asır ile cümle
asır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
17. ve 18. asırlarda kent, veba salgınları nedeniyle büyük acılar çekmiş.I det 17. og 18. århundre opplevde byen nedgangstider, bl.a. forårsaket av malaria.
Görünüşe göre uyku haplarının aşırı dozda alındığı bir ilaçla intihar etmişti.Bruk av sovepiller ble også funnet å være assosiert med økt dødelighet.
Fakat bu rakamlar büyük olasılıkla aşırı abartılmış rakamlardır.De oppgitte tallene er formodentlige overdrevet.
Bu aşırı derece büyük bir birimdir.Den er altså en ubenevnt størrelse.
1927 - Okyanus aşırı ilk telefon görüşmesi, New York'tan Londra'ya yapıldı.1927 – Første transatlantiske telefonsamtale; fra New York til London.
Aşırı tanıStorehesten opp
Bir asır birlik olamadılar.Men de var neppe noen ensartet gruppe.
Aşırı saç dökülmesine yol açabilir.I tillegg gir den visstnok grundigere barbering.
Bu durumu öğrenen Çapanoğlu, Evci Aşiretine elçiler gönderir .Den som finner dette, må advare sine kamerater.
15 asırda ismi geçmektedir.51 av disse har fått navn.
Köyde Çarekan aşiretı bulunur.dilleri kırmançiki Kırmanc kültür gelenekleri yaşanmaktadır.Dette betydde i praksis lite, og byen fortsatte å ha en levende walisiskspråklig kultur.
Aşırı avlanma nedeniyle tehdit altındadır.Arten er truet av ulovlig jakt.
Şövalye Demir Haçı aşırı savaş cesareti ya da başarılı askeri liderlikten dolayı verilmiştir.Jernkorsets ridderkors ble gitt som anerkjennelse for ekstremt mot i kamp og militært lederskap.
Bu asırda İran’da birçok Pehlevî eseri yayınlanmıştı.Flere av disse programmene er distribuert ulovlig i Iran.
Protestan Kiliseleri arasında aşırı görüş ayrılıkları vardır.Praksis varierer innenfor protestantiske kirker.
Hematofobi (Kan korkusu) kana karşı duyulan aşırı ve önlenemez korku durumudur.Hematofobi er en ekstremt og irrisjonell frykt for blod.
Köye asırlar önce 4 kardeş göç etmişler.Fra 1914 fikk man også 4-årige landsgymnas.
Kişilerde aşırı stres ve asabiyet görülebilir.Det kan forekomme overfølsomhet og irritabilitet.
Onuncu asırdan itibaren Müslümanlar bölgeye egemen olmaya başladılar.Fra 600-tallet av begynte muslimske arabere å bli dominerende i regionen.
Bauer, bunalım ve aşırı kuşkudan muzdaripti.Lady Byron ble økende frustrert og desperat.
Aşırı büyüklükteki gözleri, göz oyuğunda hareket edemez.Det er ingen bevegelig pigg under øyet.
Üreme döneminde erkeklerin çiftleşmemiş erkekler ve genç kuşlardan besinlerini aşırdıkları görülmüştür.I bygget som mennesker bodde i har man også funnet perler og diverse kvinnesmykker.
Bunlardan en eskisi "incu" (Aslanbeyli) aşiretidir.Den lengste av disse er Indrefjorden.
Ekim ayında Limerick kentini kuşatan Ireton aşırı soğuklar nedeniyle kuşatmayı kaldırmak durumunda kalır.Ireton dro deretter videre til Limerick ved oktober, men måtte avlyse beleiringen grunnet kulde og dårlig vær.
Aşırı uzunluktaki esnek kulaklara sahiptir (İsmi burdan gelmektedir.).Maka hadirin sekalian di dalam ruang sidang tertawa mendengarnya.
Margot Robbie, Harleen Quinzel / Harley Quinn: Aşırı çılgın bir kötü ve eski akıl hastalıkları uzmanı.Margot Robbie sebagai Harleen Quinzel / Harley Quinn: Seorang penjahat super gila dan mantan psikiater.
Bu aşırı büyük Öbek III yıldızların soyu çok uzun zamandır tükenmiştir ve ancak teorik olarak bulunurlar.Namun, generasi bintang-bintang populasi III yang masif ini sudah lama punah dan hanya ada secara teoretis.
Bu tip jiroskoplar aşırı derecede doğru ve istikrarlıdır.Giroskop jenis ini bisa sangat akurat dan stabil.
Hitler'in stratejik planı aşırı derecede hırslıydı.Rencana Hitler untuk Prora lebih ambisius.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.Konsumsi minuman yang mengandung pemanis gula berlebihan juga berhubungan dengan peningkatan risiko.
1965 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aşırı sağcı Jean-Louis Tixier-Vignancourt'u desteklemiştir.Tahun 1965, ia membantu kampanye dari kandidat ekstrem kanan bernama Jean-Louis Tixier-Vignancour.
