atalarımız ile cümle

atalarımız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde; Neanderthal'lerde de.Nem csak a modern emberekben, de az egyik távoli nem rokon ősünkben, a neandervölgyi emberben is.
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde; Neanderthal'lerde de.Nicht nur im modernen Menschen, sondern auch in einem unserer nicht verwandten Vorfahren, den Neandertalern.
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde; Neanderthal'lerde de.Niet alleen in hedendaagse mensen maar ook in onze verre verwanten de neanderthalers.
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde; Neanderthal'lerde de.Nu numai la omul modern, dar și la unul din strămoșii noștri îndepărtați, omul de Neanderthal.
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde; Neanderthal'lerde de.Не само при модерните хора, но и при един от далечните ни несвързани предшественици, неандерталците.
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde; Neanderthal'lerde de.Не только у современных людей, но и у наших дальних и непрямых предков -- неандертальцев.
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde;Ne pouze u současných lidí, ale i u jedněch z naších vzdálených předků,
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde;Non solo negli esseri umani odierni, ma anche in un nostro lontano antenato,
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde;No sólo en los humanos modernos, sino también en uno de nuestros ancestros distantes,
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde;Pas seulement chez les hommes modernes, mais chez un de nos ancêtres lointains non apparentés
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde;Tidak hanya pada manusia modern, namun juga pada salah satu nenek moyang jauh kita,
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde;לא רק באדם המודרני, אלה גם בקרוב שאינו ממש קשור אלינו,
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde;ليس فقط عند الإنسان الحديث، لكن عند أحد أجدادنا البعيدين،
Sadece modern insanda değil, uzak atalarımızdan birisinde;関係の薄い遠縁の祖先にも起こりました ネアンデルタール人です
Sağdakiler Neandertaller, Avrupa'da yaşayan uzak kuzenlerimiz doğrudan atalarımız değil, tarafından yapılmış.Die aan de rechterkant zijn van Neanderthalers, onze verre neven, niet onze directe voorouders, uit Europa.
Sağdakiler Neandertaller, Avrupa'da yaşayan uzak kuzenlerimiz doğrudan atalarımız değil, tarafından yapılmış.오른쪽의 이 하나는 우리의 먼 친척인 네안데르탈인에 의해 만들어 졌습니다. 우리의 조상이 아니라, 유럽에 살고있는.
Sağdakiler Neandertaller, Avrupa'da yaşayan uzak kuzenlerimiz doğrudan atalarımız değil, tarafından yapılmış.Тези вдясно са направени от неандерталци, нашите далечни братовчеди, но не и далечни прадеди, живели в Европа.
Sağdakiler Neandertaller, Avrupa'da yaşayan uzak kuzenlerimiz doğrudan atalarımız değil, tarafından yapılmış.הכלים מימין נעשו ע"י ניאנדרטלים, בני דודנו הרחוקים שחיו באירופה, לא אבותינו הישירים.
Sağdakiler Neandertaller, Avrupa'da yaşayan uzak kuzenlerimiz doğrudan atalarımız değil, tarafından yapılmış.التي على اليسار صنعها البشر البدائيون، أبناء عمومتنا الذين من أوروبا، وليس أسلافنا،
Sağdakiler Neandertaller, Avrupa'da yaşayan uzak kuzenlerimiz doğrudan atalarımız değil, tarafından yapılmış.人類の直接の祖先ではなく遠い親戚で 5、6万年前 ヨーロッパにいました
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.(21:5) На Тебя уповали отцы наши; уповали, и Ты избавлял их;
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.(22:5) En toi se confiaient nos pères; Ils se confiaient, et tu les délivrais.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Aleś ty Święty, mieszkający w chwałach Izraelskich.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Ale ty si svätý, ktorý tróniš na chválach Izraelových.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Em ti confiaram nossos pais; confiaram, e tu os livraste.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Eppure tu abiti la santa dimora, tu, lode di Israele
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.În Tine se încredeau părinţii noştri: se încredeau, şi -i izbăveai.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Ja kuitenkin sinä olet Pyhä, jonka istuin on Israelin kiitosvirtten keskellä.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.우리 열조가 주께 의뢰하였고 의뢰하였으므로 저희를 건지셨나이다
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Nenek moyang kami berharap kepada-Mu, mereka berharap, dan Engkau menyelamatkan mereka
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Nuestros padres esperaron en ti: Esperaron, y tú los libraste
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Och dock är du den Helige, den som tronar på Israels lovsånger.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Og du er dog hellig, du som troner over Israels lovsanger.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.På dig forlod vore Fædre sig, forlod sig, og du friede dem;
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Pedig te szent vagy, a ki Izráel dícséretei között lakozol.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Tổ phụ chúng tôi nhờ cậy nơi Chúa, Họ nhờ cậy Chúa bèn giải cứu cho.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Tổ_phụ chúng_tôi nhờ_cậy nơi Chúa , Họ nhờ_cậy Chúa bèn giải_cứu cho .
