Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı.And you were on the brink of a pit of fire, and He saved you from it.
Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkamayacaklardır.They will want to leave the Fire, but they will not leave it.
Kendilerinizi ve ailelerinizi öyle bir ateşten koruyun ki, yakıtı insanlarla taşlardır.Protect yourselves and your families from a Fire, whose fuel is people and stones.
Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkacak değillerdir.They will want to leave the Fire, but they will not leave it.
Bu, inkar edenlerin zannıdır. Vay o inkar edenlerin ateşteki haline!That is the assumption of those who disbelieve—so woe to those who disbelieve because of the Fire.
Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.Protect yourselves and your families from a Fire, whose fuel is people and stones.
Bedbaht olanlar ateştedirler.As for those who are miserable, they will be in the Fire.
Biz, kâfirlerle ilâhları arasına ateşten bir engel koymuşuzdur.And We will place between them a barrier.
Kendinizi ve ailenizi bir ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır.Protect yourselves and your families from a Fire, whose fuel is people and stones.
Onlar ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değiller.They will want to leave the Fire, but they will not leave it.
Bu sadece kâfirlerin bir zannı ve iddiasıdır. Artık o ateşten vay haline o kâfirlerin!That is the assumption of those who disbelieve—so woe to those who disbelieve because of the Fire.
Kendilerinizi ve ailenizi, yakıtı insanlarla taşlar olan o müthiş ateşten koruyun.Protect yourselves and your families from a Fire, whose fuel is people and stones.
Ateşten çıkmak isterler; ama çıkamazlar.They will want to leave the Fire, but they will not leave it.
Talihsizler ateştedir.As for those who are miserable, they will be in the Fire.
Ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için sürekli bir azab vardır.They will wish to get out of the Fire, but they shall not, theirs shall be a lasting punishment.
(Orda) Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azap vardır.They will wish to get out of the Fire, but they shall not, theirs shall be a lasting punishment.
Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azab vardır.They will wish to get out of the Fire, but they shall not, theirs shall be a lasting punishment.
Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.They will wish to get out of the Fire, but they shall not, theirs shall be a lasting punishment.
Onlar ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değiller. Onlara devamlı bir azap vardır.They will wish to get out of the Fire, but they shall not, theirs shall be a lasting punishment.
Dini inkâr edenlere ateşten elbiseler biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar sular dökülür.Garments of fire have been prepared for the unbelievers.
Ateşten çıkmak isterler; ama çıkamazlar. Onlar sürekli bir cezaya mahkum olmuşlardır.They will wish to get out of the Fire, but they shall not, theirs shall be a lasting punishment.
Poland - Sękacz normalde açık ateşte şiş üzerinde pişirilir.Poland - Sękacz is a similar cake also cooked on a spit, normally over an open fire.
Ateşte yürüyen onlardı ve törenler sırasında kurbanların iç organlarını taşıyorlardı. [1]They were firewalkers and carried about the entrails of sacrifices during ceremonies.[2]
İlk havari Christopher Tärnström, 1746'da Côn Sơn Adası'nda tropikal bir ateşten öldü.The first apostle, Christopher Tärnström, died of a tropical fever on Côn Sơn Island in 1746.
Hyperippe bir dalgıçkuşu olur, çünkü ateşten kaçmak için suya atlamıştır. [4]Hyperippe was changed into a diver, because she jumped into water to escape fire.[4]
Bu tedavi hastanın kontrollü ateşten daha az korkmasını sağlayarak hastayı sakinleştirebilir.This can calm the patient to make them less afraid of controlled fire.
Şişe geçirilip ateşte pişirilebilir.It may be assembled on a skewer and cooked over a fire.
Vasık yüksek ateşten öldüğünde, Mütevekkil onun yerine geçti.When Al-Wathiq died of high fever, Al-Mutawakkil succeeded him.
Hayatı boyunca romatizmal ateşten muzdarip bir ablası Johanne vardı.She had an older sister, Johanne, who suffered from rheumatic fever throughout her life.
Nur veya ateşten yaratılan melekler : [1] semavi yerleşikler ve Allah'ın hizmetçileridirler.Angels, created from light (nur) or fire (nar):[43] the heavenly hosts, and servants of God.
Tom' un ateşten başı dönüyordu.Tom war von der Hitze schwindelig.
Daha önceden cehennemde kıyametin ateşten tacını giyerdi.Monterovere) in Stellung und begann Verena ihrerseits unter Feuer zu nehmen.
