Bununla birlikte kulenin içerisinde en yüksek katına çıkmaya yarayan bir asansör bulunmaktadır.И тогда первым, как правило, наблюдается лифт, который идёт вверх.
Otis Elevator Company veya Otis dünyadaki en büyük asansör ve yürüyen merdiven üreticisidir.Otis — крупнейший в мире производитель лифтов, эскалаторов и т. п..
Apartmana sonradan bir asansör de eklenmiştir.В здание добавлен лифт.
Kozyatağı engelli asansörü.Липовый лифт.
Asansörde her şey birlikte düştüğünden dolayı, görülebilir bir yerçekimi etkisi yoktur.بما أن كل شيء داخل المصعد يسقط بتزامن (مع بعض)، فإنه لايمكن ملاحظة أي أثر للجاذبية.
2008 yılında, Justin Rosenstein ile Asana'yı kurmak için Facebook'tan ayrıldı.في عام 2008، غادر داستن الفيسبوك لإنشاء شركة أسانا مع جوستين روزنشتاين.
Oraya iki ana panoramik asansör aracılığıyla ulaşılabilir.ويمكن الدخول لها عبر بابين جانبيين.
Yürüyen merdiven ve engelli asansörüne sahiptir.المصاعد والسلالم المتحركة.
Bu asansör reverans yapan bir kadın gibi yükselir.رفع الجناح عما هو من المرأة مباح.
Asansör kulesi Marsilya’dan getirtilen tuğlalar ile yapıldı.بنيت هذه المعلمة بالحجر الرملي النضيد الذي جلب من جبل كيليز في مراكش.
Asansör geri dönerken Doktor, telepatik yolla Bill'e kendisini beklemesini söyler.Logo antes dos elevadores partirem, o Doutor pede telepaticamente para Bill esperar por ele.
Ertesi gün, Beth ve Noah asansör boşluğundan bodrum katına inerek hastaneden kaçmayı planlar.No dia seguinte, Beth e Noah armam um plano para escapar do hospital através do poço do elevador.
İlk güvenli asansörlerini 1853'de sattı.Sr. Otis vendeu os seus primeiros elevadores seguros em 1853.
Asansörü Elisha Graves Otis icat etmiştir.Invenção do freio de segurança de elevadores, por Elisha Graves Otis.
Diğer binalarda ise dördüncü katta asansörlerde 4 yerine "F" (Four, Dört) yazar.Em outros edifícios, o quarto andar muitas vezes é etiquetado "F (Quatro)" em vez "de 4" em elevadores.
Beth ve Noah asansör boşluğundan aşağı inerken Noah düşüp bacağını kırar.Beth e Noah descem pelo poço do elevador, mas Noah cai e fere a perna, atraindo os zumbis.
İlk başlarda bu şirket asansör üretiyordu.Três elevadores serviam originalmente o prédio.
Asansör kulesi Marsilya’dan getirtilen tuğlalar ile yapıldı.As telhas são feitas de terracota vinda de Marselha.
Üçlü, Jorj'u bayıltıp asansörle aşağı iner.O Doutor incapacita Jorj e o trio vai abaixo em um elevador.
Patanjali'nin Yoga Sutralarına göre Yoga'nın sekiz bölümünden dördüncüsü asanadır.Nos Yoga Sutra de Patañjali, o Yama são a primeira parte dos oito passos do Raja Yoga.
Yerden 85 metre yukarıda, asansör vasıtası ile ulaşılabilen bir gözetleme güvertesi yer almaktadır.Um elevador leva os visitantes até 85m de altura, onde um piso de observação está localizado.
Asansöre biner ve üst kata çıkmak ister.Ele pegou o elevador até o último andar.
Incendio: Asanın hedefini alevler içinde bırakır.Seu ataque deixa os inimigos em chamas.
Yürüyen merdiven ve engelli asansörüne sahiptir.Não dispõe de elevadores ou escada rolante.
Asansör zemin katla 8. kat arasında çalışmaktadır.Era um complemento da linha 8 do metro.
1985’te, asansörlerin her ikisi de elektrikle çalışacak şekilde düzenlenmiştir.Em 1985, a eletrônica foi atualizada, mas a saída de energia foi a mesma.
Gövde içindeki iki asansör, ziyaretçileri küreye 40 saniyede çıkarabilmektedir.De lift waarmee de bezoekers naar boven kunnen, gaat in 40 seconden van beneden naar boven.
Asansörü Elisha Graves Otis icat etmiştir.De liften waren ontworpen door Elisha Otis.
İlk başlarda bu şirket asansör üretiyordu.Dit bedrijf maakte aanvankelijk fietsen.
