arttı ile cümle

arttı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kuantum kuramı ile ilgili zorluklar 1940’ın sonlarına doğru arttı.Οι δυσκολίες με τη θεωρία αυξήθηκαν στο το τέλος του 1940.
Sıcaklık arttıkça moleküllerin hızları da artar.Jo varmere gassen er, des højere vil molekylernes hastighed være.
İki bin yıldan uzun bir süre boyunca Gandalf, Orta Dünya'da etkisini arttıran kötü güçler ile savaştı.I over 2000 år kæmpede Gandalf mod den voksende ondskab i Midgård.
Bu plan, Arjantin'in iç göçü arttırma kampanyasıyla örtüşüyordu.Denne plan passede med Argentinas kampagne for at tiltrække flere indvandrere.
Yıllık üretim toplamı daha savaşın başından bu yana dört kat arttı.Dens samlede industriproduktion er 1000 gange så stor som lige før krigen.
Müze koleksiyonunu hem bağışlarla hem de satın alma işlemleriyle arttırmaya devam etmiştir.Museet har fortsat udvidelsen af den faste samling såvel ved indkøb som ved donationer.
Bu tedavinin özelliği, hastaların yaşam süresini arttıracak olması ve uzun dönem çalışma gerektirmesiydi.Denne terapi forlænger patienternes liv og er en langtidsbehandling.
Kar topu stokları arttırıldı.En snekugle blev efterladt.
Bu dönemde işsizlik oranları da giderek arttı.Desuden var arbejdsløsheden rekordhøj dette år.
Böylece politik etki alanı da arttı.Også herigennem voksede det politiske pres.
Aracın daha kısa ön çıkıntı özelliği sayesinde kabin ve bagaj hacmi arttırılmıştır.Bemærkelsesværdigt var, at trods det større pladsbehov bag i bilen blev både kabinen og bagagerummet mindre.
Dağlarda yükseklik arttıkça, iklim gittikçe soğur.Jo længere man bevæger sig op ad et bjerg, jo koldere bliver det.
Bu yöntem yemeklerin lezzetini arttırmak için sıkça kullanılır.Rom er nogle gange brugt til at tilføje smag.
Ayaklanmadan sonra Fransızların şehir halkına olan baskıları daha da arttı.Efter oprøret fik byens borgere flere rettigheder.
Hemen hemen kütlenin tamamının toplandığı merkezin sıcaklığı, etrafındaki diske göre giderek daha da arttı.Centeret, hvor størstedelen af massen samledes, blev stadigt varmere end den omgivende skive.
Bu günden sonra saldırılar yoğunlaştı ve şiddetini gün geçtikçe daha da arttırdı.Urolighederne blev på ny optrappet, og det var i den tid volden eskalerede.
1610'dan 1680'e kadar nüfus altı kat arttı.Fra 1610 til 1680 blev byens indbyggertal seksdoblet.
Hastalığın görülme sıklığının 2014 yılına kadar bu alanlarda arttığı gözlenmiştir.Disse områder har også oplevet en stigning i årene op til 2014.
Genel ücretler planlananlardan daha yavaş arttı.Det lykkedes Frankrig at betale erstatningerne hurtigere end planlagt.
Hareketsizlik arttıkça kronik hastalıklara yakalanma riski artar.Uden behandling risikerer den syge kroniske funktionsnedsættelser.
Zorluk derecesi ve bitirme zamanı parça sayısı arttıkça artmaktadır.Med tiden og et større antal slag nærmer man sig en procentuel ligevægt.
2002'de CDU oy oranını %29.5, CSU da %9'a arttırdı.Ved valget i september 2005 fik CDU/CSU 35,2 %, mens SPD fik 34,2 %.
Tanksavar silahlarının kullanımı Kuzey Afrika Savaşı ve Rusyanın işgali sırasında arttı.Anvendelsen som panserværnsvåben blev mere almindelig i slagene i Nordafrika og i Sovjetunionen.
Müziği geliştikçe ve popüleritesi arttıkça vokalistliğide önem arz etmeye başladı.Antallet er støt stigende og modebranchen har opdaget vigtigheden af disse blogs.
Aynı zamanda gemilerin boyutu arttı ve bu gemiler sadece derin sularda demir atabiliyorlardı.Bådene var heller ikke større end, at de kunne trækkes på land.
İsrail’e göç arttı.Det internationale pres mod Israel var voksende.
İnşa hızı hızla arttırıldı.Alarmberedskabet blev hævet til højeste niveau.
Kanada'nın Quebec eyaleti içinde bölücülük arttı.Værst gik det ud over Quebec-provinsen i Canada.
ABD İran Körfezi'ndeki ve Hint Okyanusu'ndaki askeri deniz gücünü arttırıyordu.USA udvidede sin flådestyrke i den Persiske Golf og det Indiske Ocean.
