asılı ile cümle

asılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Ağabeyime ve bana öğrettiği değerleri, tutkuyu, doğruluğu, kendine güveni, azmi, onlara da aşılıyor.同じ価値観を教え込んでくれています- 思いやりだとか 誠実さ 自信 忍耐といったものを...
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı, ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu.A családi küldetés ott lógott a falon, és a feleségemm azt mondta: "Alkalmazható itt valami ezek közül?"
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı, ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu.Das Familienleitbild hing an der Wand und meine Frau fragte: "Ist irgendetwas Passendes dabei?"
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı, ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu."가정 사명 선언문"이 벽에 걸려 있었고, 아내는 "자, 여기 적용되는 것이 있니?" 라고 물었습니다.
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı, ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu.La charte familiale était contre le mur, et ma femme a demandé, "Ça entre dans une de ces catégories ? "
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı, ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu.Pernyataan misi keluarga terpampang di pintu, dan istri saya berkata, "Jadi, apakah ada yang sesuai di sana?"
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı, ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu.Rodzinna misja wisiała na ścianie. Żona zapytała, "czy cokolwiek z tego ma zastosowanie?"
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı, ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu.Sứ mệnh gia đình treo trên tường, và vợ tôi nói: "Thế mọi thứ trên đó đều được áp dụng sao?"
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı, ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu.На стіні висіло наше сімейне кредо. Моя дружина запитала: "То про який пункт ми зараз говоримо?"
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı, ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu.Семейная миссия висела на стене, и жена сказала: "Ну, что-нибудь тут подходит к случаю?"
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı, ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu.הצהרת הכוונות המשפחתית היתה תלויה על הקיר, ואשתי אמרה, "משהו מכל זה מתאים?"
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı, ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu.وكان بيان مهمة الأسرة على الجدار، وقالت زوجتي، "لنرى، أي شيء هناك يبدو قيد تطبق؟"
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı, ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu.妻が聞きました 「ここに当てはまるものはある?」 娘はリストを眺めて言いました
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Älä välitä veitset", sanoi hänen vierailija, ja kyljys roikkui ilmassa, jossa ääni kalvava.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Jangan pisau pikiran," kata tamunya, dan sayatan yang digantungkan di udara, dengan suara menggerogotinya.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."신경 쓰지마 나이프,"자신의 방문자는 말했다, 그리고 커틀릿은의 소리와 함께, 중반 공중에 매달려
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Não importa facas", disse o visitante, e uma costeleta pendurado no ar, com um som de roer.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Nem baj kések," mondta a látogató és egy szelet lógott közepén levegőben, a hang rágcsáló.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Nevadí nože," uvedl svého hosta, a řízek visel ve vzduchu, se zvukem hlodavá.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Nevadí nože," uviedol svojho hosťa, a rezeň visel vo vzduchu, so zvukom hlodavá.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Never mind messen," zei zijn bezoekers, en een karbonade opgehangen in de lucht, met een geluid van knagen.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Nigdy nie noże umysłu", powiedział, że jego gościem, a kotlet wisiał w powietrzu, z dźwiękiem gryzienia.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Ni važno, noži," je povedal njegov obiskovalec, in zarebrnica visela v zraku, z zvokom gnawing.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Nu cuţite minte", a spus vizitatorul său, şi un cotlet de spânzurat în mijlocul-aer, cu un sunet de roadere.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Nunca cuchillos mente", dijo a su visitante, y una chuleta colgada en el aire, con un sonido de roer.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Strunt knivar", säger hans besökare, och en kotlett hängde i luften, med ett ljud gnagande.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Vergiß Messer", sagte der Besucher, und ein Schnitzel hing in der Luft, mit einem Klang Nagen.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Никогда не ножи виду", сказал, что его посетитель, и котлета повисла в воздухе, с звуком грызть.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Ніколи не ножі увазі", сказав, що його відвідувач, і котлета повисла в повітрі, з звуком гризти.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."Няма значение ножове", каза негов посетител, и котлет висеше в средата на въздуха, с звука на дълбае.
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren."سكاكين اعتبارها أبدا" ، وقال ضيفه ، وكستلاتة معلقة في الجو ، مع صوت
"Aldırma bıçak" dedi ziyaretçi ve bir pirzola, havada asılı bir ses kemiren.かじる。 "見えない!"ケンプ氏によると、に座って
-ama burada suyu damlalar halinde durdurabilir, hatta onların tümünü havada asılı tutabilirsiniz.Je kunt het water laten stoppen met druppelen en zelfs de druppels laten zweven.
-ama burada suyu damlalar halinde durdurabilir, hatta onların tümünü havada asılı tutabilirsiniz.낙하하는 물이 도중에 멈추어 공중 부양하는 것처럼 보이게 할 수 있습니다.
-ama burada suyu damlalar halinde durdurabilir, hatta onların tümünü havada asılı tutabilirsiniz.Megállíthatók a vízcseppek -- voltaképpen a cseppeket
-ama burada suyu damlalar halinde durdurabilir, hatta onların tümünü havada asılı tutabilirsiniz.Můžete zastavit kapky a -- dokonce je nechat všechny vznášet se.
