RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››여호와의 말씀에 내가 그 사면에서 불 성곽이 되며 그 가운데서 영광이 되리라
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Men jag själv, säger HERREN, skall vara en eldsmur däromkring, och jag skall bevisa mig härlig därinne.'»
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Mutta minä olen oleva, sanoo Herra, tulimuuri sen ympärillä ja kunnia sen keskellä.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Pois eu, diz o Senhor, lhe serei um muro de fogo em redor, e eu, no meio dela, lhe serei a glória.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Potem podniosłem oczy swoje i ujrzałem, a oto mąż, w którego ręce był sznur pomiarowy.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Så løftet jeg mine øine op og fikk se en mann som hadde en målesnor i sin hånd.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Und ich will, spricht der HERR, eine feurige Mauer umher sein und will mich herrlich darin erzeigen.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Vì ta , Ðức_Giê - hô-va phán : Ta sẽ làm tường bằng lửa chung_quanh nó , và sẽ làm sự vinh_hiển ở giữa nó .
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Vì ta, Ðức Giê-hô-va phán: Ta sẽ làm tường bằng lửa chung quanh nó, và sẽ làm sự vinh hiển ở giữa nó.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››Y yo seré para ella un muro de fuego alrededor y estaré en medio de ella como su Gloria, dice Jehovah
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››διοτι εγω, λεγει Κυριος, θελω εισθαι εις αυτην τειχος πυρος κυκλω και θελω εισθαι προς δοξαν εν μεσω αυτης.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››защото Аз, казва Господ, ще бъда огнена стена около него, и ще бъда славата всред него.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››И Я буду для него, говорит Господь, огненною стеною вокруг него и прославлюсь посреди него.
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››ואני אהיה לה נאם יהוה חומת אש סביב ולכבוד אהיה בתוכה׃
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››وانا يقول الرب اكون لها سور نار من حولها واكون مجدا في وسطها
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››耶 和 華 說 、 我 要 作 耶 路 撒 冷 四 圍 的 火 城 、 並 要 作 其 中 的 榮 耀
RAB, ‹Ben kendim onun çevresinde ateşten sur ve içindeki görkem olacağım› diyor.››耶和華 說 、 我 要 作 耶路撒冷 四 圍 的 火城 、 並要 作 其中 的 榮耀
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.A nie zostanie z niego nic do jutra; a jeźliby co z niego do jutra zostało, ogniem spalicie.
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.Ani nezanecháte z neho ničoho do rána; a to, čo by zostalo z neho do rána, spálite ohňom.
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.Các ngươi chớ để chi còn lại đến sáng mai; nếu còn lại, hãy thiêu đi.
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.Các ngươi chớ để chi còn lại đến sáng_mai ; nếu còn lại , hãy thiêu đi .
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.És ne hagyjatok belõle reggelre, vagy a mi megmarad belõle reggelre, tûzzel égessétek meg.
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.I må intet levne deraf til næste Morgen, men hvad der bliver tilovers deraf til næste Morgen, skal I brænde.
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.In ne pustite, da bi od njega kaj ostalo do jutra; če pa preostane kaj do jutra, sežgite na ognju.
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.Jangan tinggalkan sedikit pun dari daging itu sampai pagi; kalau ada sisanya, harus dibakar sampai habis
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.아침까지 남겨 두지 말며 아침까지 남은 것은 곧 소화하라
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.Nada dejaréis de él hasta la mañana. Lo que quede hasta la mañana habréis de quemarlo en el fuego
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.Nada dele deixareis até pela manhã; mas o que dele ficar até pela manhã, queimá-lo-eis no fogo.
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.Nezanecháte z něho ničehož do jitra; pakli by co pozůstalo z něho až do jitra, ohněm spálíte.
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.Non ne dovete far avanzare fino al mattino: quello che al mattino sarà avanzato lo brucerete nel fuoco
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.Vous n`en laisserez rien jusqu`au matin; et, s`il en reste quelque chose le matin, vous le brûlerez au feu.
