Felsefi bir gelişmeye Cato kılıcı üzerine kendini atar; ben sessizce almak gemi.船。この中の驚くべきものはありません。
Fiziksel hesaplamalar yapıldığı için sürücü güvenle tur atar. -Řidič naštěstí předem vyřešil tento fyzikální příklad a měl bezpečnostní rezervu.
Fiziksel hesaplamalar yapıldığı için sürücü güvenle tur atar. -אני מניח שהנהג עשה את החישובים הפיזיקליים מראש, כדי לנהוג עם מרווח בטחון.
Fiziksel hesaplamalar yapıldığı için sürücü güvenle tur atar. -وهنا السائق محظوظ لانهم استخدمو الفيزياء مبكرا وهو لديه هامش من الامان
Gece gündüz acayip zamanlarda hep arardı ve bir sürü mesaj atardı.Er rufte an auf komische zeiten von tag und nacht und tekstet viel zu ihm.
Gece gündüz acayip zamanlarda hep arardı ve bir sürü mesaj atardı.Il appelait à des heures incongrues du jour et de la nuit et lui envoyait beaucoup des textes.
Gece gündüz acayip zamanlarda hep arardı ve bir sürü mesaj atardı.Lo chiamava negli orari piu' disparati sia di giorno che di notte e lo messaggiava in continuazione.
Gece gündüz acayip zamanlarda hep arardı ve bir sürü mesaj atardı.Του τηλεφωνούσε περίεργες ώρες μέρα και νύχτα και του έστελνε αρκετά μυνήματα.
Gece gündüz acayip zamanlarda hep arardı ve bir sürü mesaj atardı.メール送ってた 一日に10回以上はね
Golf toplarını toplar ve mayonun içine atarsın, sonra işin bittiğinde yüzlerce topun olur.A labdákat a fürdőnadrágomba zsebében gyűjtöttem. Mire végzel több száz labdád lesz.
Golf toplarını toplar ve mayonun içine atarsın, sonra işin bittiğinde yüzlerce topun olur.En die golfballen gooi je dan gewoon in je zwembroek en als je klaar bent heb je er een paar honderd.
Golf toplarını toplar ve mayonun içine atarsın, sonra işin bittiğinde yüzlerce topun olur.골프공을 집으면 수영복 바지에 넣었고 다 끝나고나면 몇백 개의 골프공을 주울 수 있었습니다.
Golf toplarını toplar ve mayonun içine atarsın, sonra işin bittiğinde yüzlerce topun olur.Prinzi migile de golf şi le pui în slip şi când ai terminat ai câteva sute.
Golf toplarını toplar ve mayonun içine atarsın, sonra işin bittiğinde yüzlerce topun olur.Quando acabava, tinha umas centenas delas.
Golf toplarını toplar ve mayonun içine atarsın, sonra işin bittiğinde yüzlerce topun olur.Si prendono le palline e si mettono nei boxer e si finisce per averne circa 200.
Golf toplarını toplar ve mayonun içine atarsın, sonra işin bittiğinde yüzlerce topun olur.Takhle jsem sbíral míčky a nacpal je do plavek, až jsem jich měl pár stovek.
Golf toplarını toplar ve mayonun içine atarsın, sonra işin bittiğinde yüzlerce topun olur.Tôi lấy những quả bóng và gói chúng trong những cái quần sọc đi bơi khi xong việc tôi có 200 quả.
Golf toplarını toplar ve mayonun içine atarsın, sonra işin bittiğinde yüzlerce topun olur.Wsadzałem je sobie do kąpielówek. Pod koniec miałem ich kilkaset.
Golf toplarını toplar ve mayonun içine atarsın, sonra işin bittiğinde yüzlerce topun olur.Μάζευα τις μπάλες του γκολφ και τις πετούσα στο μαγιό μου και όταν τελείωνα είχα καμιά διακοσαριά.
