atıyor ile cümle
atıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Rodeoda, boğa ve yabani atlar vahşi oldukları için değil, acı çektikleri için binicileri üzerinden atıyorlar.På rodeos sparkar inte tjurar och otämjda hästar bakut av vildhet, utan av smärta.
Rodeoda, boğa ve yabani atlar vahşi oldukları için değil, acı çektikleri için binicileri üzerinden atıyorlar.Při rodeu se býci a divocí koně nevzpínají proto, že jsou divocí, ale protože jsou v bolestech.
Rodeoda, boğa ve yabani atlar vahşi oldukları için değil, acı çektikleri için binicileri üzerinden atıyorlar.Rodeossa härät ja mustangit eivät pukita koska ne olisivat villejä, vaan koska niitä sattuu.
Rodeoda, boğa ve yabani atlar vahşi oldukları için değil, acı çektikleri için binicileri üzerinden atıyorlar.W rodeo byki i konie nie brykają z powodu swej dzikości - brykają z powodu bólu
Rodeoda, boğa ve yabani atlar vahşi oldukları için değil, acı çektikleri için binicileri üzerinden atıyorlar.В родео быки и полудикие лошади не взбрыкивают потому что они дики, но потому что они находятся в боли.
Rodeoda, boğa ve yabani atlar vahşi oldukları için değil, acı çektikleri için binicileri üzerinden atıyorlar.ברודאו, פרים וסוסי פרא לא דוחקים מפני שהם פראיים, אלא בגלל שכואב להם.
Rum ateşi dolu seramik kapları, mancınıkla işgal ordusuna atıyorlardı.점토항아리에 그리스 화약을 채워 투석기로 발사했습니다.
Rum ateşi dolu seramik kapları, mancınıkla işgal ordusuna atıyorlardı.ומשגרים כדי חימר מלאים באש יוונית מקטפולטות על הצבא הפולש.
Rum ateşi dolu seramik kapları, mancınıkla işgal ordusuna atıyorlardı.ويرمون الاواني الفخارية المملؤة بالنار الاغريقية على الغزاة بواسطة المناجيق.
Saatini çıkarmayı unutmuş, bileğinde metal bir nabız gibi tik tak atıyor.A uitat să-şi oprească ceasul care ticăie, un puls de metal pe încheietura mâinii.
Saatini çıkarmayı unutmuş, bileğinde metal bir nabız gibi tik tak atıyor.Er vergaß, seine Armbanduhr auszustellen, die wie ein metallener Puls gegen sein Handgelenk tickt.
Saatini çıkarmayı unutmuş, bileğinde metal bir nabız gibi tik tak atıyor.Ha dimenticato di spegnere l'orologio, che ticchetta con un battito metallico contro il suo polso.
Saatini çıkarmayı unutmuş, bileğinde metal bir nabız gibi tik tak atıyor.Han har glömt att stänga av sin klocka, som tickar, likt en metallpuls mot hans handled.
Saatini çıkarmayı unutmuş, bileğinde metal bir nabız gibi tik tak atıyor.Ha olvidado apagar su reloj, el cual hace tictac, como un pulso metálico contra su muñeca.
Saatini çıkarmayı unutmuş, bileğinde metal bir nabız gibi tik tak atıyor.Il a oublié d'éteindre sa montre, qui fait tic tac, comme une impulsion de métal contre son poignet.
Saatini çıkarmayı unutmuş, bileğinde metal bir nabız gibi tik tak atıyor.그런데 시계 꺼놓는 것을 깜박 잊었네요. 손목에서 차가운 맥박처럼 똑딱거려요.
Saatini çıkarmayı unutmuş, bileğinde metal bir nabız gibi tik tak atıyor.הוא שכח לכבות את השעון שלו, שמתקתק, כמו זרם מטאלי על מפרק ידו.
Saatini çıkarmayı unutmuş, bileğinde metal bir nabız gibi tik tak atıyor.鉄の鼓動のように 手首で時を刻んでいる 彼には聞こえていない
Sallamıyor gibi yapar, hayat kısaymış da, bilmem ne... Ama korkularını içine atıyor.Voor anderen is het alsof hij geen zorgen heeft... maar alle angsten gaan naar zijn hoofd.
