atıyor ile cümle
atıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Kosova, küresel ekonomik krizin etkilerini önleme amaçlı çeşitli adımlar atıyor.Kosovo is taking various steps to pre-empt the effects of the global economic crisis.
Roman annelerinin üçte birden fazlası -%35'i- çocuklarına tokat atıyor.More than a third -- 35% -- of Roma mothers spank their children.
Hükümet de soruna çözüme bulmak için adımlar atıyor.The government has been taking steps to address the problem.
Muhalefet: Seçim kanunu önerisi Badinter İlkesini tehlikeye atıyorElection code proposal jeopardises Badinter Principle, opposition says
Şimdilerde ülke, bu çıkmazı aşmak için adımlar atıyor.Now the country is taking steps to tackle the dilemma.
Türkiye, yerel kurundan altı sıfır atarak yeni Türk Lirası yolunda ilk adımı atıyor.Turkey is taking the first step towards a new Turkish lira by removing six zeros from the currency.
Şimdi, hükümet sorunu cozmek amaciyla adımlar atıyor.Now the government is taking steps to address the problem.
Sığınmacı akını Sırbistan ve Makedonya'nın vizesiz seyahat olanağını tehlikeye atıyorRush to asylum puts visa-free travel at risk in Serbia, Macedonia
SE Times: Bu hedeflere ulaşmak için ne gibi adımlar atıyorsunuz?SE Times: What specific actions are you taking to achieve these objectives?
Sırbistan, ülkedeki radikal hareketlerin başını daha küçükken ezme yönünde ciddi adımlar atıyor.Serbia takes serious steps to break up the country's radical movements in their infancy.
SETimes muhabiri Paul Ciocoiu Bükreş'teki tepkilere göz atıyor.SETimes correspondent Paul Ciocoiu takes a look at the reactions in Bucharest.
SC'nin Polis Reformunu Reddetmesi SAA Müzakerelerini Tehlikeye AtıyorRS Police Reform Rejection Jeopardizes SAA Talks
SETimes: Sizce hükümet yolsuzlukla mücadele konusunda doğru adımlar atıyor mu?SETimes: Do you think the government is taking the right steps in combating corruption?
Bu arada hükümet, Yunanistan'daki dış yatırımı artırmak için adımlar atıyor.Meanwhile, the government is taking steps to boost foreign investment in Greece.
Tsvetanov, son 20 yılda görülmemiş adımlar atıyor", dedi."Tsvetanov is taking measures that have not been seen in 20 years."
KFOR, benzer olayların yenide yaşanmasını önlemek için teyakkuz yönünde adımlar atıyor.To prevent such incidents from recurring, KFOR is taking steps to demonstrate its preparedness.
Emniyet Müdürü, "Yolsuzluk, sistemi tehlikeye atıyor."Corruption is endangering the system.
Bazıları zamlardan dünya piyasasını sorumlu tutarken, diğerleri suçu iç siyasi krize atıyor.Some blame the world market, while others fault the domestic political crisis.
Hükümet bu konuda adımlar atıyor.The government has been taking steps.
Libya'daki Balkan kökenli paralı askerler para için hayatlarını tehlikeye atıyorBalkan mercenaries in Libya risk lives for gain
Makedonya, etnik birlikteliği koruma yönünde adımlar atıyorMacedonia takes steps to preserve ethnic co-existence
Bulgaristan AB'nin sıraladığı eksiklikleri giderme yolunda adımlar atıyorBulgaria takes steps to deal with EU-outlined shortcomings
Türk makamları Hizbulah'ı dağıtma yönünde adımlar atıyorlar.Turkish authorities are taking steps toward dismantling Hizballah.
Hükümet çiftleri çocuk yapmaya teşvik edecek adımlar atıyor.The government is taking steps to encourage couples to have children.
Kıbrıslı Marcos Baghdatis Zagreb Açık'ta maç servisini atıyor.Cyprus' Marcos Baghdatis serves up a win at the Zagreb Open.
Türkiye ve Ermenistan anlaşmazlığa son verme yolunda adım atıyorlarTurkey, Armenia take steps to end row
Sırp sığınmacılar serbest vize rejimini tehlikeye atıyorlarSerbian asylum seekers jeopardising visa liberalisation
Inga suçu tamamen başbakana atıyor.Inga places the blame squarely on the prime minister.