Golf toplarını toplar ve mayonun içine atarsın, sonra işin bittiğinde yüzlerce topun olur.ואתם משיגים את כדורי הגולף ופשוט זורקים אותם בכיסים של בגד הים וכשאתם מסיימים יש לכם מאות כדורים
Golf toplarını toplar ve mayonun içine atarsın, sonra işin bittiğinde yüzlerce topun olur.كنت اخرجها بقدمي وارميها الى حقيبة بقربي وعندما انتهي من التجميع يكون لدي مئتين من الكرات الصغيرة
Golf toplarını toplar ve mayonun içine atarsın, sonra işin bittiğinde yüzlerce topun olur.終わる頃には200個も溜まっていました 問題はみんな古いゴルフボールは欲しがらないということです
Gücü. >> Adam: [kahkaha atar] Kadın:[cười] người phụ nữ: tôi tình yêu từ "mamihlapinatapai."
Güle güle, dede. [kahkaha atar][cười]
HA: Bize makinalı silahları, Kalishnikov, roket atar, el bombası kullanmayı öğretiyorlar.Ci insegnano a usare mitragliatrici, Kalishnikov,
HA: Bize makinalı silahları, Kalishnikov, roket atar, el bombası kullanmayı öğretiyorlar.알리: 그들은 기관총과 칼리쉬니코프(소총의 일종)
HA: Bize makinalı silahları, Kalishnikov, roket atar, el bombası kullanmayı öğretiyorlar.Megtanítják a gépfegyverek használatát, Kalasnyikovot, rakéta kilövőt, gránátokat, bombákat.
HA: Bize makinalı silahları, Kalishnikov, roket atar, el bombası kullanmayı öğretiyorlar.Mereka mengajari kami menggunakan senapan mesin, Kalishnikov, peluncur roket, granat, bom.
HA: Bize makinalı silahları, Kalishnikov, roket atar, el bombası kullanmayı öğretiyorlar.Uczą nas obsługi CKM, kałasznikowów, wyrzutni rakietowych, granatów, bomb.
HA: Bize makinalı silahları, Kalishnikov, roket atar, el bombası kullanmayı öğretiyorlar.-הם מלמדים אותנו להשתמש במקלעים, בקלצ'ניקוב,
HA: Bize makinalı silahları, Kalishnikov, roket atar, el bombası kullanmayı öğretiyorlar.هازرات: إنهم يعلموننا إستخدام البنادق الآلية، الكلاشينكوف،
HA: Bize makinalı silahları, Kalishnikov, roket atar, el bombası kullanmayı öğretiyorlar.手榴弾、爆弾の使い方を教えるけど
Hala Hillary'yi görebiliyorum çelik işçileriyle çavdar tekleri atarken, çenesinden aşağı akıyor böyle.Jag kan fortfarande se Hillary ta nubbar, spriten rinnandes ner för hennes haka, med stålarbetarna.
Hala Hillary'yi görebiliyorum çelik işçileriyle çavdar tekleri atarken, çenesinden aşağı akıyor böyle.Je vois encore Hillary boire du whisky au seigle, qui lui coulait sur le menton, avec les ouvriers d'aciérie.
Hala Hillary'yi görebiliyorum çelik işçileriyle çavdar tekleri atarken, çenesinden aşağı akıyor böyle.아직도 여전히 힐러리가 철강 근로자들과 라이 위스키를 턱에 흘리면서 마시는걸 볼 수 있잖아.
Hala Hillary'yi görebiliyorum çelik işçileriyle çavdar tekleri atarken, çenesinden aşağı akıyor böyle.Még mindig látom magam előtt, ahogy Hillary az acélmunkásokkal issza a feleseket, ami csöpög le az állán.
Hala Hillary'yi görebiliyorum çelik işçileriyle çavdar tekleri atarken, çenesinden aşağı akıyor böyle.Pamiętam, jak Hillary strzelała lufki żytniówki z pracownikami stalowni.
