Ana içeriğe geç
Sözlük

asılsız ile cümle

asılsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
51
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Daha sonra bu suçlamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.Dessa anklagelser har senare visat sig vara ogrundade.
Ölümünden bir müddet sonra kendisinin yaşadığına dair asılsız iddialar çıktı.Man har länge varit osäker på precis när han föddes.
Hakkında tez yapıldı ve bunlar asılsız çıktı.Ti se ho hned ujali a vše probíhalo bez komplikací.
Daha sonra bu suçlamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.Tato obvinění se později ukázala jako nepravdivá.
Chivers Poe hakkında buna benzer başka asılsız iddialarda da bulunmuştu.Chivers a făcut mai multe acuzații nefondate similare împotriva lui Poe.
Daha sonra bu suçlamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.Ulterior s-a dovedit că acuzația era nefondată.
Hakkında tez yapıldı ve bunlar asılsız çıktı.Lige lidt kom der ud af det, og sagen forblev uopklaret.
Buna karşılık, bu iddiaların tamamen asılsız ve temelsiz olduğu ileri sürülmüştür.Alle disse anklagene synes å være fullstendig uten grunnlag.
Buna karşılık, bu iddiaların tamamen asılsız ve temelsiz olduğu ileri sürülmüştür.Itulah sudut pandangku, dan saya berpegang pada itu secara mutlak dan tanpa syarat.
Buna karşılık, bu iddiaların tamamen asılsız ve temelsiz olduğu ileri sürülmüştür.もとより、こうした主張は根拠がなく、無効である。
Ancak önceki iddia gibi bu iddia da asılsızdır.上記の例は定数項の無い斉次の場合であった。
Ülkücüler koşarak dershaneye gelirken, ihbarın asılsız olduğu anlaşıldı.混乱を避ける為に、いつ・誰が来所するといった情報は非公開であった。
Bu çıkmazdan kurtulmanın en kolay yolunun "asılsız suçlamaların geri alınması" olduğunu söyledi.他觉得摆脱窘境最简单的方法是“消除毫无根据的指控”。
Sosyal bilimlerde matematiğin ekonomi dışındaki uygulamaları asılsız modeller için eleştirilmektedir.当数学应用在经济学以外的社会科学时,此类模型一直被批评为毫无根据的模型。
Ancak önceki iddia gibi bu iddia da asılsızdır.但是在原來的《誡命書》同樣的啟示中卻沒有提及。
Ölümünden bir müddet sonra kendisinin yaşadığına dair asılsız iddialar çıktı.死前曾經為自己的行為感到抱歉。
Daha sonra bu suçlamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.ככל הנראה היו אלו האשמות חסרות שחר.
Daha sonra bu suçlamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır.По-късно обвиненията се оказват неоснователни.
Yasaklandığına dair çıkan haberlerin, daha sonra asılsız olduğu ortaya çıkmıştır.Забраната му пречи да издаде каквото и да е занапред.
Sosyal bilimlerde matematiğin ekonomi dışındaki uygulamaları asılsız modeller için eleştirilmektedir.Primjena matematike u društvenim znanostima izvan ekonomije kritizirana je zbog neosnovanih modela.
Hakkında tez yapıldı ve bunlar asılsız çıktı.Tým bolo odovzdané príliš veľa a koniec bol nezvratný.
Davada, 7 sanığın tutuklanmasına neden olan ihbar asılsız çıkmıştır.Vienas iš 7 advokatų, be atlyginimo gynusių kaltinamuosius Kražių byloje.
2005 yılında tekrar hamile kaldığına dair dedikodular oluştuysa da bunların asılsız olduğu ortaya çıktı.2005. aasta detsembris tuuril olles teatas ta, et on jälle rase.
Yüzlerce işçi asılsız ithamlarla tutuklandı.Kannikesesorte on aretatud sadu.
Yasaklandığına dair çıkan haberlerin, daha sonra asılsız olduğu ortaya çıkmıştır.Ta teatas, et juhtunu tõttu jääb raamat määramata ajaks ootele.
(4) " Kagan'ın kıt notlu bir hoca olduğu iddiası asılsız.(4) 케이건 교수님의 '학점을 잘 주지 않는 교수' 로서의 평판은 근거가 없는 거예요.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Be', uno stereotipo comodo ma infondato che a volte fa male anche più della stessa austerità.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Bueno, un estereotipo infundado pero conveniente lo que a veces dolió aún más que la austeridad misma.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Een handig maar ongefundeerd stereotype dat soms nog meer pijn doet dan soberheid zelf.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Eh bien, un stéréotype pratique mais non fondé qui parfois blessent plus que l " austérité-même.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Ein praktisches aber unbegründetes Klischee, das manchmal mehr weh tat als die Sparmaßnahmen.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.En bekväm men obefogad stereotyp som ibland gör mer ont än åtstramningarna.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.É um estereótipo conveniente mas infundado que, às vezes, magoa mais que a própria austeridade.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.편리하지만 근거없는 편견은 때로는 긴축 정책 자체 보다 더 상처를 주었습니다.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Nos, egy megszokott, de megalapozatlan sztereotípia néha jobban fáj, mint maga a megszorítás.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Pohodlné, no neopodstatnené stereotypy, ktoré niekedy bolia viac ako úsporné opatrenia samotné.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Un stereotip convenabil, dar nefondat poate durea, uneori mai mult decât austeritatea însăşi.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Wygodny, ale bezpodstawny stereotyp boli bardziej niż oszczędności.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Ya, sangat mudah tapi sterotip yang tidak mendasar yang menyakitkan bahkan melebihi penghematan itu sendiri
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Ένα βολικό αλλά αβάσιμο στερεότυπο το οποίο μερικές φορές πονούσε περισσότερο από την ίδια τη λιτότητα.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Удобен, но неоснователен стереотип, от който понякога болеше повече отколкото от самите мерки за икономии.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.Удобный, хотя и голословный стереотип порой причиняет не меньше зла, чем строгая экономия.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.ובכן, סטריאוטיפ נוח אבל בלתי מבוסס שלפעמים כואב יותר ממשטר הצנע עצמו.
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.حل ملائم و مريح ولكن بلا أسس و في بعض الأحيان يؤلم أكثر من التقشف نفسه !
Bu, bazen kemer sıkma politikasından daha çok can yakan uygun ama asılsız bir klişedir.時に財政緊縮策よりも 大きな打撃を与えます ただ ここで申し上げたいのは これはギリシャだけの問題ではなく
Kraliyet Vakfı, Prens'e yöneltilen her asılsız... ...suçlamaya karşı dava açacaktır.Az uralkodó családdal és Lee Han herceggel kapcsolatos hírek szándékosan kerültek terjesztésre.
Kraliyet Vakfı, Prens'e yöneltilen her asılsız... ...suçlamaya karşı dava açacaktır.المؤسسة الملكية ستتخد اجراءات ضد اي اشاعة كاذبة حول الامير
Prenses asılsız dedikodulara hedef olsun istemedim.Je ne voulais pas que la princesse souffre d'une petite rumeur comme ça.
Prenses asılsız dedikodulara hedef olsun istemedim.Nem akartam, hogy a hercegnőt ilyen hamis szóbeszédek vegyék körül.
Prenses asılsız dedikodulara hedef olsun istemedim.Δεν ήθελα η Πριγκίπισσα να περιτριγυρίζεται από αυτές τις ψεύτικες φήμες.
Prenses asılsız dedikodulara hedef olsun istemedim.لم اشأ ان تكون الاميرة محاطة بكل تلك الاشاعات
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod