arttırdı ile cümle
arttırdı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
2015-16 sezonunda performansını daha da arttırdı.W następnym sezonie 2015/16 powtórzył ten sukces.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.Jak sam przyznaje, picie zrujnowało mu życie.
Asistanlığının bitiminde Leipzig ve Halle’ye giderek bilgi ve birikimini arttırdı.Z biegiem czasu jest coraz bardziej lojalny Finchowi i Resse'owi.
Gövde kabuğuna yapılan takviyeler genel şasi sertliğini arttırdı.De stora sillfångsterna var orsaken till platsens ökade status.
Bu da dolaylı olarak tüketim malı talebini arttırdı.Vilket i sin tur ökar den aggregerade efterfrågan.
Ancak genel olarak migrenin, felç veya kalp hastalığından doğan ölüm riskini arttırdığı görülmemektedir.Generellt verkar dock inte migrän öka risken för dödlighet till följd av stroke eller hjärtsjukdom.
Kongre ve hükümetler yıllar boyunca yardım çeşitlerinin sayısını arttırdı.За ініціативи та сприяння міської влади в останні 2 роки розширилась інфраструктура підтримки підприємництва.
İmparatorluk git gide zenginleşti, gücünü arttırdı, sınırlarını genişletti.Держава за його правління значно зміцнилась та розширила свої кордони.
Acem Şahı, şair olarak ününü arttırdı.Díky tomu se Chureca proslavil jako skladatel.
Ancak genel olarak migrenin, felç veya kalp hastalığından doğan ölüm riskini arttırdığı görülmemektedir.Celkově se však jeví, že migrény nezvyšují riziko úmrtí na následky mozkové příhody nebo srdeční choroby.
Bu sahneler onun şöhretini arttırdı.Tyto práce zahájily jeho slávu.
Öykü ilerledikçe felsefeye olan göndermeleri de arttırdı.Nezapomněl jsem nikdy, jak velice na cestě k víře filosofie pomohla mně.
Smith bu bölümde iş bölümünün üretimi nasıl arttırdığını toplu iğne üretimiyle ilgili bir örnekle açıklar.Smith zvýšení produktivity specializací vysvětluje na příkladu s továrnou na jehly.
Filmin neredeyse aynı ekiple ilkinden tam 9 sene sonra çekilmesinin gerçekçiliği arttırdığına inanıyor.Film získal ještě větší ohlas než spolupráce stejných tvůrců před devíti lety na snímku Před úsvitem.
Öte yandan bu gayretleri rakiplerinin ve düşmanlarının sayısını arttırdı.Tím se ale samozřejmě zvýšil počet nepřátel, kteří usilovali o jeho zničení.
Bu yol Asse'nin nüfusunu arttırdı.Šlo o rozšíření osady Eli.
Fakat, bu gerilimi daha da arttırdı.Provocarea devenea astfel cu atât mai mare.
Şafakta Sovyet kuvvetleri güneydoğudaki taarruzlarıyla baskıyı arttırdılar.În zori, sovieticii și-au continuat atacul în sud-est.
Bu günden sonra saldırılar yoğunlaştı ve şiddetini gün geçtikçe daha da arttırdı.Raidurile au continuat și cu fiecare an au devenit tot mai multe și mai intense.
Batman Begins karakterin Hollywood'taki popüleritesini arttırdı.Popularitatea brandului a crescut odată promovarea sa în rândul celebrităților de la Hollywood.
Bu sahneler onun şöhretini arttırdı.Ezek a darabok alapozták meg hírnevét.
Renji ve Rukia ayrı büyümeye başladılar ve bu arada Renji eğitimini arttırdı.Riki és Rin elfelejtik, hogy mi történt, de közben erősebbek lesznek mások segítésével.
Bu da dolaylı olarak tüketim malı talebini arttırdı.Mindezt vagyonelkobzásokkal egészítette ki.
1917'de sinterleyici kavurma uygulaması çinko üretimini arttırdı.Az 1918-ban forgatott Fegyvert vállhoz című alkotása nagy mértékben növelte Chaplin népszerűségét.
2012 yılında Çek hükümeti KDV oranlarını arttırdı.Vuonna 2010 Kanadan hallitus aikoi nostaa CSA:n budjettia.
İmparatorluk git gide zenginleşti, gücünü arttırdı, sınırlarını genişletti.Hän turvasi valtakunnan rajat, kasvatti sen vaurautta ja laajensi sen kaupankäyntiä.
Fakat, bu gerilimi daha da arttırdı.Se aiheutti silloinkin pahennusta.
Bu olay, ününü birden arttırdı.Tapahtuman johdosta hänen hurja maineensa kasvoi entisestään.
