İki güçlü arzunun birbiriyle çarpışmasından daha güzel ses çıkaran başka bir şey var mı?C'è qualcosa che produce una nota più bella del rumore di due forti volontà che collidono?
İki güçlü arzunun birbiriyle çarpışmasından daha güzel ses çıkaran başka bir şey var mı?Czy jest piękniejszy dźwięk od odgłosu zderzania się woli dwóch silnych bytów?
İki güçlü arzunun birbiriyle çarpışmasından daha güzel ses çıkaran başka bir şey var mı?Er der nogen herligere lyd end den af to stærke viljer, der kolliderer?
İki güçlü arzunun birbiriyle çarpışmasından daha güzel ses çıkaran başka bir şey var mı?Finns det nåt ljuvligare ljud än det av två starka viljor som kolliderar?
İki güçlü arzunun birbiriyle çarpışmasından daha güzel ses çıkaran başka bir şey var mı?Haverá algo com uma nota mais bela do que o som de duas vontades fortes a colidirem uma com a outra?
İki güçlü arzunun birbiriyle çarpışmasından daha güzel ses çıkaran başka bir şey var mı?Lähteekö mistään kauniimpi ääni- -kuin kahden tahdonvoiman törmäyksestä?
İki güçlü arzunun birbiriyle çarpışmasından daha güzel ses çıkaran başka bir şey var mı?No hay nada más hermoso que el sonido que hacen dos espíritus fuertes al chocar.
İki güçlü arzunun birbiriyle çarpışmasından daha güzel ses çıkaran başka bir şey var mı?Τι άλλο δίνει πιο όμορφους ήχους από δύο ισχυρές θελήσεις που συγκρούονται μεταξύ τους;
İki güçlü arzunun birbiriyle çarpışmasından daha güzel ses çıkaran başka bir şey var mı?Что может быть прекраснее, чем звук от столкновения двух сильных характеров?
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?A druhá byla, jestli je možné, nebo dokonce žádoucí, zpomalit?
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?A második: lehetséges-e, vagy kívánatos-e egyáltalán lassítani?
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?E la seconda è, "è possibile, o addirittura auspicabile, poter rallentare?"
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?En de tweede is, is het mogelijk, of zelfs begerenswaardig om te vertagen?
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?Et la deuxième était, est-il possible, ou même souhaitable, de ralentir?
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?Iar a doua era "Este posibil, sau macar de dorit, sa incetinim?"
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?그리고 두번째는 느려지는 것이 가능한지, 아니면 그러기를 바랄 수라도 있는 것인가? 였습니다.
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?Og det andet er, er det muligt, eller endda ønskværdigt, at sætte farten ned?
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?Po drugie: czy jest możliwe, a wręcz pożądane, zwolnić?
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?Und zweitens, ist es möglich, oder überhaupt wünschenswert, langsamer zu werden?
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?Y la segunda, ¿es posible, o incluso deseable, frenar?
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?Και η δεύτερη είναι, είναι εφικτό, ή ακόμα και επιθυμητό, να επιβραδύνουμε;
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?И втория е, възможно ли е, или дори желателно, да забавим?
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?И второй - возможно ли, или даже - нужно ли замедляться?
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?І друге: чи можливо, чи навіть треба, сповільнити темп?
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?והשניה היתה: האם אפשרי להאט, והאם אנו כלל רוצים זאת?
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?والثاني هو ، هل من الممكن، أو حتى من المرغوب فيه ، الإبطاء؟
İkincisi, yavaşlamak mümkün müdür? hatta arzu edilebilir mi?受け入れられるのか スピード偏重にどのようになったか考えると
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Albowiem jestem ściśniony od tego obojga, pragnąc być rozwiązany, a być z Chrystusem, bo to daleko lepiej:
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Ale oboje ma tiahne: mám žiadosť zomrieť a byť s Kristom, lebo to by bolo o mnoho lepšie,
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.내가 그 두 사이에 끼였으니 떠나서 그리스도와 함께 있을 욕망을 가진 이것이 더욱 좋으나
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.K obémuť se k tomu nakloňuji, žádost maje umříti, a býti s Kristem, což by mnohem lépe bylo,
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Mert szorongattatom e kettõ között, kívánván elköltözni és a Krisztussal lenni; mert ez sokkal inkább jobb;
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Me siento presionado por ambas partes. Tengo el deseo de partir y estar con Cristo, lo cual es muchísimo mejor
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Pritiska me pa oboje: želja me je, ločiti se in biti s Kristusom, zakaj to je veliko, veliko boljše;
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Sînt strîns din două părţi: aş dori să mă mut şi să fiu împreună cu Hristos, căci ar fi cu mult mai bine;
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Tôi bị ép giữa hai bề muốn đi ở với Ðấng Christ, là điều rất tốt hơn;
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Tôi bị ép giữa hai bề muốn đi_ở với Ðấng_Christ , là điều rất tốt hơn ;
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Влечет меня то и другое: имею желание разрешиться и быть со Христом, потому что это несравненно лучше;
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.И тъй, ако има някоя утеха в Христа, или някоя разтуха от любов, или някое милосърдие и състрадание,
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.Тісно бо менї від обох, маючи бажаннє розвязатись (із тілом), та з Христом бути; багато бо воно лучче.
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.כי משוך אני מן השנים נפשי אותה להפטר ולהיות עם המשיח כי זה המבחר׃
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.فاني محصور من الاثنين. لي اشتهاء ان انطلق واكون مع المسيح. ذاك افضل جدا.
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.我 正 在 兩 難 之 間 、 情 願 離 世 與 基 督 同 在 . 因 為 這 是 好 得 無 比 的
İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesihle birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.我 正在 兩難 之 間 、 情願離 世與 基督 同在 . 因 為這 是 好 得無 比的
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Acestea amândouă proiectează pe presupunerea că oamenilor le place să creeze și că vrem să împărtășim.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ambos desenham com base na suposição de que as pessoas gostam de criar e que gostamos de partilhar.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ambos diseñan suponiendo que a la gente le gusta crear y que queremos compartir.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Beide ontwerpen ze op basis van de veronderstelling dat mensen graag ontwerpen en dat we willen delen.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Beide vertrauen darauf, dass Menschen gerne Dinge erschaffen und dass wir gerne teilen.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Cả 2 đều thiết kế vì giả định rằng mọi người thích tạo ra và chúng ta muốn chia sẻ.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Entrambi presumono nel progettare che alle persone piace creare e che vogliamo condividere.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Ils partent tous deux du présupposé que les gens aiment créer et que nous voulons partager.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Keduanya dirancang dengan asumsi orang suka berkarya dan suka berbagi
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.둘 다, 사람들은 창조하기 좋아하고 공유하고자 한다는 가정 위에 설계되어 있습니다.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Mindkettő azzal a feltevéssel számol, hogy szeretünk alkotni és meg akarjuk osztani.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Oba jsou vytvořeny za předpokladu, že lidé rádi tvoří a chtějí sdílet.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Oba opierają się na założeniu, że ludzie lubią tworzyć i pokazywać swoje dzieła.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Obe z nich vychádzajú z predpokladu, že ľudia radi tvoria a že chceme zdieľať.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.Και τα δύο σχεδιάζουν υπό την προϋπόθεση οτι οι άνθρωποι αρέσκονται στο να δημιουργούν και να μοιράζονται.
İkisi de insanların yaratma ve yarattıklarını paylaşma arzularına dayanıyor.И двете разчитат на идеята, че хората обичат да създават и да споделят.