Prens Gwindor ise birliğe katılmayı arzuluyordu.Dr Verwoerd lot som om han hadde til hensikt å opprettholde medlemskapet i Samveldet.
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?Apa output yang diinginkan?
Arap devletler savaşın bir an önce sona ermesini arzuluyordu.Keduanya sepakat pemerintah harus segera mengakhiri perang.
Sen onu arzuluyordun...Nơi này anh vẫn mong chờ...
Sen onu arzuluyordun...果たして彼の真意は……。
Bu albümün "Monotheist"ten daha karanlık, daha ağır ve biraz daha deneysel olmasını arzuluyorum."この時に、マッコイは『ローズ・トゥ・ユダ』よりも「より早く、より暗く、非常に重くて遥かに実験的な曲になる」と述べていた。
Barışa uzaklaşacağım diye çalışmıyoruz, Barışı çok arzuluyoruz.Hrvati su nastojali ne dizati tenzije, radi mira u kući.
Sen onu arzuluyordun...Tema soov täideti. ...
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?Kuidas ikkagi saada seda, mida tahad?
Bu hayat senin 'sen' olmanı arzuluyorNi dans celle d'avant. La vie t'attend.
Bu hayat senin 'sen' olmanı arzuluyorTento život túži aby ste boli 'sebou'.
Bu hayat senin 'sen' olmanı arzuluyorTodo está aquí para que florezcas en tu Ser.
Daha az çalıştığınız ama Avrupa'da daha üretken olduğunuz bir Yunanistan arzuluyorum.Me gustaría una Grecia en la que trabajasen menos, pero Uds. son la economía más productiva de Europa.
Elbette kuruluşların ve toplumların gerçekten düşünmesini arzuluyorsak.우리가 사고하는 조직, 사고하는 사회를 만들고 싶다면 말이지요.
Elbette kuruluşların ve toplumların gerçekten düşünmesini arzuluyorsak.Тогда у нас появятся думающие организации и думающее общество.
Elbette kuruluşların ve toplumların gerçekten düşünmesini arzuluyorsak.Тоді у нас з'являться організації, що думають, і суспільство, що мислить.
Elbette kuruluşların ve toplumların gerçekten düşünmesini arzuluyorsak.אם ברצוננו שיהיו אירגונים שחושבים וחברה אנושית שחושבת.
Elbette kuruluşların ve toplumların gerçekten düşünmesini arzuluyorsak.إذا أردنا منظمات عقلانية، ومجتمعات عقلانية.
Elbette kuruluşların ve toplumların gerçekten düşünmesini arzuluyorsak.「考える社会」を望むのならば 事実 我々が目撃してきた大惨事というのは
Hayatýnýn o ţekilde olmasýný içten arzuluyordu.A on opravdu, opravdu chtěl tento život vést.
Hayatýnýn o ţekilde olmasýný içten arzuluyordu.C'était vraiment cette vie-là qu'il voulait.
Hayatýnýn o ţekilde olmasýný içten arzuluyordu.E lui voleva veramente - voleva davvero che quella fosse la sua vita.
Hayatýnýn o ţekilde olmasýný içten arzuluyordu.Og han ville virkeligt virkeligt gerne have at det blev hans liv.
Hayatýnýn o ţekilde olmasýný içten arzuluyordu.Y sabes él realmente deseaba que ésa fuera su vida.
Hayatýnýn o ţekilde olmasýný içten arzuluyordu.Και αλήθεια, πραγματικά, ήθελε να είναι αυτή η ζωή του.
Hayatýnýn o ţekilde olmasýný içten arzuluyordu.А вы знаете, что он на самом деле - он действительно хотел, чтобы быть его жизнь.
Hayatýnýn o ţekilde olmasýný içten arzuluyordu.И знаете ли, той наистина искаше това да бъде неговия живот.
