atalarımız ile cümle

atalarımız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.Ouvistes que foi dito aos antigos: Não matarás; e, Quem matar será réu de juízo.
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.Počuli ste, že bolo povedané starým: Nezabiješ! A ktokoľvek by zabil, bude vinný, aby bol vydaný moci súdu.
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.Slišali ste, da je rečeno starim: „Ne ubijaj; kdor pa ubije, zapade sodbi“.
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.Slyšeli jste, že řečeno jest od starých: Nezabiješ. Pakli by kdo zabil, povinen bude státi k soudu.
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.Słyszeliście, iż rzeczono starym: Nie będziesz zabijał; a ktobykolwiek zabił, będzie winien sądu;
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.Te olette kuulleet sanotuksi vanhoille: `Älä tapa`, ja: `Joka tappaa, se on ansainnut oikeuden tuomion`.
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.Ηκουσατε οτι ερρεθη εις τους αρχαιους, Μη φονευσης οστις δε φονευση, θελει εισθαι ενοχος εις την κρισιν.
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.Вы слышали, что сказано древним: не убивай, кто же убьет, подлежит суду.
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.Чували ви, що сказано старосьвіцьким: Не вбий, а хто вбє, на того буде суд.
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.Чули сте, че е било казано на старовременните: “Не убивай; и който убие излага се на съд”.
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.שמעתם כי נאמר לקדמונים לא תרצח ואשר ירצח מחיב הוא לבית דין׃
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.قد سمعتم انه قيل للقدماء لا تقتل. ومن قتل يكون مستوجب الحكم.
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.你 們 聽 見 有 吩 咐 古 人 的 話 、 說 、 『 不 可 殺 人 、 』 又 說 、 『 凡 殺 人 的 、 難 免 受 審 判 。
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.你 們聽見 有 吩咐 古人 的 話 、 說 、 『 不 可 殺人 、 』 又 說 、 『 凡 殺 人 的 、 難免 受 審判 。
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.a nás vyviedol odtiaľ, aby nás doviedol sem dajúc nám zem, ktorú prisahal našim otcom.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.A wywiódł nas stamtąd, aby nas wprowadził, i dał nam tę ziemię, o którą przysiągł ojcom naszym.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Ci fece uscire di là per condurci nel paese che aveva giurato ai nostri padri di darci
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Él nos sacó de allá para traernos y darnos la tierra que juró a nuestros padres
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.et il nous a fait sortir de là, pour nous amener dans le pays qu`il avait juré à nos pères de nous donner.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Hij leidde ons uit Egypte om ons het land te geven, dat Hij onze voorouders had beloofd.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.in nas je izpeljal odondod, da bi nas privedel v deželo ter nam jo dal, ki je zanjo prisegel našim očetom.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.우리 열조에게 맹세하신 땅으로 우리에게 주어 들어가게 하시려고 우리를 거기서 인도하여 내시고
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.mas nos tirou de lá, para nos introduzir e nos dar a terra que com juramento prometera a nossos pais.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.men os førte han ud derfra for at føre os ind og give os det Land, han havde tilsvoret vore Fædre.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Men oss førte han ut derfra for å føre oss inn i det land han hadde tilsvoret våre fedre, og gi oss det.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Nás pak vyvedl odtud, aby uvedl nás, a dal nám zemi, kterouž s přísahou zaslíbil otcům našim.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Ngài đã đem chúng ta ra khỏi xứ ấy, để dẫn vào xứ Ngài đã thề cùng tổ phụ chúng ta; để ban cho chúng ta.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Ngài đã đem chúng_ta ra khỏi xứ ấy , để dẫn vào xứ Ngài đã thề cùng tổ_phụ chúng_ta ; để ban cho chúng_ta .
