atalarımız ile cümle

atalarımız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
60.000 yıl önce atalarımız göç etti. Ve onların bu yayılımı güçlü kalmaları gerekliliğini başlattı.Pred 60 000 rokmi, naši predkovia sa začali hýbať, a ich rozpínavosť začala byť stála,
60.000 yıl önce atalarımız göç etti. Ve onların bu yayılımı güçlü kalmaları gerekliliğini başlattı.Przed 60 000 laty nasi przodkowie wyruszyli w drogę, a ich ekspansja zyskiwała na sile.
60.000 yıl önce atalarımız göç etti.בערך לפני 60.000 שנה, החלו אבותינו הקדמונים לנדוד,
60.000 yıl önce atalarımız göç etti.منذ نحو 60,000 عام مضى
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ale nechtěli pozorovati, a nastavili ramene urputného, a uši své obtížili, aby neslyšeli.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ale nie chcieli dbać; i obrócili się tyłem, a uszy swe zatulili, aby nie słuchali.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ali takrat niso hoteli poslušati in so uporno nastavili pleča in si zatisnili ušesa, da ne bi slišali.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Avšak nechceli pozorovať ušami, ale dali spurné plece a obťažili svoje uši, aby nepočuli;
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Dar ei n'au vrut să ia aminte, ci au întors spatele, şi şi-au astupat urechile ca să n'audă.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.De nem akarák meghallani, sõt vállaikat vonogaták, és bedugák füleiket, hogy ne halljanak.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Eles, porém, não quiseram escutar, e me deram o ombro rebelde, e taparam os ouvidos, para que não ouvissem.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.청종하기를 싫어하며 등으로 향하며 듣지 아니하려고 귀를 막으며
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ma essi hanno rifiutato di ascoltarmi, mi hanno voltato le spalle, hanno indurito gli orecchi per non sentire
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Men de vilde ikke høre; de var stivnakkede og gjorde deres Ører døve
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Nhưng chúng nó không chịu nghe, xây vai lại đặng sau, và bịt lỗ tai lại đặng không nghe.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Nhưng chúng_nó không chịu nghe , xây vai lại đặng sau , và bịt lỗ tai lại đặng không nghe .
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Pero no quisieron escuchar. Más bien, se encogieron de hombros rebeldemente y taparon sus oídos para no oír
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Αλλ' ηρνηθησαν να προσεξωσι και εστρεψαν νωτα απειθη και εβαρυναν τα ωτα αυτων δια να μη ακουσωσι.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Но они не хотели внимать, отворотились от Меня, и уши свои отяготили, чтобы не слышать.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Но те отказаха да слушат, оттеглиха плещите си и запушиха ушите си за да не чуват.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.וימאנו להקשיב ויתנו כתף סררת ואזניהם הכבידו משמוע׃
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.فابوا ان يصغوا واعطوا كتفا معاندة وثقّلوا آذانهم عن السمع.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.他 們 卻 不 肯 聽 從 、 扭 轉 肩 頭 、 塞 耳 不 聽
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.他 們卻 不 肯 聽從 、 扭轉肩頭 、 塞耳不聽
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Aber unsre Väter wurden stolz und halsstarrig, daß sie deinen Geboten nicht gehorchten,
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Ale oni a naši otcovia prevádzali pýchu a zatvrdili svoju šiju a nepočúvali na tvoje prikázania.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Ale oni i ojcowie nasi hardzie sobie poczynali, i zatwardzili kark swój, i nie słuchali rozkazania twego.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Ali oni, očetje naši, so ravnali prevzetno in postali so trdovratni in niso poslušali zapovedi tvojih
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Dar părinţii noştri s'au îngîmfat şi şi-au înţepenit grumazul. N'au urmat poruncile Tale,
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.저희와 우리 열조가 교만히 하고 목을 굳게 하여 주의 명령을 듣지 아니하고
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Maar onze voorouders waren trotse, hardnekkige mensen, die weigerden naar Uw geboden te luisteren.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Mais nos pères se livrèrent à l`orgueil et raidirent leur cou. Ils n`écoutèrent point tes commandements,
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Men de, våre fedre, var overmodige og hårdnakkede og hørte ikke på dine bud.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Men våra fäder, de voro övermodiga; de voro hårdnackade, så att de icke hörde på dina bud.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Men vore Fædre blev overmodige og halsstarrige og hørte ikke på dine Bud;
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Mutta he, meidän isämme, olivat ylimielisiä; he olivat niskureita eivätkä totelleet sinun käskyjäsi.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Nhưng tổ phụ chúng tôi cư xử cách kiêu hãnh cứng cổ mình, không nghe các điều răn của Chúa,
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Nhưng tổ_phụ chúng_tôi cư_xử cách kiêu_hãnh cứng_cổ mình , không nghe các điều răn của Chúa ,
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Õk pedig, a mi atyáink, felfuvalkodának, és megkeményíték nyakukat és nem hallgaták parancsolataidat;
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Oni pak a otcové naši pyšně sobě počínali, a zatvrdivše šíji svou, neposlouchali přikázaní tvých.
