atıyor ile cümle

atıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şimdilik haftada 200.000 çocuğa mesaj atıyoruz.نقوم حالياً بإرسال رسائل لحوالي 200,000 طفل في الأسبوع
Şimdilik haftada 200.000 çocuğa mesaj atıyoruz.彼らが通う学校のエコ化を行ったり
@sirsureyya: Lincci fasist guruh iceriye tasve yanici madde atiyorlar.@sirsureyya : El grupo fascista de linchadores está arrojandpo piedras y manteriales combustibles dentro.
Siz X-rey filmlerine ekranda bakip uzerlerinde calisiyorsunuz email atiyorsunuz.Bạn xem phim X-quang và làm việc với chúng, gửi chúng qua email.
Siz X-rey filmlerine ekranda bakip uzerlerinde calisiyorsunuz email atiyorsunuz.Je bekijkt en werkt met je röntgenfoto's op een scherm, je mailt ze.
Siz X-rey filmlerine ekranda bakip uzerlerinde calisiyorsunuz email atiyorsunuz.엑스레이를 화면을 통해서 보고 그걸 가지고 여러가지를 할 수 있습니다. 이메일로도 보낼 수 있죠. 우리도 엑스레이를 이용하고 있었지만
Siz X-rey filmlerine ekranda bakip uzerlerinde calisiyorsunuz email atiyorsunuz.Le radiografie si guardano su uno schermo e ci si fanno cose, si mandano per email.
Siz X-rey filmlerine ekranda bakip uzerlerinde calisiyorsunuz email atiyorsunuz.Ma már képernyőn nézzük a röntgenfelvételeket, ott mahinálunk velük, el is küldhetjük e-mailben akár.
Siz X-rey filmlerine ekranda bakip uzerlerinde calisiyorsunuz email atiyorsunuz.Miras tus radiografías en una pantalla y trabajas sobre ellas, las envías por correo electrónico.
Siz X-rey filmlerine ekranda bakip uzerlerinde calisiyorsunuz email atiyorsunuz.Oglądamy zdjęcia rentgenowskie na monitorze, możemy je przesłać mailem.
Siz X-rey filmlerine ekranda bakip uzerlerinde calisiyorsunuz email atiyorsunuz.On regarde ses radios à l'écran, et on en fait des trucs, on les envoie par mail.
Siz X-rey filmlerine ekranda bakip uzerlerinde calisiyorsunuz email atiyorsunuz.Гледаш рентгеновите си снимки на екран и правиш разни неща с тях, пращаш ги по имейл.
Siz X-rey filmlerine ekranda bakip uzerlerinde calisiyorsunuz email atiyorsunuz.تنظر لأشعتك السينية على شاشة وتقوم بأشياء عليها، وترسلها عبر البريد الإلكتروني. لكننا كنا نستخدم اشعة سينية،
Siz X-rey filmlerine ekranda bakip uzerlerinde calisiyorsunuz email atiyorsunuz.同時進行という形ですね X線はあっても看片灯がなかったんです
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Azt kántálták: "Békét akarunk.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Cantaban: "Queremos paz.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Cantavano: "Vogliamo la pace.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Estavam a entoar: "Queremos paz".
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Họ đã hát, "Chúng tôi muốn hòa bình.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Ils scandaient : "Nous voulons la paix.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.그들은 이렇게 말하고 있었습니다.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Kričali, "My chceme mier.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Ljudje so peli: "Hočemo mir.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Mereka berteriak, "Kami ingin damai.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Oamenii strigau, "Vrem pace.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Sie riefen: "Wir wollen Frieden.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Skandovali: "My chceme mír.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Śpiewali "My chcemy pokoju.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Ze waren aan het zingen: "Wij willen vrede.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Τραγουδούσαν, "Θέλουμε ειρήνη.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Вони скандували: "Ми хочемо миру.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Они скандировали: "Мы хотим мира.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.Те пееха, "Искаме мир.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.הם אמרו, "אנחנו רוצים שלום.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.إنهم يرددون، " نريد السلام.
Slogan atıyorlardı, "Barış istiyoruz.「欲しいのは平和だ」
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.>>Hugo Barra: Ora bem. Bom dia a todos.