Mobil İnternet kullanımı arttıkça şirket hayatta kalmıştı.I takt med at internettet er blevet mere og mere udbredt, så er antallet af udbydere også steget kraftigt.
Polonya'ya girildiğinde orduya katılım hızlıca arttı.Da han var kom i hæren, steg han hurtigt i rang.
Temyiz sürecinde Yargıtay mahkemenin verdiği 16 yıl hapis cezasını az bularak arttırılmasını istedi.Hans appel førte kun til, at Højesteret skærpede dommen til 16 års fængsel for drab.
Ayrıca özsaygı, yaşam kalitesini arttırma isteği, kendine güvende motivasyonu sağlar.En høj moral, inklusiv villighed til at risikere sin egen sikkerhed i det godes tjeneste.
Olayların temposu arttıkça Klute ilginç bir kişiliği olan bu fahişeyi sevmeye başlar.Så hun bruger mere og mere tid med denne mærkværdigt fascinerende amerikaner.
Akciğer epitelyal hücrelerde mukus üretimini arttırır.Produktionen af irisin i muskelceller øges ved muskelaktivitet.
Medine'deki Müslümanların sayısı arttıkça günlük namazların kılınacağı camîlerin sayısı arttı.Antallet af moskeer, hvor der anvendes dansk som prædikesprog, er klart stigende.
Fakat, bu gerilimi daha da arttırdı.Behovet er vokset tilsvarende.
Sonraki yıllarda sayısı arttı.De næste tres år mangedobledes tallet.
Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir.Dog kan visse andre infektioner mindske risikoen.
Bu tür suçların yayın yoluyla işlenmesi ceza yaptırımını arttırıcı etken olarak değerlendirilmektedir.Enhver voldsomhed, begået i denne tid, straffedes med forhøjet bøde.
Nazilerin Arap dünyasındaki etkileri 1930'larda arttı.Marokkansk nationalisme udviklede sig i løbet af 1930-erne.
Çar II. Aleksandr, 1869'dan itibaren Finlandiya ülkesindeki etkilerini arttırdı.Alexander 2. udvidede endda de finske stænders rettigheder i 1869.
Oranların arttığı görülmektedir.Der ses øget svedtendens.
Komisyonda bulunan üyelerin sayısı zamanla arttı.Antallet af medarbejdere er steget en del i tidens løb.
Bundan dolayı fiyatlar arttı.Derfor steg prisene.
John Hay Çin ile ticareti arttırmak için Açık Kapı Politikasını ilan etti.2. januar – John Hay kunngjør den åpne dørs politikk for å fremme handel med Kina.
Allan fazladan para ve elbise göndermesine rağmen Poe'nun borçları arttı.Allan sendte mer penger, men likevel økte Poes gjeld.
Yunanlarla temas arttıkça eski Roma tanrıları da giderek Yunan tanrılarıyla ilişkilendirilmeye başlandı.Den stadig økte kontakten med grekerne gjorde at de romerske gudene mer ble assosiert med de greske gudene.
Koşma, yürüme, ağır şeyler kaldırma yakınmayı arttırabilir.Du kan gå, løpe og plukke opp ting.
Kitap sayısını arttırmak ve de özellikle çocuk kitaplarına gereksinim bulunmaktadır.Han har også illustrert flere bøker, særlig barnebøker.
1610'dan 1680'e kadar nüfus altı kat arttı.Mellom 1610 og 1680 ble befolkningen seksdoblet.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.På grunn av dette har han fått et alkoholproblem.
Bu dönemde kâr, fiyat ve ücretler düşerken, işsizlik arttı.Fortjeneste, priser og lønninger gikk ned, mens arbeidsledigheten gikk opp.
Gazetelerde hakkındaki ihanet iddiaları arttı.Siden da har omfanget av sportsnyheter i avisene økt.
Büroya göre, sanayi üretimi yüzde 13.3 oranında arttı.Samtidig vokste industriproduksjonen med 13 prosent.
Ordudan firar edenler arttı.Misnøyen i hæren økte.
11 Kasım 1827 tarihinde yapılan La Trinidad Savaşı ile popülaritesi arttı.Han ble berømt som følge av det legendariske slaget ved La Trinidad den 11. november 1827.
Kişisel veya pasif olarak tütün dumanı da riski arttırır.Denne risikoen forsterkes ved aktiv og passiv røyking.
Bunun sonucu olarak uygulayıcı sayısı çok hızlı bir şekilde arttı.Beløpets størrelse steg imidlertid raskt.
Tamamlanmamış görevinde, o büyüleri arttıran kişidir, o diğer insanlardan hızlı ve güçlüdür.Han er en lett syklist (56 kilo), noe som gir han en stor fordel i klatreetapper.
İlgili Sayfalar