atalarımız ile cümle

atalarımız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Men när Jakob fick höra att bröd fanns i Egypten, sände han våra fäder åstad dit, en första gång.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Mikor pedig meghallotta Jákób, hogy Égyiptomban van gabona, elküldé elõször a mi atyáinkat.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Mutta kun Jaakob kuuli Egyptissä olevan viljaa, lähetti hän meidän isämme sinne ensimmäisen kerran.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Pero al oír Jacob que había trigo en Egipto, envió a nuestros padres la primera vez
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Ακουσας δε ο Ιακωβ οτι υπηρχε σιτος εν Αιγυπτω, εξαπεστειλε πρωτην φοραν τους πατερας ημων
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.А Яков, като чу, че имало жито в Египет, изпрати първи път бащите ни;
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Иаков же, услышав, что есть хлеб в Египте, послал туда отцов наших в первый раз.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Почувши ж Яков, що є пшениця в Єгипті, післав отцїв наших найперш.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.וישמע יעקב כי יש שבר במצרים וישלח שמה את אבותינו בפעם הראשונה׃
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.‎ولما سمع يعقوب ان في مصر قمحا ارسل آباءنا اول مرة‎.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.雅 各 聽 見 在 埃 及 有 糧 、 就 打 發 我 們 的 祖 宗 、 初 次 往 那 裡 去
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.雅各 聽見 在 埃及 有糧 、 就 打發 我 們 的 祖宗 、 初次 往那 裡去
Neandertaller ve Homo erektus, bizim yakın atalarımız, dünyanın sınırlı bölgeleri içindeydiler.네안데르탈인들과 호모 이렉투스, 즉 우리와 가까운 조상을 보면, 그들은 세계의 작은 지역에 한정되어 있습니다.
Neandertaller ve Homo erektus, bizim yakın atalarımız, dünyanın sınırlı bölgeleri içindeydiler.Neandertálcov a Homo erectus, našich priamych predkov, vzťahujú sa len na malé časti sveta.
Neandertaller ve Homo erektus, bizim yakın atalarımız, dünyanın sınırlı bölgeleri içindeydiler.Neanderthaleren og Homo erectus, vores nærmeste forfædre, så er de begrænset til små områder i verden.
Neandertaller ve Homo erektus, bizim yakın atalarımız, dünyanın sınırlı bölgeleri içindeydiler.Вони жили лише в певних регіонах.
Neandertaller ve Homo erektus, bizim yakın atalarımız, dünyanın sınırlı bölgeleri içindeydiler.הניאנדרטאלים וההומו ארקטוס, אבותינו הקרובים ביותר, הם מוגבלים לאיזורים קטנים בעולם.
Neandertaller ve Homo erektus, bizim yakın atalarımız, dünyanın sınırlı bölgeleri içindeydiler.النيناتدرال والهومو اركتس، السلالات التي سبقتنا مباشرة، كانوا محدودين بمناطق صغيرة من العالم.
Neandertaller ve Homo erektus, bizim yakın atalarımız, dünyanın sınırlı bölgeleri içindeydiler.生息地域は狭くて限定的でした しかし約20万年前に
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.A kinek nem akartak engedni a mi atyáink, hanem eltaszíták maguktól, és szívökben Égyiptom felé fordulának,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.ao qual os nossos pais não quiseram obedecer, antes o rejeitaram, e em seus corações voltaram ao Egito,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Ấy là người là tổ phụ chúng ta không chịu vâng lời, đã bỏ người đặng nghiêng lòng về xứ Ê-díp-tô,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Ấy_là người là tổ_phụ chúng_ta không chịu vâng lời , đã bỏ người đặng nghiêng lòng về xứ Ê - díp-tô ,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Jehož nechtěli poslušni býti otcové naši, ale zavrhli jej, a odvrátili se srdci svými do Egypta,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.ki mu pa niso hoteli biti pokorni očetje naši, ampak so ga zavrgli in obrnili srca svoja v Egipt,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.우리 조상들이 모세에게 복종치 아니하고자하여 거절하며 그 마음이 도리어 애굽으로 행하여
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.ktorého nechceli poslúchať naši otcovia, ale ho odsotili a obrátili sa svojimi srdcami do Egypta
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Któremu nie chcieli posłuszni być ojcowie nasi; ale go odrzucili i obrócili się sercy swemi do Egiptu.
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Ma i nostri padri non vollero dargli ascolto, lo respinsero e si volsero in cuor loro verso l'Egitto
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Nos pères ne voulurent pas lui obéir, ils le repoussèrent, et ils tournèrent leur coeur vers l`Égypte,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Părinţii noştri n'au vrut să -l asculte, ci l-au nesocotit: şi, în inimile lor, s'au întors spre Egipt,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Sekalipun begitu nenek moyang kita tidak mau taat kepadanya. Mereka menolak dia dan ingin kembali ke Mesir
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.которому отцы наши не хотели быть послушными, но отринули его и обратились сердцами своими к Египту,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.Котрому не хотїли слухняними бути отцї наші, а відопхнули його, і обернулись серцем у Єгипет,
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.הוא אשר אבותינו לא אבו לשמע לו כי אם מאסו אתו ולבבם פנה מצרימה׃
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.‎الذي لم يشأ آباؤنا ان يكونوا طائعين له بل دفعوه ورجعوا بقلوبهم الى مصر
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.我 們 的 祖 宗 不 肯 聽 從 、 反 棄 絕 他 、 心 裡 歸 向 埃 及
‹‹Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısıra dönmeyi özler oldular.我 們 的 祖宗 不 肯 聽從 、 反棄絕 他 、 心裡歸 向 埃及
Onlar bizim atalarımızdı.이들은 저와 여러분들의
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Byli to nasi przodkowie, wasi i moi.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Ceux-ci sont nos ancêtres -- à vous et à moi.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Đây là những tổ tiên của chúng ta - của bạn và tôi.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.De är våra förfäder -- era och mina.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.De er vore forfædre dine og mine.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Dies sind unsere Vorfahren, eure und meine.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Dit zijn onze voorouders, van jou en van mij.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Estos son nuestros ancestros, suyos y míos.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Ezek az őseink, az Önöké és az enyém.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.He ovat esi-isiämme -- sinun ja minun.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Ini adalah nenek moyang kita -- saya dan Anda.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Jsou to naši předci - vaši a moji.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Questi sono i nostri antenati -- i vostri e i miei.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Sú to naši predkovia, vaši a moji.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Είναι οι πρόγονοί μας --- οι δικοί σας και οι δικοί μου.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Речь идет о наших с вами общих предках.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Това са нашите прадеди -- ваши и мои.
Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Це наші пращури - мої і ваші.
Onlar bizim atalarımızdı.הם אבות אבותינו --
Onlar bizim atalarımızdı.لذلك فان هذه هي أسلافنا --
Onlar bizim atalarımızdı.あなたの そして私の先祖なのです

İlgili Sayfalar