-ama burada suyu damlalar halinde durdurabilir, hatta onların tümünü havada asılı tutabilirsiniz.Podem parar a água em gotas, podem até fazer as gotas levitar.
-ama burada suyu damlalar halinde durdurabilir, hatta onların tümünü havada asılı tutabilirsiniz.עם כמה חברים שלי, אבל אפשר לעצור את המים והטיפות -- ולמעשה לגרום לכל
-ama burada suyu damlalar halinde durdurabilir, hatta onların tümünü havada asılı tutabilirsiniz.صنعتهاه بمعاونة بعض أصدقائي, و لكنك تستطيع أن توقف الماء في قطرات و في الواقع اجعل كل
-ama burada suyu damlalar halinde durdurabilir, hatta onların tümünü havada asılı tutabilirsiniz.止めることはできますが 実際には すべての水のしずくを浮かせることができます
Apartmanlarda bu gibi bir durumda arayabileceğiniz bir telefon numarası kapının yanında asılıdır.I höghus finns ett nummer nära entrédörren som du kan ringa i en sådan situation.
Apartmanlarda bu gibi bir durumda arayabileceğiniz bir telefon numarası kapının yanında asılıdır.Kerrostaloissa on oven lähellä puhelinnumero, johon voit soittaa tällaisessa tilanteessa.
Apartmanlarda bu gibi bir durumda arayabileceğiniz bir telefon numarası kapının yanında asılıdır.في المباني الطبقية يوجد رقم هاتف بالقرب من الباب، حيث أنه بإمكانك أن تتصل به في هذه الحالات.
Apartmanlarda bu gibi bir durumda arayabileceğiniz bir telefon numarası kapının yanında asılıdır.楼房的物业管理公司货物业管理员通常会保存备用钥匙,提供收费开锁服务。楼房的单元门附近通常贴有电话号码,供您需要开锁时拨打。
Apartmanlarda düzen kuralları merdiven boşluğunda, dış kapıya yakın bir yerde asılıdır.I ett höghus hittar du ordningsreglerna vanligtvis i trapphuset nära entrédörren.
Apartmanlarda düzen kuralları merdiven boşluğunda, dış kapıya yakın bir yerde asılıdır.Kerrostalossa löydät järjestyssäännöt yleensä rappukäytävästä ulko-oven läheltä.
Apartmanlarda düzen kuralları merdiven boşluğunda, dış kapıya yakın bir yerde asılıdır.Les règles se trouvent généralement à proximité de la porte d’entrée près de la cage d’escalier.
Apartmanlarda düzen kuralları merdiven boşluğunda, dış kapıya yakın bir yerde asılıdır.В многоквартирных домах правила обычно вывешены в подъезде рядом с входной дверью.
Apartmanlarda düzen kuralları merdiven boşluğunda, dış kapıya yakın bir yerde asılıdır.سوف تجد الضوابط والنظم للعمارة المكونة من طوابق عادةً في مدخل الدرج بالقرب من الباب الخارجي.
Apartmanlarda düzen kuralları merdiven boşluğunda, dış kapıya yakın bir yerde asılıdır.在楼房或连体别墅居住的居民,应遵守相关住户守则。住户守则通常规定何时应当保持安静,以及公共设施使用等规定。住户守则通常张贴在楼房的单元门附近的走廊里。
Arbus'un genelde boynunda asılı olan bu kameraymış. * *Dus ze kijkt naar beneden in de camera en er is een andere camera die gebruikt wordt om de foto te maken.
Baldırları zırhlarla korunmuştu. Omuzları arasında tunç bir pala asılıydı.Avea nişte tureci de aramă peste fluierele picioarelor, şi o pavăză de aramă între umeri.
Baldırları zırhlarla korunmuştu. Omuzları arasında tunç bir pala asılıydı.Han hadde kobberskinner på leggene og et kastespyd av kobber på ryggen.
Baldırları zırhlarla korunmuştu. Omuzları arasında tunç bir pala asılıydı.Il avait aux jambes une armure d`airain, et un javelot d`airain entre les épaules.
Baldırları zırhlarla korunmuştu. Omuzları arasında tunç bir pala asılıydı.In na nogah je imel bronaste škornje in bronast ščit na plečih;
Baldırları zırhlarla korunmuştu. Omuzları arasında tunç bir pala asılıydı.Ja hänellä oli säärissään vaskivarukset ja selässään vaskikeihäs.
Baldırları zırhlarla korunmuştu. Omuzları arasında tunç bir pala asılıydı.Kakinya dilindungi oleh penutup kaki dari tembaga, dan di bahunya ia memanggul lembing tembaga
Baldırları zırhlarla korunmuştu. Omuzları arasında tunç bir pala asılıydı.그 다리에는 놋경갑을 쳤고 어깨 사이에는 놋단창을 메었으니
Baldırları zırhlarla korunmuştu. Omuzları arasında tunç bir pala asılıydı.koperen beenkappen. Ook had hij een koperen speer van enige centimeters dik bij zich.
Baldırları zırhlarla korunmuştu. Omuzları arasında tunç bir pala asılıydı.Lábán réz lábpánczél és vállain rézpaizs volt.

İlgili Sayfalar