atalarımız ile cümle

atalarımız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.ובה נחלו האבות עדות׃
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.فانه في هذه شهد للقدماء.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.古 人 在 這 信 上 得 了 美 好 的 證 據
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.古人 在 這信 上 得了 美好 的 證據
Atalarımız çok düşük derecelerdeki buzul çağıyla nasıl başa çıktı?Ako sa naši predkovia popasujú s extrémnymi teplotami doby ľadovej.
Atalarımız çok düşük derecelerdeki buzul çağıyla nasıl başa çıktı?Come affrontarono le Ere Glaciali, in nostri antenati?
Atalarımız çok düşük derecelerdeki buzul çağıyla nasıl başa çıktı?¿Cómo serían nuestros antepasados afrontar las temperaturas extremas de la edad de hielo.
Atalarımız çok düşük derecelerdeki buzul çağıyla nasıl başa çıktı?jak by se naši předci vypořádali s extrémními teplotami doby ledové.
Atalarımız çok düşük derecelerdeki buzul çağıyla nasıl başa çıktı?우리의 조상들이 어떻게 극한 온도의 빙하기에서 살아남을 수 있었겠습니까?
Atalarımız çok düşük derecelerdeki buzul çağıyla nasıl başa çıktı?Как будут наши предки справляться с экстремальным холодом ледникового периода...
Atalarımız çok düşük derecelerdeki buzul çağıyla nasıl başa çıktı?Як наші предки справлялися з надзвичайними температурами в льодовиковий період?
Atalarımız çok düşük derecelerdeki buzul çağıyla nasıl başa çıktı?איך יתמודדו אבותינו הקדמונים עם תנאי הקור הקשים של עידן הקרח?
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››A mi atyáink a mannát ették a pusztában; a mint meg van írva: Mennyei kenyeret adott vala enniök.
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››기록된 바 하늘에서 저희에게 떡을 주어 먹게 하였다 함과 같이 우리 조상들은 광야에서 만나를 먹었나이다
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››Naši otcovia jedli mannu na púšti, jako je napísané: Dal im jesť chlieb z neba.
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››Nos pères ont mangé la manne dans le désert, selon ce qui est écrit: Il leur donna le pain du ciel à manger.
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››Nossos pais comeram o maná no deserto, como está escrito: Do céu deu-lhes pão a comer.
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››Nuestros padres comieron el maná en el desierto, como está escrito: Pan del cielo les dio a comer
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››Očetje naši so jedli mano v puščavi, kakor je pisano: „Kruh iz nebes jim je dal jesti“.
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››Ojcowie nasi jedli mannę na puszczy, jako jest napisano: Chleb z nieba dał im ku jedzeniu.
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››Otcové naši jedli mannu na poušti, jakož psáno jest: Chléb s nebe dal jim jísti.
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››Părinţii noştri au mîncat mană în pustie, după cum este scris: ,Le -a dat să mănînce pîne din cer.``
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››Våra fäder fingo äta manna i öknen, såsom det är skrivet: 'Han gav dem bröd från himmelen att äta.'»
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››Våre fedre åt manna i ørkenen, som skrevet står: Han gav dem brød fra himmelen å ete.
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››Vore Fædre åde Manna i Ørkenen, som der er skrevet: Han gav dem Brød fra Himmelen at æde."
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››Батьки наші манну їли в пустинї, як писано: Хлїб з неба дав їм їсти.
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››Отцы наши ели манну в пустыне, как написано: хлеб с неба дал им есть.
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››אבותינו אכלו את המן במדבר כאשר כתוב לחם מן השמים נתן למו לאכל׃
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››آباؤنا اكلوا المّن في البرية كما هو مكتوب انه اعطاهم خبزا من السماء ليأكلوا
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››我 們 的 祖 宗 在 曠 野 喫 過 嗎 哪 、 如 經 上 寫 著 說 、 『 他 從 天 上 賜 下 糧 來 給 他 們 喫 。
‹‹Atalarımız çölde man yediler. Yazılmış olduğu gibi, ‹Yemeleri için onlara gökten ekmek verdi.› ››我 們 的 祖宗 在 曠野喫過 嗎哪 、 如經 上 寫著說 、 『 他 從 天上賜下糧來給 他 們喫 。
Atalarımızdan, maymunsulardan biri bugün hâlâ hayatta olsaydı,Cicatrizes.