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Sagan meyakini bahwa Venus memiliki atmosfer yang sangat panas dan padat.
Jared Leto, Joker: Aşırı kötü ruh hastası.Jared Leto sebagai The Joker: Penjahat super psikopat.
Aşırı kuşkucu bir adam olmuştur.Seorang pria tampak sangat mencurigakan.
Mahalledekiler akraba olup, HEVİDİ (Hüveydi) aşiretindendir.Kerabat itu dibedakan pula atas kerabat dekat (seajing mareppe) dan kerabat jauh (seajing mabela).
Buna verilebilecek en aşırı örnek Plüton-Charon sistemidir.Pengecualian yang paling menonjol adalah sistem Pluto-Charon.
Alkolü aşırı derece kullanmaktaydı.Penggunaan alkohol yang berlebihan.
Bazıları ise tam tersine bu kaynaklara aşırı güvenmektedir ve doğruluğundan şüphe duymamaktadırlar.Banyak yang tidak mempunyai sumber yang layak dipercaya dan tidak ada bukti tentang otentisitasnya.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Abjeksi selanjutnya menimbulkan juga kenikmatan yang menyimpang.
Aşırılık durumunda ise faydalar zarara dönmektedir.Sedangkan patihnya, Abujantir digantikan oleh Aklaswajir.
15 asırda ismi geçmektedir.Nama marganya sendiri bersinonim dengan lebih dari 15 nama.
Aşırı derecede uyuşturucu ve alkol kullanmakta idi.Mengkonsumsi obat-obatan secara berlebihan dan alkohol.
Kronik aşırı doz ayrıca biyolojik zarların ve cildin dış tabakasının soyulmasının artmasına neden olur.Overdosis kronis juga menyebabkan labilitas meningkat membran biologis dan dari lapisan luar kulit mengelupas.
Klasik semptomlar arasında aşırı susama, sık idrara çıkma ve sürekli açlık bulunmaktadır.Gejala klasiknya antara lain haus berlebihan, sering berkemih, dan lapar terus-menerus.
Reddedilmeye aşırı hassasiyet.Andika menolak.
Önleyici tedbirler kullanmanın bir diğer sebebi aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısının önlenmesidir.Alasan pencegahan yang lain adalah untuk menghindari sakit kepala karena kelebihan pemakain obat.
Diğerleri çok soğuk ortamlarda, veya aşırı tuzlu, asit veya alkali ortamlarda bulunurlar.Habitat umum lainnya termasuk habitat yang sangat dingin dan air yang sangat asin, asam, atau alkali.
Aynı zamanda aşırı derecede duygusaldır.Ia juga sangat sensitif.
Mâtem benim hakkım; Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım.Seluruh alam lenyap dan daku tidak menyadari sesuatu yang lain melainkan bersalat dalam kehadiranNya.
Londra’nın Doğu Yakası’nda bulunan Whitechapel mahallesi gittikçe aşırı kalabalıklaşmıştır.Hal ini menyebabkan paroki sipil Whitechapel di East End, London, menjadi semakin penuh sesak.
Artık muhtelif Türk aşiretleri birbirlerini görerek İslama girmeye başlamışlardı.Dan mereka pernah berciuman (mereka juga memfoto adegan ciuman itu).
Bu aşırı bağımsızlık ihtiyacı zorlanımlı bir ihtiyaçtır.Dura necessitas Kebutuhan adalah susah.
Aşırı derecede göçebedirler ve sürekli olarak uygun yaşam alanı arayışı içindedirler.Mereka menjalani hidup abadi dengan makmur dan sempurna di alam baka.
Mest durumunda erkek filler aşırı derecede saldırganlaşır.Gajah jantan akan menjadi sangat agresif selama musth.
Bağlı olunan bir aşiret reisi yoktur.Seorang sandera tidak terhitung.
Halk kürecik tapginler aşiretindendir.Itulah kebiasaan orang-orang Sapeken.
Çünkü babası onun aşırı ciddi bir müzik eğitimi almasını istemiyordu.Orang tuanya tidak setuju anaknya melanjutkan pendidikan musik ke jenjang lebih tinggi.
C'den farklı olarak, C++'ta operatörlerin çoğunu aşırı yükleme yoluyla özelleştirebilirsiniz.Karena C++ berdasarkan dari C, maka kebanyakan kode C bisa dirakit di kompilator C++ dengan mudah.
Düşük dozlarda bunun herhangi bir zararı olmazsa da aşırı yüksek dozlarda tehlikeli olabilir.Obat dengan dosis sangat rendah mungkin tidak akan berpengaruh besar.
Sıcaklıktaki aşırı değişimlerde ayar gereklidir.Terlebih penting adalah perubahan kelarutan dengan suhu.
İlgili Sayfalar