arttırma ile cümle

arttırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yıllar boyunca NASA, harici tankın bütünsel verimliliğini arttırmak için ağırlığını azaltmaya çalışmıştır.何年間にもわたり、NASAは全体効率を高めるためにETの重量削減に取り組んできた。
Müze koleksiyonunu hem bağışlarla hem de satın alma işlemleriyle arttırmaya devam etmiştir.美術館は寄付と購入によりコレクションを増加させ続けている。
“Servetini haksız kazanç yoluyla (başkasının hakkına el uzatarak) arttırma!”一、貴賤貧富の区別なく謙譲なれ。
Bu, suda hareket kabiliyetlerini arttırmaktadır.水中での活動能力が向上。
Ayrıca ölüme mahkûm edilenlerin mallarına da el konmuş ve bunlar açık arttırma ile satışa çıkarılmıştır.またクワも枯れてしまって養蚕も出来なくなり、生計の維持が困難になりつつあった。
Uluslararası likiditeyi arttırmak için IMF tarafından yaratılan özel bir uluslararası rezerv aracıdır.国際通貨基金(IMF)の特別引出権(SDR)を国際準備通貨にすべきとする主張で国際的に知られている。
Etkinliğin başarısını arttırmak için bir karşılama komitesi (Reception Committee, RC) kurulur.エレキ化していくRCの発展に一役買った。
Ayrıca kulüp üyelerinin sayısını arttırmaya çabaladı.また、藩校の博文館をさらに拡張した。
Peygamber olduğunu savunan Mazdek, kamu mülkiyeti ve sosyal refahı arttırma programlarını uyguladı.彼は自分が神の預言者だと主張し、財産共有制と社会福祉計画を始めた。
Zaman geçtikçe iklimlendirme ev ve araçlarda rahatlığı arttırmak için kullanılır hale geldi.その後、エア・コンディショナーは住宅や自動車の快適さを向上させる手段として使われるようになっていった。
Kitap sayısını arttırmak ve de özellikle çocuk kitaplarına gereksinim bulunmaktadır.主に絵本、児童書の執筆を手がけている。
Komisyon toplantılarının devamlılığını ve düzenini arttırmak maksadıyla bir çalışma protokolü hazırlanır.会の運営・業務を行うため、役員会が組織される。
Salam Standard, Müslüman gezginler için otellerin kalite standartlarını ve şeffaflığını arttırmayı amaçlıyor.萨拉姆标准旨在提高穆斯林游客酒店的质量标准和透明度。
Müze koleksiyonunu hem bağışlarla hem de satın alma işlemleriyle arttırmaya devam etmiştir.博物馆通过购买和捐赠不断扩大它的收藏品。
Bu dizi Johnson'ın ününü arttırmasına yardımcı oldu.這首歌令Mr.Children變得更加出名。
ARM3, performansı daha fazla arttırmasını sağlayan 4KB önbellek ile geliştirildi.後繼的處理器「ARM3」則備有4KB的快取,使它能發揮更佳的效能。
Görünmez olması riski arttırmaktadır.风险必须是非投机性的。
Ayrıca ölüme mahkûm edilenlerin mallarına da el konmuş ve bunlar açık arttırma ile satışa çıkarılmıştır.蘇峻之亂時,司馬羕支持叛亂的蘇峻,在事平後被賜死。
Bu da köydeki tarım ürünlerinini kalitesini arttırmaktadır.承担提升农产品质量安全水平的责任。
Açık arttırmaya 56 kişi katılmıştı.最初公佈馬匹時共有56匹獲參賽機會。
Ağrı kesicilerin etkisini %40 arttırmaktadır.胃潰瘍的盛行率大約為4%。
“Servetini haksız kazanç yoluyla (başkasının hakkına el uzatarak) arttırma!”또 중화(中和)【2월 1일.】의 주물(晝物)【특별히 바치는 어선(御膳).】도 멈추라.”
Bu surette verici gücümüzü arttırmadan alan şiddetimizi arttırmış olacağız.이렇게 행동의 빈도를 증가시키는 강화와 대별되는 것이 벌이다.
Salam Standard, Müslüman gezginler için otellerin kalite standartlarını ve şeffaflığını arttırmayı amaçlıyor.살람 표준은 무슬림교 여행자들을 위해 질의 기준과 투명도를 증가시키는데 목표를 두고 있다.
Ayrıca kulüp üyelerinin sayısını arttırmaya çabaladı.그는 또한 클럽의 인원들에게 선수들의 집에서 취침 점호도 하였다.
2. Verimliliği arttırmak.3: 확장 가능.
Nüfus artışı için ev, nüfus sınırını arttırmak için ise Hizmet Binası yapılmalıdır.채집에는 숙련도가 존재하며, 상위의 채집물을 얻으려면 숙련도를 높여야 한다.
Açık arttırmaya 56 kişi katılmıştı.승려 56명을 포함해 총 95명이 참석한 행사였다.
Ağrı kesicilerin etkisini %40 arttırmaktadır.패혈증은 치사율이 40%이다.
O zamanlar futbolcular açık arttırmayla satılıyordu.따라서 당시에는 오히려 오래된 포도주들이 헐값에 팔려 나갔다.
Uluslararası likiditeyi arttırmak için IMF tarafından yaratılan özel bir uluslararası rezerv aracıdır.국제 재난 경감을 목적으로 개설된 국제 기구 이다.
Büyük Britanya ve Fransa, 19. yüzyılda Mısır'daki nüfuzlarını arttırmak için çekişme halindeydiler.영국과 프랑스에서 태동한 이상적 사회주의 운동이 19세기에 들어온 사회주의 성향의 이주자들에 의해 발흥했다.