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.Quando pensate agli ultimi cinque anni, cose come Google Chrome o Android erano appena nate.
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.Vic Gundotra:
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.When you think back over the last five years, things like Google Chrome or Android were in their infancy.
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.Όταν σκέφτεστε τα τελευταία πέντε χρόνια, πράγματα σαν το Google Chrome ή το Android ήταν στα σπάργανα.
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.Если вы вспомните прошедшие пять лет, такие вещи как Google Chrome или Android были в зачаточном состоянии.
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.Защо не се върнем към уреда. Нека да ви покажа как работи. Ще използва гласа си, за да напише и-мейл.
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.כשנזכרים בחמש השנים שחלפו, דברים כמו "גוגל כרום" או "אנדרואיד"
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.عندما نعود في الزمن إلى خمس سنوات خلت، أشياء من قبيل غوغل كروم، و أندرويد
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.まだたいへん 未熟でした ここまで来れたのは 皆様のお陰です
Son beş yıla baktığınızda, Google Chrome ve Android gibi şeyler henüz ilk adımlarını atıyorlardı.當你們回想過去五年 Google Chrome 或 Android 還在嗷嗷待哺
Sonra annesini arar ve sorar: " Anne, domuz pişirirken neden butunu kesip atıyordun? "Aşa că o sună pe Mama şi-i zice, "Mamă, de ce tăiai partea mai groasă din şuncă când o pregăteai?"
Sonra annesini arar ve sorar: " Anne, domuz pişirirken neden butunu kesip atıyordun? "Donc, elle appelle sa maman, et elle lui dit : "Maman, pourquoi tu jetais le cul du jambon ?"
Sonra annesini arar ve sorar: " Anne, domuz pişirirken neden butunu kesip atıyordun? "Dus belt ze met Mama, en ze zegt: "Mam, waarom sneed je het eindje van de ham als je ham klaarmaakte?"
Sonra annesini arar ve sorar: " Anne, domuz pişirirken neden butunu kesip atıyordun? "Dzwoni do mamy i pyta: "Mamo, czemu przyrządzając szynkę, zawsze odcinałaś piętkę?"
Sonra annesini arar ve sorar: " Anne, domuz pişirirken neden butunu kesip atıyordun? "Entonces llama a su mamá, y le dice, "Mamá, ¿por qué siempre quitabas la cola del jamón cuando lo preparabas?"
Sonra annesini arar ve sorar: " Anne, domuz pişirirken neden butunu kesip atıyordun? "엄마에게 전화해서 묻습니다. "엄마, 왜 햄 꽁지를 잘라 버리셨어요?"
Sonra annesini arar ve sorar: " Anne, domuz pişirirken neden butunu kesip atıyordun? ""Mãe, porque é que cortavas o cu do presunto?"
Sonra annesini arar ve sorar: " Anne, domuz pişirirken neden butunu kesip atıyordun? "Quindi decide di chiamare la mamma: "Ma mamma, perché tagli via il gambuccio del prosciutto?"
Sonra annesini arar ve sorar: " Anne, domuz pişirirken neden butunu kesip atıyordun? "Rồi cô gọi mẹ và hỏi, "Mẹ ơi, tại sao mẹ lại cắt bỏ thịt hun khói đi khi mẹ đang làm nó?"
Sonra annesini arar ve sorar: " Anne, domuz pişirirken neden butunu kesip atıyordun? "Så hun ringer til sin mor og hun spørger "Mor, hvorfor skar du enden af skinken, når du lavede skinke?"
Sonra annesini arar ve sorar: " Anne, domuz pişirirken neden butunu kesip atıyordun? "Szóval, felhívja anyut, és megkérdi: "Anyu, miért vágod le a sonka végét, amikor elkészíted?"
Sonra annesini arar ve sorar: " Anne, domuz pişirirken neden butunu kesip atıyordun? "Tako pokliče mamo in jo vpraša: "Mama, zakaj pri kuhanju šunke vedno odstraniš en konec?"
Sonra annesini arar ve sorar: " Anne, domuz pişirirken neden butunu kesip atıyordun? "Tak zavolá mámě, a ptá se, "Mami, proč odřezáváš konec, když děláš šunku?" a ona říká:

İlgili Sayfalar