Hile ve gözdağı bunlar arzulara ulaşmak için kullanılan yöntemler. gelecek bölümde görüşürüzL'artificio e l'intimidazione sono strumenti del nostro desiderio. Arrivederci al prossimo episodio
Hile ve gözdağı bunlar arzulara ulaşmak için kullanılan yöntemler. gelecek bölümde görüşürüzLögner och skrämsel- -är medel för att komma åt ens begär. Vi ses nästa gång
Hile ve gözdağı bunlar arzulara ulaşmak için kullanılan yöntemler. gelecek bölümde görüşürüzSe necesita artificio e intimidación para conseguir lo que se quiere. HASTA EL PRÓXIMO EPISODIO
Hile ve gözdağı bunlar arzulara ulaşmak için kullanılan yöntemler. gelecek bölümde görüşürüzSpryt lub zastraszenie to środki, spośród których trzeba wybierać. CIĄG DALSZY NASTĄPI
Hile ve gözdağı bunlar arzulara ulaşmak için kullanılan yöntemler. gelecek bölümde görüşürüzХитрость и угрозы - способы добиться желаемого. ДО ВСТРЕЧИ
İdaredeki kişilerin, muhaliflere karşı aşırı önlem alma arzularını bastırmaları gerekir.Aquellos en poder deben resistir a la tentación de castigar severamente a los disidentes.
İdaredeki kişilerin, muhaliflere karşı aşırı önlem alma arzularını bastırmaları gerekir.Die mächtigen müssen der Versuchung widerstehen, gegen Dissidenten vorzugehen.
İdaredeki kişilerin, muhaliflere karşı aşırı önlem alma arzularını bastırmaları gerekir.من هم في السلطة أن تقاوم إغراء للقضاء على المنشقين.
İdaredeki kişilerin, muhaliflere karşı aşırı önlem alma arzularını bastırmaları gerekir.厳しい経済状況では 国家が 痛みを伴う改革に取り組まず
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Acestea amândouă proiectează pe presupunerea că oamenilor le place să creeze și că vrem să împărtășim.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ambos desenham com base na suposição de que as pessoas gostam de criar e que gostamos de partilhar.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ambos diseñan suponiendo que a la gente le gusta crear y que queremos compartir.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Beide ontwerpen ze op basis van de veronderstelling dat mensen graag ontwerpen en dat we willen delen.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Beide vertrauen darauf, dass Menschen gerne Dinge erschaffen und dass wir gerne teilen.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Cả 2 đều thiết kế vì giả định rằng mọi người thích tạo ra và chúng ta muốn chia sẻ.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Entrambi presumono nel progettare che alle persone piace creare e che vogliamo condividere.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ils partent tous deux du présupposé que les gens aiment créer et que nous voulons partager.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Keduanya dirancang dengan asumsi orang suka berkarya dan suka berbagi
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.둘 다, 사람들은 창조하기 좋아하고 공유하고자 한다는 가정 위에 설계되어 있습니다.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Mindkettő azzal a feltevéssel számol, hogy szeretünk alkotni és meg akarjuk osztani.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Oba jsou vytvořeny za předpokladu, že lidé rádi tvoří a chtějí sdílet.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Oba opierają się na założeniu, że ludzie lubią tworzyć i pokazywać swoje dzieła.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Obe z nich vychádzajú z predpokladu, že ľudia radi tvoria a že chceme zdieľať.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Και τα δύο σχεδιάζουν υπό την προϋπόθεση οτι οι άνθρωποι αρέσκονται στο να δημιουργούν και να μοιράζονται.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.И двете разчитат на идеята, че хората обичат да създават и да споделят.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Оба созданы на том основании, что людям нравится творить и нравится делиться сделанным.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Обидва існують завдяки тому, що людям подобається щось створювати та ділитися цим з іншими.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.שניהם מכוונים להנחה שאנשים אוהבים ליצור ושאנו רוצים לחלוק.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.كل من هذه يصمم بفرضية أن الناس يحبون أن يصنعوا وأننا نحب أن نشارك.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.共有したいと思うことを前提にデザインされています これらの間の決定的な違いが何かというと
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.A jednu sestru, ktorá plní želania iných.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.Eén zus doet de wensen van anderen uitkomen.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.Eine Schwester, die anderer Leute Wünsche wahr werden lässt.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.Én søster, der får andre folks ønsker til at gå i opfyldelse.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.És az egyik lánytestvér a mások kívánságait váltja valóra.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.Jedna siostra, która spełnia marzenia innych ludzi.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.다른사람들의 소원을 성취하게 해주는 한 언니가 있습니다.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.O soră care îndeplineşte dorinţele altor oameni.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.Uma irmã que faz os sonhos de outras pessoas realizarem-se.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.Una hermana que hace realidad los sueños de otros.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.Una sorella che avvera i desideri di altre persone.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.Една сестра, която осъществява желанията на другите.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.Одна сестра исполняет желания других людей.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.אחות אחת שמגשימה משאלות של אחרים.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.أختي التي تجعل أحلام الآخرين تتحقق.