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.şi ne -a scos de acolo, ca să ne aducă în ţara pe care jurase părinţilor noştri că ne -o va da.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.а нас вывел оттуда чтобы ввести нас и дать нам землю, которую клялся отцам нашим дать нам ;
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.а нас изведе от там, за да ни въведе в земята, за която се е клел на бащите ни и да ни я даде.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.ואותנו הוציא משם למען הביא אתנו לתת לנו את הארץ אשר נשבע לאבתינו׃
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.واخرجنا من هناك لكي ياتي بنا ويعطينا الارض التي حلف لآبائنا.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.將 我 們 從 那 裡 領 出 來 、 要 領 我 們 進 入 他 向 我 們 列 祖 起 誓 應 許 之 地 、 把 這 地 賜 給 我 們
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.將我們從 那 裡領 出來 、 要領 我 們進 入 他 向 我 們 列祖 起誓 應許 之 地 、 把這 地 賜給 我 們
Atalarımız arasındaki ilişki tam olarak bilinmemektedirBohužiaľ, nemáme kompletné znalosti o vzťahu medzi jednotlivými predkami ľudského rodu
Atalarımız arasındaki ilişki tam olarak bilinmemektedir이 조상들의 관계에 대한 인간의 지식은 불완전합니다
Atalarımız arasındaki ilişki tam olarak bilinmemektedirNemáme přesnou znalost našeho příbuzenství s těmito předky.
Atalarımız arasındaki ilişki tam olarak bilinmemektedirNuestro conocimiento de las relaciones entre estos ancestros es incompleta.
Atalarımız arasındaki ilişki tam olarak bilinmemektedirOnze kennis van de exacte relatie tussen deze voorouders is onvolledig.
Atalarımız arasındaki ilişki tam olarak bilinmemektedirOur knowledge of the exact relationships between these ancestors is incomplete.
Atalarımız arasındaki ilişki tam olarak bilinmemektedirUnser Wissen über die genauen Beziehungen zwischen diesen Vorfahren ist noch unvollständig.
Atalarımız arasındaki ilişki tam olarak bilinmemektedirمعرفتنا بالعلاقات الدقيقة بين هؤلاء الأجداد غير كاملة
Atalarımız arasındaki ilişki tam olarak bilinmemektedirさらに、新しい化石が発見されて、 説が覆されることもあります。
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.aby sa ťa báli po všetky dni, ktoré budú žiť na tvári zeme, ktorú si dal našim otcom.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.Aby se báli tebe po všecky dny, v nichž by živi byli na zemi, kterouž jsi dal otcům našim.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.Aby się ciebie bali po wszystkie dni, które żyć będą na ziemi, którąś dał ojcom naszym.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.auf daß sie dich fürchten allezeit, solange sie in dem Lande leben, das du unsern Vätern gegeben hast.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.ca să se teamă de Tine în tot timpul cît vor trăi în ţara pe care ai dat -o părinţilor noştri!
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.để khiến họ kính sợ Chúa trọn đời họ sống ở trên đất mà Chúa đã ban cho tổ phụ chúng tôi.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.để khiến họ kính sợ Chúa trọn đời họ sống ở trên đất mà Chúa đã ban cho tổ_phụ chúng_tôi .
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.et ils te craindront tout le temps qu`ils vivront dans le pays que tu as donné à nos pères!
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.for at de må frygte dig, al den Tid de lever på den Jord, du gav vore Fædre.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.Hogy féljenek téged mind éltig, míg e földnek színén lakoznak, a melyet adtál a mi atyáinknak.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.jotta he sinua pelkäisivät niin kauan kuin he elävät tässä maassa, jonka sinä olet meidän isillemme antanut.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.그리하시면 저희가 주께서 우리 열조에게 주신 땅에서 사는 동안에 항상 주를 경외하리이다
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.på det att de alltid må frukta dig, så länge de leva i det land som du har givit åt våra fäder.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.para que te temam todos os dias que viverem na terra que deste a nossos pais.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.perché ti temano durante tutti i giorni della loro vita nel paese che hai dato ai nostri padri
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.så de må frykte dig alle de dager de lever i det land du har gitt våre fedre.

İlgili Sayfalar