Toplam 74 asansör vardır, bunların bir kısmı ara katlarda durmadan en üst kata çıkan ekspres asansörlerdir.Van de 73 liften gaat er niet één rechtstreeks naar de bovenste verdieping.
Apartmana sonradan bir asansör de eklenmiştir.In een later stadium werd de lift toegevoegd.
Spears ve arkadaşları aceleyle aşağıya inerken asansörde güvenlik kamerasına komik yüzler yaparlar.Britney en haar vrienden rennen een lift in, waar zij korte tijd de bewakingscamera's voor de gek houden.
Bu tür alanlarda merdivenler, asansörler, ana giriş kapısı avluya açılır.Uit die tijd dateren het trappenhuis, de vloeren en de deurportalen.
Oraya iki ana panoramik asansör aracılığıyla ulaşılabilir.De brug kon bediend worden door twee aandrijfraderen.
Patanjali'nin Yoga Sutralarına göre Yoga'nın sekiz bölümünden dördüncüsü asanadır.Pranayama is het vierde pad van het achtvoudige yogapad in de Yogasoetra's.
Ziyaretçiler, yerden 85 metre yukarıda bulunan gözetleme platformuna asansör ile ulaşabilmektedirler.Bezoekers kunnen via een lift het observatieplatform bereiken.
Yangın durumunda, asansör kullanmayın.Gebruik niet de lift in geval van brand.
Asansör bozuk.De lift is buiten werking.
Bir asansör var mı?Is er een lift?
Asansör bozuk.De lift is kapot.
Dünden beri asansör çalışmıyor.Sinds gisteren werkte de lift niet meer.
Asansörde sigara içilmez!Roken is verboden in de lift.
Asansörde sigara içmek yasaktır.Roken is verboden in de lift.
Bu asansör ne birinci ne de ikinci katta duruyor.Deze lift stopt niet op de eerste en tweede verdieping.
Elisha Otis tarafından ilk güvenli asansör kuruldu.Pierwszy bezpieczny dźwig osobowy wynalazł Elisha Otis pochodzący z Nowego Jorku.
Diğer binalarda ise dördüncü katta asansörlerde 4 yerine "F" (Four, Dört) yazar.W innych budynkach natomiast często zamiast piętra 4 stosuje się oznaczenie F (np. w windach).
Yerden 85 metre yukarıda, asansör vasıtası ile ulaşılabilen bir gözetleme güvertesi yer almaktadır.Na 85. metrze znajduje się galeria widokowa, do której wjeżdża się windą.
Maurice: Edmont Oteli'ndeki asansörcü çocuk.Maurice – windziarz w hotelu Edmont, a zarazem stręczyciel.
Ama elektrikli asansörlerin çoğu artık çekmeli tiptedir.Nawierzchnię ul. Telefonicznej w większości stanowi pokrywa asfaltowa.
Apartmana sonradan bir asansör de eklenmiştir.Następnie budynek zaadaptowano na mieszkania.
Asanın ucu düz fakat kabzası keskin eğimlidir.Sterówki rdzawobrązowe, lecz środkowa para szarobrunatna.
Asansör yükselince kafası kopar.Gdy pływa po wodzie ma podniesioną głowę.
1911 - İlk halk asansörü Londra'nın Earl's Court metro istasyonunda hizmete başladı.I London, Storbritannien, installerades den första rulltrappan år 1911 vid Earls Court tunnelbanestation.
Asansörü Elisha Graves Otis icat etmiştir.Elisha Graves Otis demonstrerar en hiss med säkerhetsbroms.
On üçüncü kata gelindiğinde insanlar hızlı bir şekilde ve Swift'ti itekleyerek asansörden inerler.När hissen når den trettonde våningen så kliver folk av och knuffar till henne.
Patanjali'nin Yoga Sutralarına göre Yoga'nın sekiz bölümünden dördüncüsü asanadır.Pranayama är den fjärde lemmen av rajayogans åtta lemmar.
Ayrıca binada yüksek hızlı asansör vardır ve bu asansör 40 saniyede kule içinde bulunan kafeye ulaşır.Lägenheterna har också hiss som går direkt ner i garaget.
Sizler, bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz.Honor med ungar dödar upp mot en renkalv om dagen.
Ancak eski bir valisi olan Asandar birlikleri ile ona saldırdı ve Farnekes çatışma sonucu öldü.Hans styrkor anfölls dock senare av en av Farnakes tidigare guvernörer, Asandar, som dödade honom.
Asan, kaplıcalarıyla tanınan bir şehirdir.Staden är en känd kurort.