waktu untuk memeluk dan waktu untuk menahan diri
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.время разбрасывать камни, и время собирать камни; время обнимать, и время уклоняться от объятий;
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.עת להשליך אבנים ועת כנוס אבנים עת לחבוק ועת לרחק מחבק׃
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.لتفريق الحجارة وقت ولجمع الحجارة وقت. للمعانقة وقت وللانفصال عن المعانقة وقت.
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.拋 擲 石 頭 有 時 、 堆 聚 石 頭 有 時 . 懷 抱 有 時 、 不 懷 抱 有 時
Taş atmanın zamanı var, taş toplamanın zamanı var. Kucaklaşmanın zamanı var, kucaklaşmamanın zamanı var.拋擲 石頭 有 時 、 堆聚 石頭有時.懷抱有 時 、 不 懷 抱有時
Tweet atmanız şart değil birçok insan, paylaşmaktan çok, dinlemek için kullanıyor.Beaucoup d'utilisateurs lisent les infos sans forcément partager de tweets
Tweet atmanız şart değil birçok insan, paylaşmaktan çok, dinlemek için kullanıyor.아는것은 중요합니다 많은 분들이 공유하는 것 보다는, 그저 듣기만 합니다
Tweet atmanız şart değil birçok insan, paylaşmaktan çok, dinlemek için kullanıyor.Mnohí viac sledujú, ako zdieľajú.
Tweet atmanız şart değil birçok insan, paylaşmaktan çok, dinlemek için kullanıyor.Mnoho ho používá jen ke sledování než ke sdílení
Tweet atmanız şart değil birçok insan, paylaşmaktan çok, dinlemek için kullanıyor.Monet käyttävät sitä vain kuunteluun jakamisen sijaan.
Tweet atmanız şart değil birçok insan, paylaşmaktan çok, dinlemek için kullanıyor.Muchos lo utilizan sólo para escuchar, en vez de compartir
Tweet atmanız şart değil birçok insan, paylaşmaktan çok, dinlemek için kullanıyor.Twitter zu genießen Viele nutzen es nur zu hören, anstatt Sie zu teilen
Tweet atmanız şart değil birçok insan, paylaşmaktan çok, dinlemek için kullanıyor.Wielu korzysta z Twittera raczej żeby słuchać niż się dzielić.
Tweet atmanız şart değil birçok insan, paylaşmaktan çok, dinlemek için kullanıyor.Многие используют его больше для чтения, чем для публикации.
Tweet atmanız şart değil birçok insan, paylaşmaktan çok, dinlemek için kullanıyor.Много хора го използват повече за да слушат, отколкото за да споделят.
Tweet atmanız şart değil birçok insan, paylaşmaktan çok, dinlemek için kullanıyor.כדי להינות מטוויטר רבים משתמשים בו רק כדי להקשיב מאשר לשתף
Tweet atmanız şart değil birçok insan, paylaşmaktan çok, dinlemek için kullanıyor.لأستمتاع في تويتر العديد من المستخدمين يفضلون المتابعة بصمت ,بدلاً من المشاركة
Tweet atmanız şart değil birçok insan, paylaşmaktan çok, dinlemek için kullanıyor.多くのユーザーはシェアするよりも 他人のツイートを見るだけなんです 写真をアップロードして 必要情報を入力し
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Anda benar-benar harus membuang semua anggapan Anda itu.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Chỉ cần đưa ra những giả định.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Dovete gettare le vostre supposizioni dalla finestra.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Du måste verkligen kasta ut dina förutfattade meningar genom dörren.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.여러분들의 생각을 문 밖으로 그냥 던지십시오
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Man skal virkelig bare kaste sine antagelser ud af vinduet.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Na verdade, temos simplesmente de deitar fora os nossos pressupostos.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Prostě jen zahoďte svoje domněnky.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Prosto sa zbavte svojich domnienok.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Realmente deben desechar sus creencias.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Sie müssen wirklich Ihre Annahmen über Bord werfen.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Ténylegesen dobják ki a feltevéseiket az ablakon!
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Vous devez vraiment oublier vos présomptions.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Πραγματικά πρέπει να πετάξετε τις υποψίες σας έξω από την πόρτα.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Відкиньте геть свої припущення.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Вы должны буквально выбросить из головы свои предположения.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.Наистина трябва да захвърлите всички предположения.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.צריך פשוט להשאיר את ההנחות בצד.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.إنك في الواقع تكون قد حصلت على دحض لافتراضاتك.
Varsayımlarınızı gerçekten sadece kapıdan dışarı atmanız gerekiyor.考え方を少し変えてみましょう
Ve bireysel ruhtan Atman'a giden yol, tanrısal lütuf gerektiriyor.En de individuele ziel naar het Atman is een stap die gratie nodig heeft .
Ve bireysel ruhtan Atman'a giden yol, tanrısal lütuf gerektiriyor.E passare dall'anima individuale all'Atman è un passo che ha bisogno di grazia.
Ve bireysel ruhtan Atman'a giden yol, tanrısal lütuf gerektiriyor.Y el alma individual de Atman es un paso necesario para la gracia
Ve bireysel ruhtan Atman'a giden yol, tanrısal lütuf gerektiriyor.Шаг от индивидуальной души к Атману требует благодати.
Ve sizlere eğer fırsatınız olursa, aşağıdaki TED Laboratuvar'larına göz atmanız konusunda ısrar ediyorum.Arra bíztatom önöket, ha lesz lehetőségük, hogy nézzék meg közelebbről is odalent a TED Lab termünkben.
Ve sizlere eğer fırsatınız olursa, aşağıdaki TED Laboratuvar'larına göz atmanız konusunda ısrar ediyorum.Chciałbym was również uczulić byście przyjrzeli mu się bliżej w TED Lab.
Ve sizlere eğer fırsatınız olursa, aşağıdaki TED Laboratuvar'larına göz atmanız konusunda ısrar ediyorum.Dan saya ingin mengajak Anda, jika ada kesempatan, untuk melihat lebih dekat di Laboratorium TED di bawah.
Ve sizlere eğer fırsatınız olursa, aşağıdaki TED Laboratuvar'larına göz atmanız konusunda ısrar ediyorum.Ik dring er bij jullie op aan om het hier beneden in het TED lab eens nader te gaan bekijken.