Bunun sonucunda kızlarımız yetişkin olduklarında kendi arzularını göremiyorlar.そして女の子は 欲求を持つ自分を想像できない 大人の女性になります 自分を押し込めた 大人の女性になるのです
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.A locui în aceste oraşe este convenabil şi agreabil.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.De är önskvärda och trevliga ställen att bo på.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.Elles sont attrayantes et très agréables à vivre.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.Es wäre erstrebenswert und angenehm in ihnen zu leben.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.Ezek a városok kívánatos és kellemes lakóhelyek.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.Het zijn gewilde en aangename plaatsen om er te leven.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.Jsou to vhodná a příjemná místa pro život.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.Ne ovat haluttuja ja mukavia asuinpaikkoja.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.Są one atrakcyjnym i przyjemnym miejscem do życia.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.Sono luoghi in cui è desiderabile e piacevole vivere.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.So željen in prijeten prostor za življenje.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.Είναι μέρη ευχάριστα και επιθυμητά για να ζει κανείς.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.В них намного приятней и удобней жить.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.Те са привлекателни и приятни места за живеене.
Bu şehirler, yaşamak için arzu edilebilecek, güzel yerlerdir.انها أماكن مرغوبة وممتعة للعيش فيها.
Bu, yaşadığımız topraklara geri dönme arzusu değil sadece.Ce n'est pas seulement que nous voulons retourner sur la terre de nos ancêtres.
Bu, yaşadığımız topraklara geri dönme arzusu değil sadece.No es solo que queremos regresar a nuestra tierra tradicional.
Bu, yaşadığımız topraklara geri dönme arzusu değil sadece.Vogliamo solo tornare alla nostra terra di sempre.
Çenemi biraz daha sıkar, elimdeki demliği de çok az daha artmış intikam arzusuyla tutardım.Alors, je serrais un peu plus les mâchoires, je tenais ma cafetière d'un air un peu plus vengeur.
Çođu tüketici, Kuzey Ormaný'nda bir deđiţimi arzulamaktadýr.la natura è una risorsa.
Çođu tüketici, Kuzey Ormaný'nda bir deđiţimi arzulamaktadýr.La naturaleza sirve para hacer cosas que se pueden vender y comprar.
Çođu tüketici, Kuzey Ormaný'nda bir deđiţimi arzulamaktadýr.La nature est faite de choses à utiliser et à gérer.
Çođu tüketici, Kuzey Ormaný'nda bir deđiţimi arzulamaktadýr."Πώς μπορούμε να σώσουμε την βιομηχανική οικονομία, και ωω, θα ήταν ωραία αν είχαμε ακόμα πλανήτη."
Çođu tüketici, Kuzey Ormaný'nda bir deđiţimi arzulamaktadýr.Природа - ресурс, которым нужно управлять и его использовать.
Çünkü arzulamak yardım etmiyecek"desearía tener brazos y piernas", "desearía tener brazos y piernas", porque no ayudaría para nada.
Çünkü arzulamak yardım etmiyecekDesejar não ajuda muito.
Çünkü arzulamak yardım etmiyecek'pasti ini akan membantu saya' ...
Çünkü arzulamak yardım etmiyecekProtože tohle nepomůže.
Çünkü arzulamak yardım etmiyecek"أتمنى لو كان لدي ذراعين وساقين" ، "أتمنى لو كان لدي ذراعين وساقين،" لكن هذا لن يؤدي إلى نتيجة على الإطلاق.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Denn am Anfang war die wachsende Intimität noch nicht groß genug, um das Verlangen abzuschwächen.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Eftersom, från början, var den växande intimiteten inte så stark att den faktiskt ledde till fallande åtrå.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Fordi i starten var den voksende intimitet endnu ikke så stærk at den ledte til en nedsættelse af begæret.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Ker na začetku ta rastoča intimnost še ni bila tako močna, da bi pripeljala do zmanjšanega poželenja.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.왜냐하면 처음에 자라나는 친밀감이 그렇게 강하지 않아서 실질적으로는 열정의 감소로 이어지기 때문입니다.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Koska alussa syvenevä läheisyys ei ollut vielä niin voimakas, että se olisi johtanut halun hiipumiseen.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Mert kezdetben, a kifejlődő közelség nem volt még olyan erős, hogy csökkentette volna a vágyat.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Parce qu'au début, l'intimité croissante n'était pas encore forte au point de diminuer le désir.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Perché all'inizio, l'intimità crescente non era ancora così forte da portare alla diminuzione del desiderio.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Protože na začátku rostoucí intimita ještě nebyla tak silná, aby vedla k úbytku vášně.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Защото в началото, растящата интимност не е била още толкова силна, че да доведе до намаляването на желанието.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Оскільки спочатку щораз більша близькість ще не була такою сильною, щоб знизити бажання.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Потому что в самом начале растущая близость ещё не была настолько сильной, чтобы привести к угасанию страсти.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.כי בהתחלה, האינטימיות הגוברת לא היתה עדיין חזקה עד כדי כך שהביאה לירידה בתשוקה.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.لأنه في البداية ، نمو العلاقة الحميمة لا تكون قوية جدا بعد إنها في الواقع تؤدي إلى إنخفاض الرغبة.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.そんなに強くないので 欲望を低下させるほどではありません 繋がりが深まるほど 責任を強く感じて
çünkü bazen arzu konusunu ele alıyorum,il mio lavoro parla anche del desiderio
çünkü bazen arzu konusunu ele alıyorum,meine Arbeit spricht auch von Verlangen,
çünkü bazen arzu konusunu ele alıyorum,mi trabajo también habla sobre el deseo
çünkü bazen arzu konusunu ele alıyorum,mon oeuvre parle aussi de désire
çünkü bazen arzu konusunu ele alıyorum,pekerjaan saya juga berbicara tentang keinginan
çünkü bazen arzu konusunu ele alıyorum,επειδή το έργο μου μιλάει για την επιθυμία
çünkü bazen arzu konusunu ele alıyorum,שעבודתי גם מדברת על תשוקה
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.왜냐하면 저는 어떤 방식으로는 이렇게 생각하기 때문입니다.--다시 돌아가서 말할테지만-- 욕망의 위기는 종종 상상력의 위기이기도 합니다.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Koska luulen -- ja palaan tähän vielä -- että halun kriisissä on usein kyse mielikuvituksen kriisistä.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Mislim, da na nek način -- in k temu se bom vrnila -- je kriza poželenja pogosto kriza domišljije.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Myślę, że kryzys pożądania to często kryzys wyobraźni.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Я думаю, в некотором смысле, и я ещё вернусь к этому, кризис желания часто является кризисом воображения.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Я думаю - і ми повернемось до цього - що криза бажання є часто кризою уяви.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.כי לדעתי, במובן מסוים-- ומיד אחזור לזה-- משבר התשוקה הוא לעתים קרובות משבר של הדמיון.