Devletin geleceğini tehlikeye atıyorlar." şeklinde devam etti.They put in jeopardy the future of the state," she added.
Bu noktada, Mark Curry gibi, Druig'in güçleri açıklanamaz bir şekilde tekme atıyor.At this point, like Mark Curry, Druig's powers inexplicably "kick in".
Aynı zamanlarda, Andreas Vesalius da kendi başına bazı adımlar atıyordu.Around the same time, Andreas Vesalius was also making some strides of his own.
Nabzın düzenli atıyor.Dein Puls ist regelmäßig.
Kalbim sadece senin için atıyor.Mein Herz schlägt nur für dich.
Bazıları gülüyordu, bazıları da başkaldırı çığlıkları atıyorlardı.Einige lachten, andere stießen spitze Schreie aus.
Film yıldızı olacağını zaten biliyor ve bu nedenle her ziyaretde imza atıyor.Sie erklärt, dass die ganze Familie in dem Film zu sehen sein wird und lässt alle Verträge unterzeichnen.
Mesela; bir insan kalbi 1.2 Hz ile atıyor denebilir.Normalerweise wird ein Piercing mit einer Drahtstärke von 1,2 Millimetern gestochen.
Piyadeler tüfeklerini atıyorlardı.Die Terroristen zogen ihre Schusswaffen.
İlk klip Fark Atıyor şarkısına çekilmiştir.Ich erinnere mich, wie wir den ersten Akkord für das Lied machten.
Kalbim çok hızlı atıyor!Mon cœur bat si fort !
Kalp yavaş atıyor.Le cœur bat lentement.
O kağıtları havaya atıyor.Il jette les feuilles en l'air.
Kalbi normal atıyor.Son cœur bat normalement.
Onun kalbi yavaş atıyordu.Son cœur battait lentement.
Herkes kısa mesaj atıyor ya da bilgisayardan elektronik posta gönderiyor.Tout le monde écrit des SMS ou envoie des courriels par ordinateur.
Bazıları gülüyordu, bazıları da başkaldırı çığlıkları atıyorlardı.Certains ont ri, certains ont pleuré.
Erkek çıkardığı kergerleri kız kardeşinin boynunda asılı duran torbaya atıyormuş.Il a l’habitude de porter les doigts de ses victimes en forme de collier autour du cou.
Onu görmeye can atıyorum.Tengo muchas ganas de verla.
Onun kalbi yavaş atıyordu.Su corazón latía lentamente.
Seni görmeye can atıyorum.Tengo muchas ganas de verte.
Ve Gaga onlara imalı bir bakış atıyor.Como respuesta, Chigusa le lanza una mirada desafiante.
Bazıları gülüyordu, bazıları da başkaldırı çığlıkları atıyorlardı.Algunos reían y otros trataban de mantener calma.
Doğum günüme can atıyorum.Non vedo l'ora che sia il mio compleanno.
Onunla tanışmaya can atıyorum.Sto morendo dalla voglia di incontrarla.
Şapkan ve elbisen içinde seni görmeye can atıyorum.Non vedo l'ora di vederti con il tuo cappello e il tuo vestito.
Bilmek için can atıyorum.Muoio dalla voglia di saperlo.
Bazıları gülüyordu, bazıları da başkaldırı çığlıkları atıyorlardı.Molte persone ritennero che vi fossero stati palesi brogli, e si ribellarono.
Mahkeme sırasında kendi kendine konuşuyor veya sebepsiz yere kahkahalar atıyordu.L'imputato stette in silenzio per tutta la durata del processo, limitandosi alcune volte a ridere.
Film yıldızı olacağını zaten biliyor ve bu nedenle her ziyaretde imza atıyor.Vorrebbe diventare una celebrità e una star del cinema ed è sempre pronta ad aiutare i suoi amici.
Erkek çıkardığı kergerleri kız kardeşinin boynunda asılı duran torbaya atıyormuş.Collezione le mani mozzate delle sue vittime, e le indossa a mo' di collana intorno al collo.
Nabzın düzenli atıyor.У тебя ровный пульс.