atadı ile cümle

atadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Da Samuel var blevet gammel, satte han sine Sønner til Dommere over Israel;
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.És lõn, hogy a mikor Sámuel megvénhedett, az õ fiait tevé bírákká Izráel felett.
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.I stało się, gdy się zstarzał Samuel, że postanowił syny swe sędziami nad Izraelem.
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Když se pak zstaral Samuel, ustanovil syny své za soudce v Izraeli.
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Khi Sa-mu-ên đã già, thì lập các con trai mình làm quan xét cho Y-sơ-ra-ên.
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Khi_Sa - mu-ên đã già , thì lập các con_trai mình làm quan xét cho Y-sơ-ra-ên .
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.사무엘이 늙으매 그 아들들로 이스라엘 사사를 삼으니
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Ko pa se je postaral Samuel, je postavil svoja sinova za sodnika Izraelu.
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Kun Samuel oli käynyt vanhaksi, pani hän poikansa Israelin tuomareiksi.
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Lorsque Samuel devint vieux, il établit ses fils juges sur Israël.
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Men när Samuel blev gammal, satte han sina söner till domare över Israel
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Ora, havendo Samuel envelhecido, constituiu a seus filhos por juízes sobre Israel.
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Quando Samuele fu vecchio, stabilì giudici di Israele i suoi figli
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Setelah Samuel tua, diangkatnya anak-anaknya menjadi hakim di Israel
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Toen Samuël erg oud was geworden, trok hij zich terug en benoemde zijn zonen als richters.
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Και οτε εγηρασεν ο Σαμουηλ, κατεστησε τους υιους αυτου κριτας επι τον Ισραηλ.
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Когда же состарился Самуил, то поставил сыновей своих судьями надИзраилем.
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.Самуил, когато остаря, постави синовете си съдии над Израиля.
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.ויהי כאשר זקן שמואל וישם את בניו שפטים לישראל׃
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.وكان لما شاخ صموئيل انه جعل بنيه قضاة لاسرائيل.
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.撒 母 耳 年 紀 老 邁 、 就 立 他 兒 子 作 以 色 列 的 士 師
Samuel yaşlanınca oğullarını İsraile önder atadı.撒母耳 年 紀老邁 、 就 立 他 兒子 作 以色列 的士師
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarAu stabilit un intermediar care ar intermedia între vânzător și cumpărător.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarDe udnævnte en tillidsmand som skulle forhandle mellem køber og sælger.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarEles nomearam um agente que fazia de mediador entre o vendedor e o comprador.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarIls nommaient un agent qui assurait la médiation entre le vendeur et l'acheteur.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarKineveztek egy ügyintézőt, akinek az egyeztetés a dolga az eladó és a vevő között.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılar그들은 판매자와 구매자 사이를 중개하는 관리자를 지정했습니다.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarMereka menunjuk petugas yang bertugas sebagai perantara antara pembeli dan penjual.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarNombraron a un oficial como intermediario entre el vendedor y el comprador.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarNominarono un responsabile con funzione di intermediario tra il venditore e l'acquirente.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarPowołali urzędnika, który pośredniczył między sprzedającym i kupującym.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarSie ernannten einen Offiziellen der zwischen dem Anbieter und dem Käufer vermittelte.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarUrčila se osoba, která sloužila jako prostředník mezi prodávajícím a kupcem.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarVymenovali správcu, ktorý robil sprostredkovateľa medzi predávajúcim a kupujúcim.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarZe stelden een tussenpersoon aan die bemiddelde tussen verkoper en koper.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarΌρισαν έναν "αξιωματικό" που θα λειτουργούσε ως μεσάζων μεταξύ πωλητή και αγοραστή.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarВони призначили особу, яка стала посередником між постачальником та замовником.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarНазначиха си служител, които посредничи между продавача и купувача.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarОни назначали сотрудника, который являлся посредником между поставщиком и покупателем.
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarהם מינו קצין שיתווך בין הספק לרוכש
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılarلقد عينوا مراقب كان يقوم بدور الوسيط بين البائع و المشتري
Satıcılar ile alıcılar arasında aracılık eden bir ofis görevlisini atadılar売り手と買い手の仲介をさせました 売り手は盗難クレジットカードの情報を持っており
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Dałem cię za basztę i za wieżę w ludu moim, abyś upatrywał i doświadczał drogi ich.
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Dal jsem tě za věži v lidu tvém, a za baštu, abys spatřoval a zkušoval cesty jejich.
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Dal so ťa za zkúšajúceho kovy vo svojom ľude, za hradbu, aby si poznal a zkúsil ich cestu.
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Io ti ho posto come saggiatore fra il mio popolo, perché tu conoscessi e saggiassi la loro condotta
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.주께서 가라사대 내가 이미 너로 내 백성중에 살피는 자와 요새를 삼아 그들의 길을 알고 살피게 하였노라
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Lalu TUHAN berkata kepada Yeremia, "Ujilah umat-Ku, seperti engkau menguji logam. Selidikilah tabiat mereka
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Por acrisolador e examinador te pus entre o meu povo, para que proves e examines o seu caminho.
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Postavil sem te za izkuševalca in za trdnjavo med svojim ljudstvom, da spoznavaš in preiskuješ njih pot.
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Próbálóvá tettelek téged az én népem között; õrállóvá, hogy megismerd és megpróbáld az õ útjokat.
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Ta đã lập ngươi làm kẻ thử và đồn lũy giữa dân ta, đặng ngươi nhận biết và dò xem đường lối nó.
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Ta đã lập ngươi làm kẻ thử và đồn_lũy giữa dân ta , đặng ngươi nhận_biết và dò xem đường_lối nó .
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın."Te he puesto en la torre como un centinela en medio de mi pueblo. Conoce, pues, y observa el camino de ellos
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.,,Te pusesem de pază peste poporul Meu, ca o cetăţuie, ca să le cunoşti şi să le cercetezi calea.
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Til en prøver har jeg satt dig blandt mitt folk, til en fast borg, forat du skal kjenne og prøve deres vei.
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Til Metalprøver, Guldprøver, gjorde jeg dig i mit Folk til at kende og prøve deres Færd.
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Σε εθεσα σκοπιαν, φρουριον μεταξυ του λαου μου, δια να γνωρισης και να εξερευνησης την οδον αυτων.
‹‹Seni halkımı deneyesin diye atadım, Öyle ki, onları tanıyıp yollarını sınayasın.Башнею поставил Я тебя среди народа Моего, столпом, чтобы ты знал и следил путь их.
İlgili Sayfalar