İnsanların arzularını gerçeğe dönüştüren bir kız kardeş.私の願いは 毎日一生懸命働く これらの女性や
İş ilanında belirtilmiş olan arzulara ve taleplere cevap verin.Du ska svara på de önskemål och krav som nämns i jobbannonsen.
İş ilanında belirtilmiş olan arzulara ve taleplere cevap verin.Répondez aux souhaits et exigences qui sont indiqués dans l’annonce d’emploi.
İş ilanında belirtilmiş olan arzulara ve taleplere cevap verin.Responda a las expectativas y los requisitos indicados en la convocatoria de empleo.
İş ilanında belirtilmiş olan arzulara ve taleplere cevap verin.Vastaa toiveisiin ja vaatimuksiin, jotka työpaikkailmoituksessa on mainittu.
İş ilanında belirtilmiş olan arzulara ve taleplere cevap verin.Вы должны соответствовать тем требованиям и пожеланиям, которые были указаны в объявлении о наличии вакансии.
İş ilanında belirtilmiş olan arzulara ve taleplere cevap verin.أجب على الرغبات والطلبات التي تم ذكرها في البلاغ بشأن مكان العمل.
Kayıt yapılan gün, eserin çalındığı gün müzisyenle aynı odada olmayı arzularız.Anhelamos estar en la misma habitación con el músico el día de la grabación, el día de la interpretación.
Kayıt yapılan gün, eserin çalındığı gün müzisyenle aynı odada olmayı arzularız.Chcemy przebywać w pokoju z muzykiem w dniu w którym nagrywał album.
Kayıt yapılan gün, eserin çalındığı gün müzisyenle aynı odada olmayı arzularız.Chúng ta mong muốn được ở trong phòng cùng với người nhạc sĩ vào ngày thu âm, ngày bản nhạc được chơi.
Kayıt yapılan gün, eserin çalındığı gün müzisyenle aynı odada olmayı arzularız.우리는 음악가와 함께 있었으면 갈망하죠. 그 음악이 녹음된 날, 그 음악이 연주된 날에 함께 있었으면 하면서요.
Kayıt yapılan gün, eserin çalındığı gün müzisyenle aynı odada olmayı arzularız.Noi desideriamo essere nella stanza con il musicista il giorno che ha registrato, il giorno che ha suonato.
Kayıt yapılan gün, eserin çalındığı gün müzisyenle aynı odada olmayı arzularız.Nous avons envie d'être dans la salle avec le musicien le jour où il a été enregistré, le jour où il a joué.
Kayıt yapılan gün, eserin çalındığı gün müzisyenle aynı odada olmayı arzularız.Tânjim să fim în aceeași încăpere cu muzicianul în ziua în care a înregistrat, ziua în care a cântat.
Kayıt yapılan gün, eserin çalındığı gün müzisyenle aynı odada olmayı arzularız.We willen zo graag in de ruimte met de muzikant zijn op het moment dat het opgenomen of gespeeld werd.