Ağabeyi Ruben Yusuf'a kıyamadı ve onu ıssız bir yerdeki susuz kuyuya atmalarını tavsiye etti.Ruben, il primogenito, si oppose consigliando di chiuderlo in un pozzo.
Atmacalar eğitildikten sonra avlarda kullanılabilmektedir.Possibile mangiare nell'immediato post-allenamento.
Disk ve gülle atmada mücadele etmiştir.Ha anche provato a lanciare il giavellotto e il disco.
Bunların ikisini sözleşmeli takımı Trabzonspor'a atmıştı.Entrambe avrebbero aggirato la tratta Treviglio–Coccaglio.
19 Ocak 1989'da atmosfere tekrar girmiştir.Rientrò nell'atmosfera il 19 dicembre del 1978.
Aynı fikri yeniden ortaya atmaktaydı.E ha continuato a ribadire il concetto.
1 kez de EFL Cup'ta forma giyen Cissé 1 gol atmıştır.A livello europeo hanno vinto 1 EFAF Cup.
Johny Depp, oyunculuğa ilk adımını bu filmle atmıştır.Johnny Depp è stato il primo attore a prendere parte al film nel ruolo del protagonista.
Michael Jackson bu ödüllerde toplam 8 Grammy alarak bugüne kadar kırılamayan bir rekora imza atmıştır.Michael Jackson ha stabilito in questa edizione il record di otto premi vinti.
Yaşadığı büyük sakatlıklara rağmen 59 gol atmayı başardı.Nonostante gli ostacoli, Tom riesce a vincere.
Bunun nedeni, böbreklerin fazla şekeri kandan atmak için aşırı çalışmasıdır.Deve però mantenere una quantità elevatissima di zuccheri nel proprio sangue.
Ancak dövdükçe ayaklanır ve elindeki crossbow'la ok atmaya başlar.Nonostante sia timido, riesce ad entrare nei litigi con Crow e Aion.
Bu uçuşla insanoğlu ilk defa atmosfer dışına çıkmış ve ilk defa dünya yörüngesinde tur atmış oluyordu.Questo mentre l'entità si svegliò per la prima volta, ritornando nello spazio.
Atmosferik basınçın artması gerekir.La pressione atmosferica.
Kubizm sanat ve tasarım dünyasında bir devrim sayılacak yeni fikirler ortaya atmıştır.Pensieri e idee per una rivoluzione integrata.
"ATMOSFERİK NEM ve YAĞIŞ" (PDF).Il dolore è asciutto e muto" (pg.
Her düzeyin benzersiz bir atmosferi vardır.Ogni ambiente è caratterizzato da una diversa altezza.
Şairler!” gibi alaycı sloganlar atmışlardır.Abbandonate una volta questo pazzo spirito di poesia!.
İlk lig golünü ise 15 Eylül 2012'de oynanan Antalyaspor karşılaşmasında atmıştır.Il suo primo gol lo segna all'Antalyaspor nella quarta giornata del Super lig giocato il 15 settembre 2012.
Güneye kimse kontur atmadı.Perché nessuno al Sud sia senza speranza.
Belirgin olan bir şey; atmosferin üst seviyesinin 30 km civarında son bulduğudur.L'altro mezzo specificato è l'atmosfera sopra gli 8 chilometri di altezza.
Aynı şekilde amaç maddeyi olabildiği kadar uzağa atmadır.Nessun altro strumento è in grado di amplificare così tanto l'effetto quanto lei.
Osmanlı donanması üç sıra olarak demir atmıştı.La Marina militare rumena ordinò 3 esemplari.
Dış atmosferi şişkin ve seyrektir.Il risultato è spettrale e atmosferico.
Columbia mekiği ise 2003 yılının Şubat ayında atmosfere tekrar girişi sırasında parçalarına ayrılmıştır.Il Columbia si ruppe durante il rientro a febbraio 2003.
Dava sırasında mürettebat ile geminin imalatçıları arasında suçu birbirinin üzerine atma çabaları görülür.Nella disputa nata tra il capitano e l'equipaggio, il capitano avrebbe avuto la peggio.
Dünya'da 1 standart atmosfer basıncı 101.325 Pa'dır.La pressione relativa inoltre non può scendere al di sotto di un valore negativo, fissato pari a −101 325 Pa.
Cirit atma, atletizm dallarından olan bir spordur.Fa eccezione de atletiek che segue una regola delle de-woorden.