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Ty zajisté jsi svatý, zůstávající vždycky k veliké chvále Izraelovi.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.U, Die in de heiligheid woont; U, Die de roem en eer van Israël bent:
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Unsre Väter hofften auf dich; und da sie hofften, halfst du ihnen aus.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.V tebe so upali očetje naši, upali so, in osvobodil si jih.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.Επι σε ηλπισαν οι πατερες ημων ηλπισαν, και ηλευθερωσας αυτους.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.На тебе уповаваха бащите ни Уповаваха, и Ти ги избави,
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.בך בטחו אבתינו בטחו ותפלטמו׃
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.عليك اتكل آباؤنا. اتكلوا فنجّيتهم‎.
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.我 們 的 祖 宗 倚 靠 你 . 他 們 倚 靠 你 、 你 便 解 救 他 們
Sana güvendiler atalarımız, Sana dayandılar, onları kurtardın.我 們 的 祖宗 倚靠 你 . 他 們 倚靠 你 、 你 便 解救 他 們
Senin önünde garibiz, yabancıyız atalarımız gibi. Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, kalıcı değildir.주 앞에서는 우리가 우리 열조와 다름이 없이 나그네와 우거한 자라 세상에 있는 날이 그림자 같아서 머무름이 없나이다
Senin önünde garibiz, yabancıyız atalarımız gibi. Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, kalıcı değildir.Thi vi er fremmede for dit Åsyn og Gæster som alle vore Fædre; som em Skygge er vore Dage på Jorden, uden Håb!
Senin önünde garibiz, yabancıyız atalarımız gibi. Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, kalıcı değildir.כי גרים אנחנו לפניך ותושבים ככל אבתינו כצל ימינו על הארץ ואין מקוה׃
Senin önünde garibiz, yabancıyız atalarımız gibi. Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, kalıcı değildir.لاننا نحن غرباء امامك ونزلاء مثل كل آبائنا. ايامنا كالظل على الارض وليس رجاء.
Senin önünde garibiz, yabancıyız atalarımız gibi. Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, kalıcı değildir.我 們 在 你 面 前 是 客 旅 、 是 寄 居 的 、 與 我 們 列 祖 一 樣 . 我 們 在 世 的 日 子 如 影 兒 、 不 能 長 存 。 〔 或 作 沒 有 長 存 的 指 望
Senin önünde garibiz, yabancıyız atalarımız gibi. Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, kalıcı değildir.我 們 在 你 面前 是 客 旅 、 是 寄居 的 、 與 我 們 列祖 一 樣 . 我 們在世 的 日子 如 影兒 、 不 能 長存 。 〔 或 作沒 有 長存 的 指望
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.A nyní pro naději toho zaslíbení, kteréž se stalo otcům našim od Boha, teď stojím, soudu jsa poddán,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.A teraz o nadzieję onej obietnicy, ojcom od Boga uczynionej, stoję przed sądem;
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.A tiež aj teraz pre nádej na zasľúbenie, ktoré dal Bôh našim otcom, stojím pred súdom,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.E agora estou aqui para ser julgado por causa da esperança da promessa feita por Deus a nossos pais,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Ed ora mi trovo sotto processo a causa della speranza nella promessa fatta da Dio ai nostri padri
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Hiện nay tôi bị đoán xét, vì trông cậy lời Ðức Chúa Trời đã hứa cùng tổ phụ chúng tôi,
Şimdi ise, Tanrının atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.Hiện_nay tôi bị đoán xét , vì trông_cậy lời Ðức_Chúa_Trời đã hứa cùng tổ_phụ chúng_tôi ,

İlgili Sayfalar