Sallamıyor gibi yapar, hayat kısaymış da, bilmem ne... Ama korkularını içine atıyor.لا شيء يهتم، الحياة قصيرة و بدون هدف و لكن كل مخاوفه تصعد لراسه
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››A ďalej povedal faraon Jozefovi: Hľaď, ustanovil som ťa nad celou zemou Egyptskou.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Dalje reče Faraon Jožefu: Glej, stavim te čez vso deželo Egiptovsko.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Disse mais Faraó a José: Vê, eu te hei posto sobre toda a terra do Egito.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››--El faraón dijo además a José--: He aquí, yo te pongo a cargo de toda la tierra de Egipto
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Faraon a zis lui Iosif: ,,Uite, îţi dau stăpînire peste toată ţara Egiptului.``
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Il faraone disse a Giuseppe: «Ecco, io ti metto a capo di tutto il paese d'Egitto»
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Ja farao sanoi Joosefille: "Katso, minä asetan sinut koko Egyptin maan hallitusmieheksi".
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››바로가 또 요셉에게 이르되 내가 너로 애굽 온 땅을 총리하게 하노라 하고
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Monda továbbá a Faraó Józsefnek: Ímé fejedelemmé tettelek az egész Égyiptom földén.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Nad to rzekł Farao do Józefa: Oto, postanowiłem cię nad wszystką ziemią Egipską.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Og Farao sa fremdeles til Josef: Se, jeg setter dig over hele Egyptens land.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Og Farao sagde til Josef: "Så sætter jeg dig nu over hele Ægypten!"
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Pharaon dit à Joseph: Vois, je te donne le commandement de tout le pays d`Égypte.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Pha-ra-ôn lại phán cùng Giô-sép rằng : Hãy xem ! trẫm lập ngươi cầm_quyền trên cả xứ Ê - díp-tô .
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Pha-ra-ôn lại phán cùng Giô-sép rằng: Hãy xem! trẫm lập ngươi cầm quyền trên cả xứ Ê-díp-tô.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Řekl také Farao Jozefovi: Aj, ustanovil jsem tě nade vší zemi Egyptskou.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Und weiter sprach Pharao zu Joseph: Siehe, ich habe dich über ganz Ägyptenland gesetzt.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Ytterligare sade Farao till Josef: »Jag sätter dig nu över hela Egyptens land.»
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Και ειπεν ο Φαραω προς τον Ιωσηφ, Ιδου, σε κατεστησα εφ' ολης της γης Αιγυπτου.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››И сказал фараон Иосифу: вот, я поставляю тебя над всею землею Египетскою.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››Фараон още каза на Иосифа: Виж, поставям те над цялата Египеска земя.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››ויאמר פרעה אל יוסף ראה נתתי אתך על כל ארץ מצרים׃
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››ثم قال فرعون ليوسف انظر. قد جعلتك على كل ارض مصر.
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››法 老 又 對 約 瑟 說 、 我 派 你 治 理 埃 及 全 地
Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››法老 又 對約 瑟說 、 我 派 你 治理 埃及 全地
Silah şeker atıyordu.Der Schütze warf Süßigkeiten.
Silah şeker atıyordu.De schutter was snoep aan het gooien.
Silah şeker atıyordu.El artillero estaba regalando dulces.
Silah şeker atıyordu.그 기관총사수가 사탕을 던졌습니다.
Silah şeker atıyordu.L'artigliere lanciava caramelle,
Silah şeker atıyordu.L'artilleur était entrain de jeter des bonbons.
Silah şeker atıyordu.Strzelec rozrzucał cukierki.
Silah şeker atıyordu.Tunarul meu arunca dulciuri.
Silah şeker atıyordu.Его пулеметчик бросал конфеты.
Silah şeker atıyordu.Моят артилерист хвърляше бонбони.
Silah şeker atıyordu.המקלען פיזר ממתקים.
Silah şeker atıyordu.المدفع يرمي حلوي .
Silah şeker atıyordu.子供たちにキャンディを与えていたのです
Şimdilik haftada 200.000 çocuğa mesaj atıyoruz.저희들은 현재 매주 20만명의 틴에이저들에게
Şimdilik haftada 200.000 çocuğa mesaj atıyoruz.אנחנו שולחים מסרונים עכשיו לכ 200,000 ילדים בשבוע