atalarımız ile cümle

atalarımız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.supaya umat-Mu taat kepada-Mu selalu selama mereka tinggal di negeri yang Kauberikan kepada leluhur kami
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.da bi se te bali in hodili po potih tvojih, dokler žive v deželi, ki si jo dal njih očetom.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.Dan zullen zij voor altijd diepe eerbied voor U koesteren en de wegen bewandelen die U hun wijst.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.for at de må frygte dig og følge dine Veje, al den Tid de lever på den Jord, du gav vore Fædre.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.Hogy féljenek téged, járván a te útaidon, míg élnek e föld színén, a melyet adtál volt a mi atyáinknak.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.그리하시면 저희가 주께서 우리 열조에게 주신 땅에서 사는 동안에 항상 주를 경외하며 주의 길로 행하리이다
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.para que te temam e andem nos teus caminhos todos os dias que viverem na terra que deste a nossos pais.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.så de må frykte dig og vandre på dine veier alle de dager de lever i det land du har gitt våre fedre.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.чтобы они боялись Тебя и ходили путями Твоими во все дни, доколе живут на земле, которую Ты дал отцам нашим.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.למען ייראוך ללכת בדרכיך כל הימים אשר הם חיים על פני האדמה אשר נתתה לאבתינו׃
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.لكي يخافوك ويسيروا في طرقك كل الايام التي يحيون فيها على وجه الارض التي اعطيت لآبائنا.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.使 他 們 在 你 賜 給 我 們 列 祖 之 地 上 一 生 一 世 敬 畏 你 、 遵 行 你 的 道
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar ve senin yolunda yürüsünler.使 他 們在 你 賜給 我 們 列祖 之 地上 一生一世 敬畏 你 、 遵行 你 的 道
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.δια να σε φοβωνται πασας τας ημερας οσας ζωσιν επι προσωπου της γης, την οποιαν εδωκας εις τους πατερας ημων.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.за да Ти се боят през всичкото време, когато живеят на земята, която си дал на бащите ни.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.чтобы они боялись Тебя во все дни, доколе живут на земле, которую Ты дал отцам нашим.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.למען יראוך כל הימים אשר הם חיים על פני האדמה אשר נתתה לאבתינו׃
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.لكي يخافوك كل الايام التي يحيون فيها على وجه الارض التي اعطيت لآبائنا.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.使 他 們 在 你 賜 給 我 們 列 祖 之 地 上 、 一 生 一 世 敬 畏 你
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.使 他 們在 你 賜給 我 們 列祖 之 地上 、 一 生 一 世 敬畏 你
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››우리 조상들은 이 산에서 예배하였는데 당신들의 말은 예배할 곳이 예루살렘에 있다 하더이다
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››Naši otcovia sa modlievali na tomto vrchu, a vy hovoríte, že v Jeruzaleme je miesto, kde sa treba modliť.
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››Nos pères ont adoré sur cette montagne; et vous dites, vous, que le lieu où il faut adorer est à Jérusalem.
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››Nossos pais adoraram neste monte, e vós dizeis que em Jerusalém é o lugar onde se deve adorar.
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››Nuestros padres adoraron en este monte, y vosotros decís que en Jerusalén está el lugar donde se debe adorar
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››Očetje naši so na tej gori molili; vi pa pravite, da je v Jeruzalemu kraj, kjer se mora moliti.
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››Otcové naši na této hoře modlívali se, a vy pravíte, že v Jeruzalémě jest místo, kdežto náleží se modliti.
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››Våra fäder hava tillbett på detta berg, men I sägen att i Jerusalem den plats finnes, där man bör tillbedja.»
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››Våre fedre tilbad på dette fjell, og I sier at i Jerusalem er det sted hvor en skal tilbede.
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››Vore Fædre have tilbedt på dette Bjerg, og I sige, at i Jerusalem er Stedet, hvor man bør tilbede."
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››Батьки наші на сїй горі покланялись; а ви кажете, що в Єрусалимі місце, де треба покланяти ся.
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››Отцы наши поклонялись на этой горе, а вы говорите, что место, где должно поклоняться, находится в Иерусалиме.
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››אבותינו השתחוו בהר הזה ואתם אמרים כי ירושלים היא המקום הנבחר להשתחות שמה׃
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››آباؤنا سجدوا في هذا الجبل وانتم تقولون ان في اورشليم الموضع الذي ينبغي ان يسجد فيه.
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››我 們 的 祖 宗 在 這 山 上 禮 拜 . 你 們 倒 說 、 應 當 禮 拜 的 地 方 是 在 耶 路 撒 冷
‹‹Atalarımız bu dağda tapındılar, ama sizler tapılması gereken yerin Yeruşalimde olduğunu söylüyorsunuz.››我 們 的 祖宗 在 這山 上 禮拜 . 你們倒說 、 應當禮 拜 的 地方 是 在 耶路撒冷
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Albowiem przez nią świadectwa doszli przodkowie.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Ấy là nhờ đức tin mà các đấng thuở xưa đã được lời chứng tốt.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Ấy_là nhờ đức_tin mà các đấng thuở xưa đã được lời chứng tốt .
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Durch den haben die Alten Zeugnis überkommen.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.For på grunn av den fikk de gamle godt vidnesbyrd.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Karena beriman, maka orang-orang zaman lampau disenangi oleh Allah
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.선진들이 이로써 증거를 얻었으니라
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Lebo v nej dostali svedoctvo starší predkovia.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.På grund av den fingo ju de gamle sitt vittnesbörd.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Pentrucă prin aceasta, cei din vechime au căpătat o bună mărturie.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Per mezzo di questa fede gli antichi ricevettero buona testimonianza
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Po njej so namreč predniki prejeli pričanje.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Por ella recibieron buen testimonio los antiguos
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Porque por ela os antigos alcançaram bom testemunho.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Pour l`avoir possédée, les anciens ont obtenu un témoignage favorable.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Pro ni zajisté svědectví došli předkové.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.rt ezzel szereztek [jó] bizonyságot a régebbiek.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Sillä sen kautta saivat vanhat todistuksen.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Ved den fik jo de gamle godt Vidnesbyrd.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Vroeger hebben vele mensen vanuit dit geloof geleefd. Zij zijn ook door hun geloof bekend geworden.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Διοτι δια ταυτης ελαβον καλην μαρτυριαν οι πρεσβυτεροι.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.В ней свидетельствованы древние.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.С вяра и сама Сара доби сила да зачене в преминала възраст, понеже счете за верен Този, Който се бе обещал.
Atalarımız bununla Tanrının beğenisini kazandılar.Через неї бо були сьвідчені старі.

İlgili Sayfalar