Barışı tüm dünya arzuluyor.All the world desires peace.
Tüm dünya barışı arzuluyor.The entire world desires peace.
O, arzulu bir sanat koleksiyoncusudur.He's an avid art collector.
Onu şehvetle arzuluyorum.I'm lusting after him.
O bir tebessüm mü yoksa arzulu bir bakış mı?Is that a smile or a leer?
Kütüphaneler arzulu okuyucular için gerçek hazinelerdir.Libraries are real treasures for avid readers.
General hemen saldırmayı arzuluyordu.The general wished to attack immediately.
Şimdi seni her zamankinden daha fazla arzuluyorum.Now I desire you more than ever.
Ama onun günlük yazılarının gösterdiği üzere halen filmi yapma konusunda arzuluydu.But his diary entries show that he was still eager to make the film.
Sen onu arzuluyordun...You asked for it...
Arap devletler savaşın bir an önce sona ermesini arzuluyordu.The British felt that the war would be ended quickly.
Barışa uzaklaşacağım diye çalışmıyoruz, Barışı çok arzuluyoruz.We do not wish to demonize anyone, we are a tolerant people.
O zamanlar o türde bir normalliği arzuluyordum.I aspired to that kind of normalcy back then.
Hayatýnýn o ţekilde olmasýný içten arzuluyordu.And you know he really--he really wanted that to be his life.
Daha az çalıştığınız ama Avrupa'da daha üretken olduğunuz bir Yunanistan arzuluyorum.I'd like a Greece in which you work less, but you are the most productive economy in Europe.
Bu hayat senin 'sen' olmanı arzuluyorEverything is here for you to blossom into your Being.
İşte ben burada olmayı arzuluyorum,This is where I long to be,
İşte ben orada olmayı arzuluyorum,This is where I long to be
İşte orada olmayı arzuluyorum.This is where I long to be
İşte orada olmayı arzuluyorum,This is where I long to be
Teţekkürler bu kadar arzulu ve isteklisiniz ki balomuz yapýlacak.Thank you, students. - Boy: Fucking suck!
Demek, düzelticilerden olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!You only want to be a tyrant in the land and no peacemaker."
Çünkü biz (artık) Rabbimizi(O'nun hoşnutluğunu) arzuluyoruz.We turn to our Lord in supplication."
Demek arabuluculardan olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!"You only want to be a tyrant in the land and no peacemaker."
Daha önce Musa'dan istendiği gibi, siz de elçinizden isteklerde mi bulunmayı arzuluyorsunuz?Do you too, O believers, wish to question your Apostle as Moses was in the past?
Siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz. Fakat şimdi onu gördüğünüz halde bekliyorsunuz.And you used to wish for death before you met it; so now you see it before your eyes.
Andolsun ki, siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz.And assuredly ye were wont to long for death ere ye had met it.
Yemin olsun ki siz, onunla karşılaşmadan önce ölümü arzuluyordunuz.And assuredly ye were wont to long for death ere ye had met it.
Andolsun ki siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz.And assuredly ye were wont to long for death ere ye had met it.
Siz ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyordunuz.And assuredly ye were wont to long for death ere ye had met it.
Ancak yollardaki engebelere rağmen, Arnavutlar demokrasi konusunda arzulu olmaya devam ediyorlar.Even with bumps in the road, however, Albanians remain bullish on democracy.
Bu yeni slogan, Avrupa içinde Yunanistan'a yapıcı bir rolün geri verilmesini arzuluyor.This new one aspires to reinstitute a constructive role for Greece within Europe.
Pek çok kişi, Sırbistan'ın Kosova ile ilişkilerine barışçı bir yaklaşım arzuluyor.Many seek a peaceful approach to Serbia's dealings with Kosovo.
Çocukken resimle uğraşan Steig, arzulu bir edebiyat okuyucusuydu.As a child, he dabbled in painting and was an avid reader of literature.
Sen onu arzuluyordun...Ich hab' Dich so gesucht ….
Arap devletler savaşın bir an önce sona ermesini arzuluyordu.Die Partei forderte ein sofortiges Ende des Krieges.
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Il dit aspirer à une vie paisible.
Bu albümün "Monotheist"ten daha karanlık, daha ağır ve biraz daha deneysel olmasını arzuluyorum."Deseo que el álbum sea un desarrollo más oscuro, más pesado, y un poco más experimental que Monotheist."
Sen onu arzuluyordun...Pero llegué a quererlo...
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?¿Qué debemos o podemos querer?
Barışa uzaklaşacağım diye çalışmıyoruz, Barışı çok arzuluyoruz.No es suficiente para anhelar la paz.
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Люди вернулись к мирной жизни.
Sen onu arzuluyordun...Вот это хотела...
Sen onu arzuluyordun...كنتي على باله...
Bu albümün "Monotheist"ten daha karanlık, daha ağır ve biraz daha deneysel olmasını arzuluyorum."Meu desejo é que o álbum seja uma evolução mais sombria, pesada e um pouco mais experimental do Monotheist."
Fadil tüm kadınları arzuluyordu.Fadil desejava todas as mulheres.
Sen onu arzuluyordun...Hij bleef het maar proberen...
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Został zmuszony powrócić do spokojnego życia wiejskiego.
Barış dolu bir hayata dönmek konusunda daha arzulular.Ще декілька бійців повернулися до мирного життя.
Bunun yerine Komünizm'i simgeleyen kızıl bayrak kullanmasını arzuluyordu.Натомість на шпилі було встановлено флагшток з румунським триколором.
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?Ах, Боже мій, що мені треба?
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?Co uživatel chce a co potřebuje?
Arap devletler savaşın bir an önce sona ermesini arzuluyordu.Statele arabe erau din ce în ce mai nerăbdătoare să termine războiul cât mai repede cu putință.
Sen onu arzuluyordun...Am vrut-o eu...
Sen onu arzuluyordun...Ha Isten azt akarta volna...
Arap devletler savaşın bir an önce sona ermesini arzuluyordu.A párt a háború azonnali befejezését követelte.
Barışa uzaklaşacağım diye çalışmıyoruz, Barışı çok arzuluyoruz."Nincs szükség arra, hogy Indiába menjünk vagy bárhová a békénket keresni.
Sen onu arzuluyordun...Muistoa minulta pyysit...
Barışa uzaklaşacağım diye çalışmıyoruz, Barışı çok arzuluyoruz.He eivät halua minua vapaa-ajan tyylissä, he haluavat prinsessan.
Ne istiyoruz, ne arzuluyoruz?Mitä minä saan toivoa?