Krasin at arabasına saldırıda kullanılmak üzere bombaların üretilmesine yardım etti.卡拉辛协助制造了用于袭击的炸弹,炸弹装在马车上。
Museu Nacional dos Coches, (Ulusal At arabası Müzesi), Portekiz'in başkenti Lizbon'da bulunan bir müzedir.國家馬車博物館(葡萄牙語:Museu Nacional dos Coches)是葡萄牙首都里斯本的一座博物館,位於阿方索·德·阿爾布克爾克廣場。
Central Park at arabası sürücüsü Alan Young ....인디아나 존스 역 캐런 앨런 ...
Voznesenski Stalin'e 26 Haziran 1907'de bankaya at arabasıyla yüklü miktarda para gönderileceğini haber verdi.ווזנסנסקי מסר לסטלין כי עומד להגיע משלוח גדול של מזומנים בכרכרה הרתומה לסוסים ב-26 ביוני 1907.
19 Nisan 1906'da Pierre Curie bir at arabasının çarpması sonucu öldü.На 19 април 1906 г. Пиер Кюри загива при пътно произшествие.
Cumhuriyet Meydanı civarında bir at arabası.Край площада се извисява военен хотел.
Tek atın çektiği at arabası ve iki ya da dört atın çektiği posta arabası da sürülebilmektedir.Pred jazdou idú vojnové vozy ťahané dvoma, alebo štyrmi koňmi.
Cumhuriyet Meydanı civarında bir at arabası.Prie pilies saloje įkurtas parkas.
Cumhuriyet Meydanı civarında bir at arabası.Tiigi ümbrusesse rajati park.
19 Nisan 1906'da Pierre Curie bir at arabasının çarpması sonucu öldü.19. aprillil 1906 sai abikaasa Pierre liiklusõnnetuses surma.
Telemakhos’a at arabası verip onu oğlu Peisistratos’la birlikte oraya yollar.Telemachos saab kingitusi ning hakkab koos Peisistratosega tagasi Ithakale sõitma.
At arabası; atlar tarafından çekilen, insan veya mal naklinde kullanılan tekerlekli araç.Vanker on veolooma või inimese veetav või lükatav ratastega sõiduk.
Afrodit'in hemen sağ tarafında, bir at arabasıyla Ay'a doğru gidenin de Ay tanrıçası olduğunu düşünüyoruz.levando a biga em direcao ao por da lua No lado esquerdo temos o oposto
Afrodit'in hemen sağ tarafında, bir at arabasıyla Ay'a doğru gidenin de Ay tanrıçası olduğunu düşünüyoruz.А справа від Афродіти, припускаємо, богиня Місяця, що направляє колісницю для встановлення місяця.
Afrodit'in hemen sağ tarafında, bir at arabasıyla Ay'a doğru gidenin de Ay tanrıçası olduğunu düşünüyoruz.Това, което най-много ме удивлява, е колко достоверно е това и колко е изпълнено с движение.
Afrodit'in hemen sağ tarafında, bir at arabasıyla Ay'a doğru gidenin de Ay tanrıçası olduğunu düşünüyoruz.月の神とされていたもので 月の沈む方向に 馬車を導いている様子が描かれています
At arabası altından yapıldı.A biga é feita de ouro.
At arabası altından yapıldı.C'est fait -- le chariot est en or.
At arabası altından yapıldı.Cỗ xe ngựa được làm từ vàng.
At arabası altından yapıldı.De strijdwagen is gemaakt van goud.
At arabası altından yapıldı.E facută -- caleașca e facuta din aur.
At arabası altından yapıldı.Está hecho - el carro está hecho de oro.
At arabası altından yapıldı.Es wurde gemacht - der Kampfwagen wurde aus Gold gemacht.
At arabası altından yapıldı.이 경마차는 금으로 만들었고요
At arabası altından yapıldı.Koč je vyrobený zo zlata.
At arabası altından yapıldı.Powóz jest wykonany ze złota.
At arabası altından yapıldı.Questo carro è fatto d'oro.
At arabası altından yapıldı.А вот это сделано - колесница сделана из золота.
At arabası altından yapıldı.Изработено е... колесницата е изработена от злато.
At arabası altından yapıldı.היא בנויה מ -- המרכבה בנויה מזהב.
At arabası altından yapıldı.وهي مصنوعة -- العربة مصنوعة من الذهب
At arabası altından yapıldı.チャールストン・ヘストンは空中に漂っていた-
At arabası geliyor.Xe ngựa đang đến.
At arabası geliyor.Колесницата идва.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.Čiže táto vec, tento koč je zo zlata.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.Già, per realizzare questo - il carro è fatto d'oro.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.Ja, om dit te maken -- de strijdwagen is gemaakt van goud.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.자, 그래서 이 작품을 만들기 위해서요. 경마차는 금으로 만들었고요.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.Mda, ca intradevar sa faci acest lucru -- caleasca e facuta intradevar din aur.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.Oui, pour faire ça en fait -- le chariot lui même est en or.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.Sim, para fazer este tipo de coisas, a biga é feita de ouro.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.Sí, para hacer esta cosa realmente -- el carro real está hecho de oro.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.Taak, aby wykonać tą rzeźbę - - sam powóz jest zrobiony ze złota.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.Vâng, để làm được thứ đó -- chính cái cỗ xe ngựa bằng vàng đó.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.Yeah, um diese Dinge tatsächlich zu tun - der eigentliche Kampfwagen ist aus Gold gemacht.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.Да, всъщност, за да се направи това... колесницата всъщност е изработена от злато.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.Да, чтобы реально сделать эту вещь - сама колесница сделана из золота.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.כן, כדי לעשות את הדבר הזה -- המרכבה עשויה מזהב.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.نعم... للقيام بهذا العمل -- العربة نفسها مصنوعة من الذهب.
At arabasını yaparken altın kullandığımı söylemiştim.金を用いたんだ 24金の指輪を持っていたので
At arabasıyla pek sık yolculuk yapmam; pek çoğunuz için de öyle olsa gerek.Ich reise nicht oft mit Pferd und Wagen, Sie wahrscheinlich auch nicht. Das fand ich faszinierend.
At arabasıyla pek sık yolculuk yapmam; pek çoğunuz için de öyle olsa gerek.Ik reis niet vaak met paard en wagen en de meesten van jullie ook niet.
At arabasıyla pek sık yolculuk yapmam; pek çoğunuz için de öyle olsa gerek.뭐 그건 여러분들도 마찬가지겠죠. 제가 이걸 찾아냈을 때, 전 매료된 기분이었습니다.
At arabasıyla pek sık yolculuk yapmam; pek çoğunuz için de öyle olsa gerek.No viajo a menudo a caballo ni en calesa; imagino que la mayoría de ustedes tampoco.
At arabasıyla pek sık yolculuk yapmam; pek çoğunuz için de öyle olsa gerek.Tôi nghĩ rằng phần đông các bạn cũng thế, cho nên khi tôi phát hiện ra điều này, tôi đã rất thích thú.
At arabasıyla pek sık yolculuk yapmam; pek çoğunuz için de öyle olsa gerek.Wy chyba też. Ta informacja odjęła mi mowę.
At arabasıyla pek sık yolculuk yapmam; pek çoğunuz için de öyle olsa gerek.אני יכול לשער שגם רובכם לא נוסעים כך, אז כאשר גיליתי את זה, נדהמתי.
At arabasıyla pek sık yolculuk yapmam; pek çoğunuz için de öyle olsa gerek.كما أتصور فمعظمكم لا يفعل كذلك لذلك فإنني حين اكتشفت الموضوع، ذهلت
At arabasıyla pek sık yolculuk yapmam; pek çoğunuz için de öyle olsa gerek.これを突き止めた時は 大喜びしました 何あろう「なぜ火曜日?」 というグループに加わって
At arabasıyla pek sık yolculuk yapmam; pek çoğunuz için de öyle olsa gerek.我就好少坐馬車 我諗你哋都好少