Hayatýnýn o ţekilde olmasýný içten arzuluyordu.أعني، أراد فعلاً أن تكون هذه حياته
Hayatýnýn o ţekilde olmasýný içten arzuluyordu.彼は誰も殺しちゃいない。 誰も傷つけてない。
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Albowiem jestem ściśniony od tego obojga, pragnąc być rozwiązany, a być z Chrystusem, bo to daleko lepiej:
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Ale oboje ma tiahne: mám žiadosť zomrieť a byť s Kristom, lebo to by bolo o mnoho lepšie,
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.내가 그 두 사이에 끼였으니 떠나서 그리스도와 함께 있을 욕망을 가진 이것이 더욱 좋으나
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.K obémuť se k tomu nakloňuji, žádost maje umříti, a býti s Kristem, což by mnohem lépe bylo,
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Mert szorongattatom e kettõ között, kívánván elköltözni és a Krisztussal lenni; mert ez sokkal inkább jobb;
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Me siento presionado por ambas partes. Tengo el deseo de partir y estar con Cristo, lo cual es muchísimo mejor
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Pritiska me pa oboje: želja me je, ločiti se in biti s Kristusom, zakaj to je veliko, veliko boljše;
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Sînt strîns din două părţi: aş dori să mă mut şi să fiu împreună cu Hristos, căci ar fi cu mult mai bine;
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Tôi bị ép giữa hai bề muốn đi ở với Ðấng Christ, là điều rất tốt hơn;
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Tôi bị ép giữa hai bề muốn đi_ở với Ðấng_Christ , là điều rất tốt hơn ;
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Влечет меня то и другое: имею желание разрешиться и быть со Христом, потому что это несравненно лучше;
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.И тъй, ако има някоя утеха в Христа, или някоя разтуха от любов, или някое милосърдие и състрадание,
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Тісно бо менї від обох, маючи бажаннє розвязатись (із тілом), та з Христом бути; багато бо воно лучче.
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.כי משוך אני מן השנים נפשי אותה להפטר ולהיות עם המשיח כי זה המבחר׃
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.فاني محصور من الاثنين. لي اشتهاء ان انطلق واكون مع المسيح. ذاك افضل جدا.
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.我 正 在 兩 難 之 間 、 情 願 離 世 與 基 督 同 在 . 因 為 這 是 好 得 無 比 的
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.我 正在 兩難 之 間 、 情願離 世與 基督 同在 . 因 為這 是 好 得無 比的
İşte ben burada olmayı arzuluyorum,Aquí es en donde anhelo estar.
İşte ben orada olmayı arzuluyorum,Aquí es en donde quiero estar,
İşte orada olmayı arzuluyorum,Aquí es en donde anhelo estar.
İşte orada olmayı arzuluyorum.Aquí es en donde anhelo estar.
O zamanlar o türde bir normalliği arzuluyordum.A cette époque j'aspirais à ce genre de normalité.
O zamanlar o türde bir normalliği arzuluyordum.Az efféle "normálisság" után vágyódtam akkor még.
O zamanlar o türde bir normalliği arzuluyordum.En esa época aspiraba a ese tipo de normalidad.
O zamanlar o türde bir normalliği arzuluyordum.Ich wollte damals unbedingt normal wirken.
O zamanlar o türde bir normalliği arzuluyordum.Já jsem toužila po tom být takto 'normální' v té době.
O zamanlar o türde bir normalliği arzuluyordum.전 그때 정상인처럼 살기를 간절히 원했거든요.
O zamanlar o türde bir normalliği arzuluyordum.Na altura eu desejava esse tipo de normalidade.
O zamanlar o türde bir normalliği arzuluyordum.Pe vremea aceea, aspiram la acel tip de normalitate.
O zamanlar o türde bir normalliği arzuluyordum.Saya berkiblat pada ke-normal-an waktu itu
O zamanlar o türde bir normalliği arzuluyordum.Sognavo quel tipo di normalità a quel tempo.