arttı ile cümle
arttı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu sayede topun atış hızı arttırıldı.Derved økes skuddvidden.
Çoklu kullanım güç tüketimini arttırır.Dette øker utnyttelsesgraden i kraftverket.
1 Temmuz 1998 tarihinde kanalın yayın yapma süresi hafta içi için 1 saat arttırıldı.1. mai 1998 ble nattekspressen utvidet til å gå hele uka.
Ve bu hissesini Ağustos 2010'da %15'e arttırmak istediğini bildirmiştir.Dette tallet øker til 55% i februar 2011.
Orta Amerika'da ekonomik entegrasyonu arttırmayı amaçlamıştır.Et mål var å stimulere til økonomisk vekst i medlemslandene.
Konukevi 121 odadan oluşmakta, arttırılabilir 242 kişilik kapasiteye sahiptir.Etter forlengingen fikk hun en ny kapasitet på 124 personbilenheter.
Güçlerine gelince, giderek daha fazla arttırılır.Gjør den det vil den gradvis få flere og flere mot seg.
Bu da reklamların vuruculuğu arttırdı.Dette førte til at annonsørene forsvant.
Dengeyi sağlayan kanatçıklar büyük bir olasılıkla fırlatma yüksekliğini de arttırır.Kattedyrenes spenst setter dem også i stand til å hoppe høyt.
Görevi Avrupa'daki öğrencilerin ve kurumların iletişim ve işbirliğini arttırmaktır.Formålet med ESTIEM er å fremme kommunikasjon og samarbeid mellom studenter over hele Europa.
Vergilerle, ticaretle ve krallık gücü arttırılarak kazanılır.Ved hjelp av toll og skatter økte kongens formue.
Schiele'nin desenlerinin fiyatı kat kat arttı ve sayısız portre komisyonu aldı.Utstillingen var en stor suksess, og prisene på Schieles arbeider steg og han fikk en rekke portrettoppdrag.
Bu, tuzağın etkisini bir hayli arttırmıştır.Dette medførte en stor oppblomstring av kaperfarten.
Zamanın daraldığını gören Rus ordusu baskıyı arttırdı.I den andre perioden økte det russiske presset.
Genetik çeşitliliği arttırır.De fører til økt genetisk variasjon.
Toprağın su tutma kabiliyetini ve havalanmasını arttırır.Dette betyr at omdreiningstall og vannhastigheten må økes.
1961 yılında bu 3 kategori 5'e arttırılmıştır.I 1961 ble dette redusert til tre.
Tohum iriliği arttıkça dekara atılacak tohum miktarı da artar.Silogaffelen har også tettere tinder da volumet av gress som skal løftes blir mindre.
Nüfus 1970'li yılların sonuna doğru arttı.Det økte rett nok på slutten av 1770-tallet.
Ayrıca uçağın hızı arttırılarak yukarı doğru manevra yapmak da mümkündür.Den sterke motoren tillot også flyet å klatre fort.
Çoklu ortam desteği arttırlıdı.Vekstsesongens lengde har økt.
Sonraki yıllarda sayısı arttı.Deres antall økte i de etterfølgende år.
Bu sahneler onun şöhretini arttırdı.Disse utstillingene bidro til å bygge opp hans ry.
İsrail’e göç arttı.Det internasjonal presset mot Israel var økende.
Nazilerin Almanya'da güç kazanmaya başlamasıyla başlayan Beşinci Aliyah, kentin nüfusunu ivmeyle arttırdı.Befolkningstallet økte dramatisk i løpet av femte aliyah da nazistene tok makten i Tyskland.
1880'lerde Yafa'ya gelen Aşkenaz göçleri Birinci Aliyah ile paralel olarak arttı.I løpet av 1880-tallet økte antallet innvandrere av askenasiske jøder med begynnelsen av første aliyah.
Organizasyona 26 ülke katıldı; 2007'e göre katılımcı ülke sayısı bir arttı.Det var 72 enkeltpersoner som etablerte organisasjonen i 2011, og i 2013 hadde medlemstallet vokst til 600.
Diğer kaynakların maliyeti de 1970'lerin sonunda arttı.Samtidig ble antall ulike priskategorier økt i løpet av 1970-tallet.
Bu günden sonra saldırılar yoğunlaştı ve şiddetini gün geçtikçe daha da arttırdı.Angrepene fortsatte og med hvert år ble de mer og mer omfattende.
Dağıtım maliyetleri %40 arttı.Biaya distribusi meningkat sebesar 40%.
Yahudi nüfusu %155 arttı ve Arap nüfusu ise %314 arttı.Populasi Yahudi tumbuh sebesar 155%, sedangkan populasi Arab meningkat 314%.
Kentleşme, kasaba ve şehirlerdeki büyüme ile birlikte 1700-1922 arasında hızla arttı.Urbanisasi meningkat dan kota-kota besar maupun kecil tumbuh pada 1700–1922.
Borçlar kısa sürede arttı ve borç verenler paralarını geri istemeye başladılar.Utang yang semakin menumpuk, dan peminjam uang mulai meminta pembayaran.
Altı Gün Savaşı’ndan sonra Kudüs’ün nüfusu %196 arttı.Setelah Perang Enam Hari, populasi Yerusalem meningkat 196%.