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Pero ellos y nuestros padres actuaron con soberbia; endurecieron su cerviz y no escucharon tus mandamientos
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Tetapi leluhur kami angkuh dan tegar hati; perintah-perintah-Mu tak mereka taati
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Но они и отцы наши упрямствовали, и шею свою держали упруго, и не слушали заповедей Твоих;
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.Но те и бащите ни се възгордяха, закоравиха врата си и не послушаха Твоите заповеди;
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.והם ואבתינו הזידו ויקשו את ערפם ולא שמעו אל מצותיך׃
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.ولكنهم بغوا هم وآباؤنا وصلّبوا رقابهم ولم يسمعوا لوصاياك
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.但 我 們 的 列 祖 行 事 狂 傲 、 硬 著 頸 項 不 聽 從 你 的 誡 命
‹‹Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar.但 我 們 的 列祖 行事 狂傲 、 硬 著 頸項 不 聽從 你 的 誡命
Ama, atalarımızı suçlamaya devam etmeden önce, size şunu göstereyim dedim: bu benim konferans odam.하지만, 조상들을 욕하기 전에 이걸 보여드릴게요. 이것이 제 회의실입니다.
Ama, atalarımızı suçlamaya devam etmeden önce, size şunu göstereyim dedim: bu benim konferans odam.Mielőtt túlságosan beleéljük magunkat az ősök elítélésébe, gondoltam, megmutatom az én konferenciatermem.
Ama, atalarımızı suçlamaya devam etmeden önce, size şunu göstereyim dedim: bu benim konferans odam.Но прежде чем я зайду далеко с обвинениями наших предков, я подумал, что стоит показать вам мой конференц-зал.
Ama, atalarımızı suçlamaya devam etmeden önce, size şunu göstereyim dedim: bu benim konferans odam.אבל,אתם יודעים,לפני שאני מרחיק לכת בהכפשת אבותינו, חשבתי שאראה לכם : זהו חדר הישיבות שלי.
Ama, atalarımızı suçlamaya devam etmeden önce, size şunu göstereyim dedim: bu benim konferans odam.لكنكم - كما تعلمون - قبل أن أبدأ في إدانة أجدادنا، أظن أني سأعرض لكم: هذه غرفة الاجتماعات الخاصة بي.
Ama, atalarımızı suçlamaya devam etmeden önce, size şunu göstereyim dedim: bu benim konferans odam.私の会議室をお見せしましょう これはひどい状態です
Aşağıda, beynin alt kısmında... ...atalarımızı hayatta tutan... ...bilgiler var:이곳 아래, 두뇌의 최하부에는 우리의 선조들이 주로 살아남기위해 의존했던 기능이 있습니다.
atalarımıza verdiğin bu ülkede yaşadıkları sürece senden korksunlar.da bi se te bali vse svoje žive dni v deželi, ki si jo dal očetom našim.
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.Aţi auzit că s'a zis celor din vechime: ,Să nu ucizi; oricine va ucide, va cădea supt pedeapsa judecăţii.`
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.Avete inteso che fu detto agli antichi: Non uccidere; chi avrà ucciso sarà sottoposto a giudizio
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.Hallottátok, hogy megmondatott a régieknek: Ne ölj, mert a ki öl, méltó az ítéletre.
‹‹Atalarımıza, ‹Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak› dendiğini duydunuz.옛 사람에게 말한바 살인치 말라 누구든지 살인하면 심판을 받게 되리라 하였다는 것을 너희가 들었으나

İlgili Sayfalar