atalarımız ile cümle

atalarımız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Hikayemiz, atalarımızın ortak geçmişiyle başlar.Linie vašich přímých předků navazuje na společnou historii lidských předků.
Hikayemiz, atalarımızın ortak geçmişiyle başlar.Príbeh tvojich predkov začína príbehom, ktorý zdieľajú všetci naši ľudskí predchodcovia
Hikayemiz, atalarımızın ortak geçmişiyle başlar.Tu historia de ascendencia personal comienza con la historia compartida de nuestra ascendencia humana.
Hikayemiz, atalarımızın ortak geçmişiyle başlar.Your personal ancestry story begins with the shared story of our human ancestry.
Hikayemiz, atalarımızın ortak geçmişiyle başlar.Ваш особистий родовід починається зі спільного людського родоводу.
Hikayemiz, atalarımızın ortak geçmişiyle başlar.История вашей родословной начинается с родословной всего человечества
Hikayemiz, atalarımızın ortak geçmişiyle başlar.Историята на твоя произход започва заедно с историята на човешкия произход.
Hikayemiz, atalarımızın ortak geçmişiyle başlar.تبدأ قصة سلالتك مع قصة مشتركة من أصل البشرية
Hikayemiz, atalarımızın ortak geçmişiyle başlar.人類の祖先の共通の来歴とともに始まります。 あなたとあなたの遠い親戚であるチンパンジーは
İndus hepimizin mirasıdır. Onlar bizim atalarımızdı.Estes são os nossos antepassados
İndus hepimizin mirasıdır. Onlar bizim atalarımızdı. Sizin ve benim.Aceștia sunt strămosii noștri -- ai voștri și ai mei.
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.Fraţilor, nu vreau să nu ştiţi că părinţii noştri toţi au fost supt nor, toţi au trecut prin mare,
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.형제들아 너희가 알지 못하기를 내가 원치 아니하노니 우리 조상들이 다 구름 아래 있고 바다 가운데로 지나며
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.Lebo nechcem, aby ste nevedeli, bratia, že všetci naši otcovia boli pod oblakom a všetci prešli cez more
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.Nechciť pak, abyste nevěděli, bratří, že otcové naši všickni pod oblakem byli, a všickni moře přešli,
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.Nočem namreč, bratje, da bi ne vedeli, da so bili naši očetje vsi pod oblakom in da so prešli vsi skozi morje,
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.Ty jag vill säga eder detta, mina bröder: Våra fäder voro alla under molnskyn och gingo alla genom havet;
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.Vả, hỡi anh em, tôi chẳng muốn cho anh em không biết tổ phụ chúng ta đều đã ở dưới đám mây, đi ngang qua biển,
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.Не хочу ж, браттє, щоб ви не знали, що отці наші всі під хмарою були, і всі через море переходили;
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.Не хочу оставить вас, братия, в неведении, что отцы наши все были под облаком, и все прошли сквозь море;
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.Нито да изпитваме Господа, както някои от тях Го изпитваха, и погинаха от змиите.
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.ולא אכחד מכם אחי אשר אבותינו היו כלם תחת הענן וכלם עברו בתוך הים׃
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.فاني لست اريد ايها الاخوة ان تجهلوا ان آباءنا جميعهم كانوا تحت السحابة وجميعهم اجتازوا في البحر
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.弟 兄 們 、 我 不 願 意 你 們 不 曉 得 、 我 們 的 祖 宗 從 前 都 在 雲 下 、 都 從 海 中 經 過
Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.弟兄們 、 我 不 願意 你 們不曉得 、 我們 的 祖宗 從前 都 在 雲下 、 都 從 海中 經過
Kavraması zor, ama inanılmaz bir olay. Bu obje, insansı atalarımız tarafındanВ цей дивовижний факт важко повірити: цей об'єкт був виготовлений нашими предками,
Kuyruksuz maymunların ataları ağaçlarda yaşamıştı. Bizim atalarımız ovalara inmişti.Der Vorfahre der Affen blieb in den Bäumen; unsere Vorfahren zogen ins Flachland um.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.Abbiamo un cervello molto più voluminoso dei nostri antenati scimmie antropomorfe.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.Avem un creier mai mare decât al strămoșilor noștri maimuțe.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.Kita memiliki otak yang lebih besar dari leluhur kita yang mirip kera.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.우리는 우리 유인원 조상들보다도 훨씬 큰 뇌를 가졌습니다.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.Mamy zdecydowanie większy mózg, niż małpi przodkowie.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.Nous avons un cerveau beaucoup plus gros que celui de nos ancêtres singes.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.Tenemos un cerebro mucho mayor que el de nuestros ancestros monos.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.We hebben een veel groter brein dan onze aapvoorouders.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.Wir haben ein viel größeres Gehirn als unsere affenartigen Vorfahren.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.Ο εγκέφαλός μας είναι πολύ μεγαλύτερος από των πιθήκων προγόνων μας.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.Имаме много по-голям мозък от нашите прешественици маймуни.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.Наш мозг больше, чем у наших предков-обезьян.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.יש לנו מוח הרבה יותר גדול מזה של קופי האדם שקדמו לנו.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.لدينا عقل أكبر من أسلافنا القرود.
Maymun atalarımızdan daha büyük bir beyine sahibiz.これは進化的に優れた適合だったのでしょうか それとも 史上最も短命の種となる要因なのでしょうか?
Milyonlarca yıl önce yaşayan atalarımızın beyni, beyin sapından ibaretti.Milioni di anni fa, questo era tutto il cervello,che i nostri lontani antenati avevano.
Milyonlarca yıl önce yaşayan atalarımızın beyni, beyin sapından ibaretti.Millones de años atrás este fue todo el cerebro que nuestros distantes ancestros tuvieron.
Milyonlarca yıl önce yaşayan atalarımızın beyni, beyin sapından ibaretti.Преди милиони години това е бил целият мозък, който нашите далечни предци са имали.
Milyonlarca yıl önce yaşayan atalarımızın beyni, beyin sapından ibaretti.祖先である原始的な生物の脳であり
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.A gdy usłyszał Jakób, iż zboża były w Egipcie, posłał ojców naszych pierwszy raz.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.A keď počul Jakob, že je obilie v Egypte, vyslal najprv našich otcov,
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.A uslyšev Jákob, že by obilé bylo v Egyptě, poslal tam otce naše nejprve.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Avendo udito Giacobbe che in Egitto c'era del grano, vi inviò i nostri padri una prima volta
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Gia-cốp nghe bên Ê - díp-tô có lúa_mì , thì sai tổ_phụ ta qua đó lần thứ nhứt .
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Gia-cốp nghe bên Ê-díp-tô có lúa mì, thì sai tổ phụ ta qua đó lần thứ nhứt.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Iacov a auzit că în Egipt era grîu, şi a trimes pe părinţii noştri întîiaş dată acolo.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Jacob apprit qu`il y avait du blé en Égypte, et il y envoya nos pères une première fois.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Jakob aber hörte, daß in Ägypten Getreide wäre, und sandte unsere Väter aus aufs erstemal.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.야곱이 애굽에 곡식 있다는 말을 듣고 먼저 우리 조상들을 보내고
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Ko pa je slišal Jakob, da je žita v Egiptu, je poslal tja očete naše prvikrat;
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Mas tendo ouvido Jacó que no Egito havia trigo, enviou ali nossos pais pela primeira vez.
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Men da Jakob fikk høre at det var korn i Egypten, sendte han våre fedre dit første gang;
Mısırda tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.Men da Jakob hørte, at der var Korn i Ægypten, sendte han vore Fædre ud første Gang.

İlgili Sayfalar