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.και μη αφησητε υπολοιπον απ' αυτου εως το πρωι ο, τι δε περισσευση απ' αυτου εως το πρωι, καυσατε εν πυρι.
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.И да не оставите нищо от него до утринта; ако остане нещо до утринта, изгорете го в огън.
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.не оставляйте от него до утра; но оставшееся от него до утра сожгите на огне.
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.ולא תותירו ממנו עד בקר והנתר ממנו עד בקר באש תשרפו׃
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.ولا تبقوا منه الى الصباح. والباقي منه الى الصباح تحرقونه بالنار.
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.不 可 剩 下 一 點 留 到 早 晨 、 若 留 到 早 晨 、 要 用 火 燒 了
Sabaha kadar bitirmelisiniz. Artakalan olursa, sabah ateşte yakacaksınız.不 可 剩下 一 點 留到 早晨 、 若 留到 早晨 、 要用 火燒了
Sırada, benim favorilerimden biri olan ağır ateşte pişirme hakkında bir kaç ipucu var.A suivre, quelques petites astuces sur un de mes sujets favoris: la cuisson à l'étouffée
Sırada, benim favorilerimden biri olan ağır ateşte pişirme hakkında bir kaç ipucu var.Ed ora, alcuni suggerimenti utili su uno dei miei argomenti preferiti Il brasato.
Sırada, benim favorilerimden biri olan ağır ateşte pişirme hakkında bir kaç ipucu var.Zodadelijk, enkele nuttige tips over een van mijn favoriete onderwerpen, stoven.
Sırada, benim favorilerimden biri olan ağır ateşte pişirme hakkında bir kaç ipucu var.Στη συνέχεια, μερικές χρήσιμες συμβουλες για ένα από τα αγαπημένα μου θέματα Το ψήσιμο.
Sırada, benim favorilerimden biri olan ağır ateşte pişirme hakkında bir kaç ipucu var.Далее я раскрою вам пару секретов о том, как правильно тушить блюда.
Sırada, benim favorilerimden biri olan ağır ateşte pişirme hakkında bir kaç ipucu var.私の大好きな料理、蒸し煮に関する 秘訣よ ハニー・ギャレットの「ハニーをちょっと」でした
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.그는 티푸스 열병으로 죽었습니다. 44세의 나이로, 제 기억에, 43세 아님 44세.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.44歳で亡くなりました 確か 43か44歳です 当時 彼はダブリンの
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.A murit de febră tifoidă la vîrsta de 44, cred, 43 sau 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Er starb an Typhus im Alter von 44, glaube ich, 43 oder 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Hij stierf aan tyfuskoorts op 44-jarige leeftijd geloof ik, 43 of 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Il est mort de la fièvre typhoïde à l'âge de 44 ans, je crois, 43 ou 44 ans.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Morì di febbre tifoidea all'età di 44 anni, credo 43 o 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Murió de fiebre tifoidea a los 44 años, creo, 43 o 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Ông mất vì bệnh thương hàn năm 44 tuổi, tôi nhớ là thế, 43 hay 44 tuổi.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Zmarł na tyfus brzuszny mając, jak sądzę, 44 lata, 43 albo 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Zomrel na týfusovú horúčku, vo veku 44 rokov, myslím, 43 alebo 44 rokov.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Он умер от тифа в 44 года, я думаю в 43 или 44 года.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.Починал от тифоидна треска на 44-годишна възраст, мисля, 43 или 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.הוא מת מטיפואיד בגיל 44, לדעתי. 43 או 44.
Tifodan kaynaklanan yüksek ateşten öldü 44 yaşında, sanırım, 43 ya da 44.لقد مات بسبب حمى التايفويد في عمر 44، كما أعتقد، 43 أو 44.
Ve 12 yaşındaki kızım Christine açılan ateşte öldürüldü.그리고 제 12살 짜리 딸 크리스틴은 총에 맞아 죽었어요.