Atalarımızdan, maymunsulardan biri bugün hâlâ hayatta olsaydı,만약 우리 조상 유인원들이 지금까지 살아있다면,
Atalarımızdan, maymunsulardan biri bugün hâlâ hayatta olsaydı,Si uno de nuestros simios ancestros estuviera vivo hoy,
Atalarımızdan, maymunsulardan biri bugün hâlâ hayatta olsaydı,אם אחד מאבותינו הקופים עדיין חי היום,
Atalarımızdan, maymunsulardan biri bugün hâlâ hayatta olsaydı,إذا كان أحد أسلافنا على قيد الحياة في يومنا هذا،
Atalarımızdan, maymunsulardan biri bugün hâlâ hayatta olsaydı,自然史博物館に電話をせずに
Atalarımız farklı bir dünyada yaşadılar ve, sonuç olarak, onların bizden farklı değerleri vardı.I nostri antenati vissero in un ambiente diverso e conseguentemente, Avevano valori diversi dai nostrii.
Atalarımız farklı bir dünyada yaşadılar ve, sonuç olarak, onların bizden farklı değerleri vardı.우리의 조상들은 매우 다른 환경에서 살아왔고, 결과적으로 우리와는 다른 가치관을 가지고 있습니다
Atalarımız farklı bir dünyada yaşadılar ve, sonuç olarak, onların bizden farklı değerleri vardı.Nasi przodkowie żyli w całkiem innym środowisku i w związku z tym mieli inne wartości niż my.
Atalarımız farklı bir dünyada yaşadılar ve, sonuç olarak, onların bizden farklı değerleri vardı.Nenek moyang kita hidup di lingkungan yang berbeda, akibatnya mereka memiliki nilai berbeda dari kita
Atalarımız farklı bir dünyada yaşadılar ve, sonuç olarak, onların bizden farklı değerleri vardı.Наши предки жили в отличном от нашего окружении и, как следствие, имели отличные ценности.
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.(105:6) Согрешили мы с отцами нашими, совершили беззаконие, соделали неправду.
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Abbiamo peccato come i nostri padri, abbiamo fatto il male, siamo stati empi
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Chúng tôi và tổ phụ chúng tôi đã phạm tội; Chúng tôi có phạm sự gian tà, và làm cách hung ác.
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Chúng_tôi và tổ_phụ chúng_tôi đã phạm_tội ; Chúng_tôi có phạm sự gian_tà , và làm cách hung_ác .
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Grešili smo kakor očetje naši, krivično smo delali, brezbožno ravnali.
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Hemos pecado como nuestros padres; hemos hecho iniquidad; hemos actuado impíamente
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Hrešili sme aj so svojimi otcami; prevrátene sme robili; páchali sme bezbožnosť.
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Kami telah berdosa seperti leluhur kami; kami sudah berbuat jahat dan mendurhaka
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.우리가 열조와 함께 범죄하여 사특을 행하며 악을 지었나이다
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Me olemme tehneet syntiä isäimme kanssa, me olemme pahoin tehneet ja olleet jumalattomat.
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Net als onze voorouders hebben wij heel erg gezondigd. Wij hebben niet geleefd en gehandeld volgens Uw wil.
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Noi am păcătuit ca şi părinţii noştri, am săvîrşit nelegiuirea, am făcut rău.
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Nós pecamos, como nossos pais; cometemos a iniqüidade, andamos perversamente.
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Nous avons péché comme nos pères, Nous avons commis l`iniquité, nous avons fait le mal.
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Vétkeztünk atyáinkkal együtt; bûnösök, gonoszok valánk.
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Vi har syndet med våre fedre, vi har gjort ille, vi har vært ugudelige.
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Vi hava syndat likasom våra fäder, vi hava gjort illa, vi hava varit ogudaktiga.
Atalarımız gibi biz de günah işledik, Suç işledik, kötülük ettik.Vi syndede som vore Fædre, handlede ilde og gudløst.

İlgili Sayfalar