Hala Hillary'yi görebiliyorum çelik işçileriyle çavdar tekleri atarken, çenesinden aşağı akıyor böyle.Tôi thấy Hilary vẫn làm mánh này, đổ mồ hôi, gặp mặt những công nhân ngành thép.
Hala Hillary'yi görebiliyorum çelik işçileriyle çavdar tekleri atarken, çenesinden aşağı akıyor böyle.Βλέπω ακόμα τη Χίλαρι να πίνει σφηνάκια, το ουίσκι να τρέχει στο πηγούνι της, με τους χαλυβουργούς.
Hala Hillary'yi görebiliyorum çelik işçileriyle çavdar tekleri atarken, çenesinden aşağı akıyor böyle.Още виждам Хилари да жъне ръж, с потекли по брадичката лиги, със стоманолеярите.
Hala Hillary'yi görebiliyorum çelik işçileriyle çavdar tekleri atarken, çenesinden aşağı akıyor böyle.Я до сих пор вспоминаю Хиллари (Клинтон) со сталеварами, пьющую виски стопками, капли стекающие по подбородку.
Hala Hillary'yi görebiliyorum çelik işçileriyle çavdar tekleri atarken, çenesinden aşağı akıyor böyle.אני עדיין רואה את הילארי (קלינטון) מצטלמת עם כוסיות ויסקי על סנטרה, ליד העובדים בתעשיית הפלדה.
Hala Hillary'yi görebiliyorum çelik işçileriyle çavdar tekleri atarken, çenesinden aşağı akıyor böyle.أستطيع أن أرى ما زالت هيلاري تفعل لقطات لالجاودار والمراوغة أسفل ذقنها، مع عمال الصلب.
Hala Hillary'yi görebiliyorum çelik işçileriyle çavdar tekleri atarken, çenesinden aşağı akıyor böyle.製鉄所で汗を流している そういった人たちと私は 毎日 仕事をしている
Hayatını tehlikeye atarak beni korumanın sebebi o, değil mi?Cô ấy là lý do anh đánh đổi cả mạng sống để bảo vệ tôi, phải không?
Hayatını tehlikeye atarak beni korumanın sebebi o, değil mi?Dialah alasan mengapa kamu membahayakan dirimu untuk melindungiku, kan?
Hayatını tehlikeye atarak beni korumanın sebebi o, değil mi?Door haar heb je mij beschermd met jouw leven, huh?
Hayatını tehlikeye atarak beni korumanın sebebi o, değil mi?Ea este motivul pentru care mă protejezi, riscându-ţi viaţa, nu ?
Hayatını tehlikeye atarak beni korumanın sebebi o, değil mi?Es por ella por quien me proteges aún a costa de tu propia vida, ¿cierto?
Hayatını tehlikeye atarak beni korumanın sebebi o, değil mi?Kvůli ní mě ochraňuješ, zatímco riskuješ svůj život?
Hayatını tehlikeye atarak beni korumanın sebebi o, değil mi?Ona je razlog, da me ščitiš in tvegaš življenje, kajne?
Hayatını tehlikeye atarak beni korumanın sebebi o, değil mi?To dla niej chronisz mnie, ryzykując życie, prawda?
Hayatını tehlikeye atarak beni korumanın sebebi o, değil mi?Tu risques ta vie pour moi à cause d'elle, pas vrai ?
Hayatını tehlikeye atarak beni korumanın sebebi o, değil mi?Заради нея ме пазиш рискувай живота си, нали?
Hayatını tehlikeye atarak beni korumanın sebebi o, değil mi?היא הסיבה לכך שאתה מגן ?עליי בסיכון חייך, נכון
[Hepsi kahkaha atar][ALLE] Griner
[Hepsi kahkaha atar]...
[Hepsi kahkaha atar]하하
[Hepsi kahkaha atar]laughing
[Hepsi kahkaha atar] Ugh..[düşme sesi]Es ist wie ich immer gesagt habe: