aslında ile cümle

aslında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yani bu ve bu aslında tamamen aynı şey.So this and this are the exact same thing.
Biliyorsunuz özkaynağımdaki bu artış nakdi değil aslında.I mean, it's not cash.
Aslında şefkatle meditasyon yapıyodu.Actually, he was meditating on compassion.
Aslında bu biraz komik bir örgü.It's sort of a funny pattern.
Babam aslında benden bana bu şeyleri toptan satacak birini bulmamı istedi.My dad actually made me go find someone who would sell me these things at wholesale.
Yani aslında, eğer çocukları hayatta kalıyor olmasaydı zaten kimse aile planlamasını kabul etmezdi.So basically, no one would accept family planning if their children didn't survive.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Because poor people are business people who lack business skills and access to credit.
Bakın bu bambudan bir bina. Aslında binaların hepsi bambu.And here is a bamboo building -- all of them are bamboo.
Annem benim aslında mavi bir balon almamın daha iyi olacağını söyledi.My mother said that she thought I'd really rather have a blue balloon.
"Aslında herkes gibisin sadece biraz daha kısasın?" mı demeliydi.She was facing the question of what to do with this child.
Ve bu parayı da aslında yatırım bankasının kurmuş olduğu -özel amaçlı şirketten almışlardı.And they borrowed the money essentially from a special purpose entity.
Aslında bu, tekerleğin yeniden icadı.In fact, it's a new invention of the wheel.
Aslında bu bir adım sayacı, adımları sayıyor.In fact, it is a step counter, and it counts the steps.
Bu açıdan baktığımızda, aslında Facebook hiç değişmedi, umarız sadece daha iyi bir yer oldu.I think in that way, Facebook hasn't changed at all; it's hopefully just gotten better.
Yani burada bu hakkı, bu aslında bir resim Hemoglobin protein.So this right here, this is actually a picture of a hemoglobin protein.
Aslında bir porfirin yapıdır.It actually is a porphyrin structure.
Aslında kesilir.It actually disassociates.
Plazma girmeyeceğim, ama aslında açık olur karbonik asit içine.It does go into the plasma, but it actually gets turned into carbonic acid.
Bir reaksiyon meydana aslında sizinle birlikte bitireceğiz karbonik asit.A reaction will occur-- essentially you'll end up with carbonic acid.
Bu aslında bir bikarbonat iyon.This is actually a bicarbonate ion.
Yani bu aslında oksijen ne kadar olduğunu söyleyerek, sağ eksen etrafında?So this is just essentially saying, how much oxygen is around as you go to the right axis?
Aslında iyi kızdır ama şu sıralar kötü günler geçiriyor !In fact, she is a good girl, but she is having bad days now !
Aslında vasat bir dövüşçüsün !In fact, you are a mediocre fighter!
Aslında, bu ülkenin en büyük rehabilitasyon amaçlı borç sağlayıcısı oldu.In fact, it became the largest rehabilitation lender in the country.
Bu ünite boyunca, bütün olayların ayrık-- ve aslında iki değerli olduğunu farzedeceğim.Throughout this unit I am going to assume that every event is discrete-- in fact, it's binary.
Bu eğri aslında şurada sıfırdan geçiyor,değil mi?So this is actually my break-even right here.
Çünkü eminim, bir kez tadına baksalar aslında ne kadar lezzetli olduğunu anlayacaklar.Because I think, once they taste it, they'll realize that they're delicious.
Müşteri geliştirme süreci, aslında... ...4 adımlı bir süreçtir.The customer development process is actually a 4-step process.
Bu aslında gerçekten de güvenli.It's very safe actually. And it's fun for the whole family.
Aslında size yüksek yoğunluklar tiz tonları işaret edecek şekilde size şarkı söylüyorlar.They're actually singing these densities to you with higher pitches mapped to higher densities.
Bir elektronun akışını çizgileriyle görüyor ve duyuyorsunuz aslında.You're actually hearing and seeing the electron flow with the lines.
Bu aslında ışık yayıcı.This is actually a light emitter.
Aslında bu organizasyon dünyanın her yerine yayılabilir.But it could spread everywhere.
Atlama yanlış bir kelime; aslında düşersiniz.Jump is a misnomer; you fall.
Aslında, yönettiğim bir çok birlik tam olarak size benziyordu.In reality, much of the force I led looked exactly like you.
Bu yüzden aslında bunlar aynı açılardır.So it's the same angle.
Ve bu mekanizmanin her bir parcasi aslinda biyolojide makul.And every single part of this mechanism is actually plausible in biology.
Ve biz aslinda, bur durumda, soyledigim icin uzgunum ama, bu oldu, talihsizlikti.And we actually, in this case, I'm sorry to say, it happened -- it was serendipitous.
Ama pek de astrolojiyle yapmiyoruz aslinda.But we're not actually doing it by astrology.
Oynama üzerine uzmanlar bunun aslında bir var oluş şekli olduğunu söyleyecektir.Experts in play will tell you that actually it's a way of being.
Aslında biz bu şekilde sosyalleşiriz, ve içsel motivasyon sağlar.It's actually how we do our social bonding, and it's intrinsically motivated.
Aslında buradaki varoluş biçimidir ve bu yaratıcı olan her şey için geçerlidir.It's actually a way of being, which is here, and this is true for anything that is creative.
Aslında deney de budur.That's actually what an experiment is.
Tipik bilim olayı aslında değil mi?Typical science, actually, right?
Bu şehirlerdeki bu bölgeler aslında yasadışı bölgelerden daha canlı.These communities in these cities are actually more vital than the illegal communities.
Aslında en kısa olan 1 aylık.Actually, the shortest one is one month.
Fakat aslında, çoğu zaman vücudunuz bırakmadan önce bırakmayı siz düşünürsünüz.But really, truly -- often you think about letting go way before your body does.
Aslında tam benim düştüğüm yerde.He's actually right about where I fell.
Bu tırmanışın ilginç tarafı aslında çok da zor bir tırmanış olmamasıdır.The interesting thing about this climb is it's not that hard.
Aslında, 4'ler bu a sadeleşir ve sadece c bölü a kalır. -In fact, the 4's cancel out and then this a cancels out and you just have a c over a.
Ama aslında bu gerçekler acıyla, istismarla, ayrışmayla, marjinalleşmeyle gölgeleniyor.But ultimately, those realities are shadowed by suffering, abuse, degradation, marginalization.
BS: Aslında vahşi suç oranı görece olarak sabit kaldı.Well actually the violent crime rate has remained relatively stable.
Toplu hapsetme oranlarındaki artış aslında bu vahşi suçlar kategorisinde olmadı.The great increase in mass incarceration in this country wasn't really in violent crime categories.
Ve kulağa çok basit gibi geliyor ama, aslında bu çok çok büyük bir iş.And it sounds quite simple, but actually it's quite a big, big job.
Müzik diyorum ama, aslında kastettiğim ses.I say "music," but actually I mean "sound."
Aslında doğru bagetlerim de yok, sanırım ama buna benzer bir şey.I don't really have the right sticks, perhaps -- but something like this.
Şimdi geriye baktığımda, nakil aslında işin en kolay kısmıydı.Now when I look back, the transplant was actually the easiest part.
Bazılarımız yüceltilmiş olabilir, ama aslında hiçbirimiz aynı kalamadık.Some of us may have been sublimated, but really none of us remained the same.
Aslında, biz hem zorlu hem de heyecan verici zamanlarda yaşıyoruz.Indeed, we live in both challenging as well as exciting times.
- Aslında, bu sonuca varmak için bir teoreme ihtiyacımız yoktu.And you know you didn't need a theorem to tell you that.
İlgili Sayfalar