Ona göre tüm evren ateşten var olmuştur ve bir süre sonra yine ateşe dönecektir.Er findet seine Stange, die nun im Feuer gehärtet ist, und kehrt schnell zurück.
Ancak önce Leo ve Holly de ateşte yıkanıp hayatlarını uzatmalılardır.Vorher sollen auch Leo und Holly in der Flamme baden und dadurch ihr Leben verlängern.
İnsan ruhu aslında ateşten meydana gelmiştir; ancak bu ateş ruh haline dönüşürken nemlenen bir ateştir.Der Mensch stehe zwischen Himmel und Totenreich, zur Hölle sei hingegen das Leben selbst geworden.
Bu aşk her ikisi için de ateşten bir gömleğe dönüşür.Liebe ist ein Hemd aus Feuer.
Gözle görülemeyen, ateşten yaratılmış varlık.Er pflegte und überwachte deren Feuer.
Çoğunlukla yüksek ateşten şikâyetçiydi.Meist wurde dadurch hohes Fieber ausgelöst.
Baba rüyasında oğlunun kordan (ateşten) doğacağını görür.Ist ihm doch die Mutter für die Pflege ihres Sohnes dankbar.
Saçları ateştendir.Ihr Haar ist getickt.
IMDb'de Kısık Ateşte 15 Dakika SinemaTürk'te Kısık Ateşte 15 DakikaVerliebtheit ist schlimmer als Liebe) Kısık Ateşte 15 Dakika (dt.
Cinler gibi, şeytanlar da ateşten yaratılır.Und es erschienen ihnen Zungen, die sich zerteilten, wie von Feuer“ (Apg 2,2–3).
Biraz kaynatıldıktan sonra ateşten indirilir.Diese dienten nach dem Erlöschen des Feuers als Wärmequelle.
Oğullarını ve kızlarını ateşte yakmak üzere Hinnomoğlu Vadisindeki Tofet’te yüksek yerler* yaptılar.Zumeist wird der Verstorbene vom Sohn zur Grabstätte gebracht und auf den gereinigten Boden gelegt.
İlk ateşte 2 saldırgan öldürüldü.Beim letzten Brand starben 2 Menschen.
Çünkü metal ve demir işçiliği ateşten ayrılamaz ve ateş bu zanaatın bir parçasıdır.Eisen steht für das Operationsbesteck und Feuer steht für Ausbrennen.
Bir parça demir ateşte kızdırılır.Doch ein eisernes Buch widersteht dem Feuer.
Sigara içilen masalarda, masa tablasını ateşten korumak için pirinç levha bulunur.Rauchertische haben eine Messingplatte, um die Tischplatte vor Brand zu schützen.
Etini yiyip kendisini ateşte yakacaklar.Der Flöter füttert ihn am Feuer.
Pişince ateşten indirilir.Durch die hohlen Holme wird sie danach der Brennflamme zugeführt.
Hayvanlar ateşten korkar.Les animaux ont peur du feu.
O kendisinin ateşten, Adem'in ise topraktan yaratıldığı söyler ve secde etmez.Certes il n'y eût ni de coups de feu, ni bombes, ni tués.
Oğlunu ateşte kurban etti; falcılık ve büyücülük yaptı.Il brûla son fils en sacrifice, et encouragea les pratiques de la nécromancie et de la sorcellerie.
Daha önceden cehennemde kıyametin ateşten tacını giyerdi.Celui-ci est touché par une vedette et s'enflamme.
Saçları ateştendir.Ses cheveux sont foncés.
Yemek ateşten indirildikten sonra ince kıyılmış maydanoz ve dereotu ilave edilir.Lorsqu'il brait, l'âne présente des naseaux dilatés et une queue tendue.
Etini yiyip kendisini ateşte yakacaklar.Puis tu le fourneau, et tu pousses le feu .
Açık ateşte kurutma.Cependant ne tirez pas trop sur la bride.
Ama hiçbiri ABD deniz güçlerinin açtığı ateşten kurtulamamıştır.Aucune autre issu que l'enfer ne sera accordée pour les non-croyants.
Bir vampiri yok etmek için onu parçalayıp ateşte yakmak gerekir çünkü kopan organları hareket edebilir.Pour tuer un vampire, il faut le bruler car le découper en petit morceau ne suffit pas.