KDV dahil, mazot vergileri bir yıl içinde %14 ve benzin vergileri %7,5 arttı.Termasuk PPN, pajak solar meningkat sebesar 14% selama satu tahun dan pajak bensin sebesar 7,5%.
Anlaşmazlık arttıkça diğer Arap hükümetleri barışçıl bir çözüm için arabuluculuğa girişti.Sementara perang berkecamuk, negara-negara Arab lainnya berusaha untuk menegosiasikan perjanjian damai.
IV. Antiokhos Epiphanēs'in ölümünden sonra, Seleukos İmparatorluğu'nun istikrarsızlığı arttı.Setelah kematian Antiokhos IV Epiphanes, Kekaisaran Seleukia menjadi semakin tidak stabil.
Salam Standard, Müslüman gezginler için otellerin kalite standartlarını ve şeffaflığını arttırmayı amaçlıyor.Salam Standard bertujuan untuk meningkatkan standar kualitas dan transparansi hotel bagi wisatawan Muslim.
Genç bir yetişkin olmak, kadın olmak, hormonal kontrasepsiyon kullanmak ve sigara içmek bu riski arttırır.Orang dewasa muda, wanita, pengguna kontrasepsi hormonal, dan perokok meningkatkan risiko ini lebih lanjut.
Akut ataklar tipik olarak kısa etkiki bronkodilatörlerin kullanımının arttırılmasıyla tedavi edilir.Eksaserbasi akut biasanya diobati dengan meningkatkan penggunaan bronkodilator kerja pendek.
Bu sahneler onun şöhretini arttırdı.Kemenangan ini makin mengangkat reputasinya.
Kişisel veya pasif olarak tütün dumanı da riski arttırır.Terpapar asap rokok sendiri atau asap perokok lain juga meningkatkan risiko.
Cinsel gücü arttırır.Nafsu seksual meningkat.
Zamanla Mevlana'nın fikirleri yayıldı ve toplantılarına katılmak isteyenlerin sayısı arttı.Kabar ini dengan cepat tersebar di Hualien, dan semakin banyak orang yang ingin bergabung.
Norman F. Ramsey, Rabi düzeneğini alan ile birlikte zaman etkileşimini arttırmak için geliştirmiştir.Norman F. Ramsey kemudian memodifikasi aparatus Rabi meningkatkan waktu interaksi dengan medan magnet.
Ağırlık taşımak da gücü arttırır.Membasahinya dengan air juga dapat meningkatkan berat.
Bunun üzerine Diyarbakır halkına karşı baskılar daha da arttı.Kemudian ia mendapatkan gangguan dari kaum musyrikin kepada kaum muslimin yang dirasa semakin keras.
Bazen performansı arttırmak için suya farklı yollarla katkı maddeleri katılır.Kadang-kadang aditif digabungkan dengan air untuk meningkatkan kinerja dalam berbagai cara.
Minarşistler genellikle laissez-faire yaklaşımının ekonomik refahı arttıracağını düşünür.Kaum minarkis umumnya meyakini kesejahteraan ekonomi dapat dicapai dengan pendekatan ekonomi laissez-faire.
Buna karşın KOAH sebepli işlev kaybıyla yaşanan yıl sayısı arttı.Namun, jumlah keseluruhan tahun hidup dengan kecacatan dari COPD meningkat.
Hoyle’nin çalışması, gökada yaşlandıkça elementlerin bolluğunun zaman içinde nasıl arttığını açıklamaktadır.Karya Hoyle menjelaskan bagaimana kelimpahan unsur-unsur bertambah seiring waktu galaksi yang semakin menua.
Organizasyona 26 ülke katıldı; 2007'e göre katılımcı ülke sayısı bir arttı.26 negara mengambil bagian dalam ajang olahraga ini, merupakan peningkatan dari tahun 2007.
Trafik sıkışıklığı önemli ölçüde arttı.Lalu lintas pada jalur tersebut meningkat dengan pesat.
Gösterişli bir yaşam sürmeyi yeğleyince kendisini eleştirenlerin sayısı hızla arttı.Dengan usia pemerannya yang semakin beranjak dewasa, para kritikus semakin mempertajam kritikan mereka.
Saat içeren cihazlar arttıkça, bunları ayarlamak için harcanan zaman artmaktadır.Semakin banyak foto di perangkat, semakin lama waktu yang diperlukan untuk memuatnya di tampilan Foto.
Nüfuzu giderek arttı.Populasinya mulai meningkat.
Ve her yük arttığında hızımız düşer.Ketika pesawat terbang naik, kecepatan mulai menurun.
0 ile 40 arasında değişen CAT skalasında sayı arttıkça hastalığın şiddeti artar.Angka-angka pada CAT berkisar antara 0–40 di mana semakin tinggi angkanya, semarin parah penyakitnya.
Bu sayede topun atış hızı arttırıldı.Hal ini dimaksudkan untuk meningkatkan kecepatan luncur peluru.
Yangın riski arttıran bu tedavi, kişinin sigaraya devam etmesi durumunda çok az bir katkı sağlar.Untuk benar-benar mengurangi risiko penyakit jantung, seseorang harus benar-benar berhenti merokok .
İlgili Sayfalar