Oyuncu televizyonda da başarılı işlere imza atmaktadır.L'attrice inizia così a lavorare in TV ottenendo successo.
Bu nedenle, bacakları kırmadan adım atmak gerekir.In seguito viene fatto un passo avanti portando le gambe divaricate.
İp atma cevizi ipin ucuna ip ağırlığı toplayıp ipi daha kolayca atabilmek için kullanılır.Tende a far attorcigliare la corda e a usurarla piuttosto rapidamente.
Angel ise onu neden hala dışarı atmadığını merak etmektedir.RJ la segue chiedendosi perché se ne sia andata.
Konyaspor'da ilk golünü 2. haftada Eskişehirspor'a atmıştır.Sigla la sua prima doppia-doppia a novembre contro l'Estudiantes.
Cesedini ise o daireye getirip kendileri aşağıya atmışlardır.Egli li spinse nella loro città e devastò i loro campi.
Manfred ise gergedanları adım atmamaları konusunda tehdit eder.Tony accetta, a condizione che non pesti i piedi a nessuno.
Avusturyalılar hiçbir zaman cumhuriyetin lehine oy atmadılar.Era ormai convinta che le autorità austriache non avrebbero mai ceduto.
Bütün bu aşamaların hepsine atmacacılık denir.L'insieme di tutte queste operazioni viene chiamato stigliatura.
Yavaş, karamsar ve atmosferik bir kayıttı.Che dolcissimo, imperdibile disco, che atmosfera meravigliosa.
Ocak 1990'da profesyonelliğe adım atmıştır.Diventò professionista nel gennaio del 1990.
Ted eski sevgililerinden aldığı hediyeleri atmamıştır.Invece, il re offrì alle sue amanti numerosi regali.
Böylece gerçek savaş atmosferini yakalayabileceğiz.Qui si trova il Cibo Reale AIR.
İlk golünü, üçüncü maçında Crystal Palace'a karşı atmıştır.Il 5 ottobre segna il suo terzo gol nella gara contro il Crystal Palace.
Doğum adı Shahrukh olmasına rağmen, Shah Rukh şeklinde imza atmaktadır.E anche se il suo nome di nascita è Shahrukh Khan preferisce Shah Rukh Khan ed è di solito abbreviato in SRK.
Şairliğin yanı sıra ok atmada, kılıç ve tüfek kullanmada ustalaştı.È molto bravo nell'uso delle spade e delle lance.
Atmosferik kırılım terimi ışığın kırılmasında da kullanılır.Le ossa mostrano infatti anche segni di esposizione all'atmosfera.
Tutulan bu ısı atmosferi ısıtır.Questo farebbe precipitare le temperature nell'atmosfera.
Sönmemiş sigara izmariti ve kibriti yere atmak.Nervosamente, si accende una sigaretta e finisce per dar fuoco a un cuscino.
Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi.Ingegneria sanitaria e città meridionale.
Dante'nin ellerini ve ayaklarını sarar ve yumruk tekme atmasını sağlar.Dante inganna gli agenti e si lascia colpire.
Ama yerlere çöp atmayın.Non accettare le pūjā.
İnsan anatomisi üzerine de kapsamlı çalışmalar yaparak, bilimsel teoriler ortaya atmıştır.Pubblicò un saggio sull'anatomia umana.
İlk defa bu yıllarda yazılarının altına kendi imzasını atmaya başlar.Scrisse per La Voce nei primi anni della sua pubblicazione.
Bana da gidip atmak düştü.Ti vieni gettar su me.
Genç yaşta opyunculuğa adım atmıştır.Aderì in gioventù alla SFIO.
Senkron bir devrede, devrenin tüm durumu sadece saat atmalarında değiştirilebilir.Un atleta può essere salvato dalla campana solo nell'ultimo round.
Burns öfkeyle onu işten atmakla tehdit eder.Brandon contrariato, minaccia di licenziarsi.
Takım 6 maçta gol atmayı da başaramadı.La squadra non riuscì a segnare alcun touchdown nelle ultime sei partite.
Aynı şekilde Atman da her yerdedir..La mia anima è ovunque tu sia.
Giuly, Fransa formasını 17 kez giydi ve 3 gol atma başarısı gösterdi.Foley si ruppe il naso ed ebbe bisogno di diciassette punti di sutura dopo l'incontro.
2006 yılında yetişkin film sektörüne adım atmıştır.Nel 2002 si è ritirata dal cinema per adulti.