Müze koleksiyonunu hem bağışlarla hem de satın alma işlemleriyle arttırmaya devam etmiştir.המוזיאון ממשיך להגדיל את האוספים שברשותו באמצעות רכישות ותרומות.
Bu sayede HMMWV'lerin korumasını arttırmaya çalışmışlardır.קנדי תמך בתקצוב רכבי HMMWV להגנה על החיילים.
Gerilimi, Vt2 değerinden daha fazla arttırmamak gerekir.הזרם לא יגדל כמעט עם הגדלת Vds.
Günlük diyetteki balık porsiyonunu arttırmak da, risk azaltıcı bir etmen olarak düşünülmektedir.גם דג הסלמון שחולק את בית הגידול הזה נחשב כחיה בסיכון.
Kitap sayısını arttırmak ve de özellikle çocuk kitaplarına gereksinim bulunmaktadır.הוא ערך ספרים רבים, בעיקר בתחום החינוך וספרים לילדים.
Kendini uluslararası alanda gösterebilmek ve başarısını katlayarak arttırmak istiyordu.היא פעלה כדי להגדיל את חשיבותה והשפעתה של ארצה ברמה הבינלאומית.
1973 yılında UP oy sayısını daha da arttırmayı başardı.בבחירות של 1973 הוא הכפיל את מספר המצביעים עבורו ואף יותר.
1965 yılında hükümetin yüksek öğrenime erişimi arttırma programının parçası olarak kuruldu.היא נוסדה ב-1965 כחלק מיוזמה ממשלתית להרחבת הנגישות להשכלה גבוהה.
Sahadaki hareketi arttırmak için, bir takım genellikle üç defans oyuncusu ve iki pivottan oluşur.כלומר, לחמשת שחקני קו ההתקפה יצטרפו שני שחקני התקפה נוספים, בדרך כלל תופס וקיצוני צמוד.
Dresselhaus ayrıca kadınların fizik gibi alanlara katılımını arttırmak için de çok büyük çaba sarf etti.Дреселхаус отделя много време и усилия за подкрепата на участието на жени във физиката.
Bu sayede HMMWV'lerin korumasını arttırmaya çalışmışlardır.Това води до разработването на по-тежкото въоръжените HMMWV.
Bu dizi Johnson'ın ününü arttırmasına yardımcı oldu.Тази позиция спомага за уверената победа на Джонсън.
Kafeinin yaygın kullanım alanlarından biri de spor performansını arttırmaktır.Друго от най-разпространените свойства на кафето е, че повишава настроението на консуматорите му.
2. Verimliliği arttırmak.II – Импровизация.
Watt bölü saat (W/h), elektrik santralinin hareketini arttırmak için kullanılabilir.Ват за час (W/h) може да се използва за означаване на работната мощност на дадена машина.
Açık arttırmayla satılan bazı eserleri ^Financira se pretplatama na usluge s dodanom vrijednošću.
1973 yılında UP oy sayısını daha da arttırmayı başardı.Godine 1997. ponovno je izabran s još većim brojem glasova.
Gerilimi, Vt2 değerinden daha fazla arttırmamak gerekir.Bellova parametarska funkcija ne smije biti veća od vrijednosti 2.
Peygamber olduğunu savunan Mazdek, kamu mülkiyeti ve sosyal refahı arttırma programlarını uyguladı.Vyhlásil sa za Božieho proroka, pričom propagoval spoločné vlastníctvo a programy sociálneho zabezpečenia.
Bundaki amaç üretimi arttırmak, toprağın boş kalmasını önlemekti.Tak sa mal odstrániť negatívny vplyv výroby na bývanie, či zabezpečiť nerušený oddych po práci.
Ayrıca kulüp üyelerinin sayısını arttırmaya çabaladı.Gamper sa tiež snažil zväčšiť členskú základňu klubu.
ARM3, performansı daha fazla arttırmasını sağlayan 4KB önbellek ile geliştirildi.Naslednik, ARM3, je bil narejen s 4 KB predpomnilnika, kar je še izboljšalo zmogljivost.
19. yüzyıldan itibaren Rusya bölgede etkisini arttırmaya başlar, ancak Buhara'yı işgal etmez.Per vėlesnius 40 metų Rusija pamažu užėmė Bucharos teritoriją, nors niekada neaneksavo paties Bucharos miesto.
Artan dünya nüfusu suyun önemini bu noktada daha da arttırmaktadır.Tokia vidinė migracija didina reikšmingo vandens kiekio buvimo tikimybę šiuose pasauliuose.
Daimyo’lar, Samurayları daha fazla arazi kazanmak ve gücünü arttırmak için kullanırlardı.Kiekvienas daimio savo ruožtu naudojosi samurajais, kad apgintų savo žemes ir išplėstų jų valdas.
Her iki taraf da bu ülkeler üzerindeki etkinliklerini arttırmak için silah satıyorlardı.Abi valstybės buvo išradusios ginklus, galinčius atakuoti toli esančius objektus.
Ayrıca kulüp üyelerinin sayısını arttırmaya çabaladı.Taip pat jis nemažai prisidėjo prie žirondistų klubo sutriuškinimo.
Yıllar boyunca NASA, harici tankın bütünsel verimliliğini arttırmak için ağırlığını azaltmaya çalışmıştır.Aastate jooksul üritas NASA välispaagi massi vähendada, et suurendada süstiku efektiivsust.

İlgili Sayfalar