Fakat, bu gerilimi daha da arttırdı.Εντούτοις αυτό μόνο περισσότερα βάσανα του έφερε.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.Αυτά του τα χαρακτηριστικά επιδείνωνε η ισχυρή τάση του προς το ποτό.
Bu günden sonra saldırılar yoğunlaştı ve şiddetini gün geçtikçe daha da arttırdı.Urolighederne blev på ny optrappet, og det var i den tid volden eskalerede.
2002'de CDU oy oranını %29.5, CSU da %9'a arttırdı.Ved valget i september 2005 fik CDU/CSU 35,2 %, mens SPD fik 34,2 %.
Fakat, bu gerilimi daha da arttırdı.Behovet er vokset tilsvarende.
Çar II. Aleksandr, 1869'dan itibaren Finlandiya ülkesindeki etkilerini arttırdı.Alexander 2. udvidede endda de finske stænders rettigheder i 1869.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.På grunn av dette har han fått et alkoholproblem.
Bu da reklamların vuruculuğu arttırdı.Dette førte til at annonsørene forsvant.
Zamanın daraldığını gören Rus ordusu baskıyı arttırdı.I den andre perioden økte det russiske presset.
Bu sahneler onun şöhretini arttırdı.Disse utstillingene bidro til å bygge opp hans ry.
Nazilerin Almanya'da güç kazanmaya başlamasıyla başlayan Beşinci Aliyah, kentin nüfusunu ivmeyle arttırdı.Befolkningstallet økte dramatisk i løpet av femte aliyah da nazistene tok makten i Tyskland.
Bu günden sonra saldırılar yoğunlaştı ve şiddetini gün geçtikçe daha da arttırdı.Angrepene fortsatte og med hvert år ble de mer og mer omfattende.
Bu sahneler onun şöhretini arttırdı.Kemenangan ini makin mengangkat reputasinya.
"Görmek", sadece sizden önceki bir(kaç) oyuncu bahisi arttırdığında mümkündür.Maka sudah sepatutnyalah sebelum engkau bertindak, datanglah kepada dia terlebih dahulu.
Popüleritesini 2013 yılında Show Me the Money (sezon 2) ile arttırdı.Cô cũng đã tham gia chương trình Show Me the Money 2 vào năm 2013.
Yeni medyanın ilerlemesi tüm dünyadaki insanlar arasındaki iletişimi arttırdı.Sự ra đời của truyền thông xã hội đã giúp mọi người gia tăng sự tiếp cận với khán thính giả toàn cầu.
Buluşları insan oğlunun yıkım gücünü arttırdı.Những năm cuối cuộc đời ông đã bị khuấy động bởi cuộc nổi loạn của người con trai cả của ông.
Bu olay hem köşkün hem de Yalova'nın bilinirliğini arttırdı.Điều này làm cho cả hắn lẫn Las Vegas càng nổi tiếng hơn.
Bu gelişmeler de bölgedeki gerilimi iyice arttırdı.Sự kiện này phát triển thành công ở trong vùng.
Finlandiya, üreticilere istikrar kazandırmak için 1970'lerde iş piyasası düzenlemesini arttırdı.フィンランドは1970年代に製造業従事者に安定性をもたらす為に労働市場の規制を増やした。
Bu sahneler onun şöhretini arttırdı.この絵画は彼の名声を高めた。
Bu da reklamların vuruculuğu arttırdı.それによって広告の効果が向上した。
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.その理由は、彼の飲酒問題だった。
Halka sergilenmesi yasaklanan bu eserler onun ününü daha da arttırdı.このような誰にでも分け隔てのない彼の態度は、彼の評判をますます高めることとなった。
İstanbul’daki genel merkez Ankara'daki temsilciliğin yetkilerini arttırdı.イスタンブールにおける総本部はアンカラ事務局の影響力を増大させた。
Bu görevi sırasında büyük bir saygınlık kazandı ve tanınmışlığını arttırdı.上院議員としての任務が非常に大きかったので、彼は名声を高めた。
Capone, harcamalarını arttırdı.アダムズは残りの金を散財してしまった。
Lale Andersen tarafından 1939'da Marlene Dietrich'in sesi ile kayıt edilmesi şarkının ününü arttırdı.拉莉·安德森(Lale Andersen)於1939年和玛莲娜·迪特里茜的唱片有助於提升歌的形象。
Basilieos gittikçe Mihail üzerindeki etkisini arttırdı.巴西尔对米海尔的影响日益加大。
Fakat, bu gerilimi daha da arttırdı.難度也上升了。
Bu sahneler onun şöhretini arttırdı.这些作品确立了他的名声。
Bu gelişmeler de bölgedeki gerilimi iyice arttırdı.这种情形的发展也加剧了这一地区宗教局势的紧张。