arttı ile cümle
arttı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Thriller albümü, 2001 yılında, parça sayısı arttırılarak, Thriller: Special Edition adıyla tekrar yayımlandı.Az album 2001. október 16.-án újra megjelent Thriller: Special Edition címen.
Orta Amerika'da ekonomik entegrasyonu arttırmayı amaçlamıştır.Amerikában tenyésztették ki gazdasági céllal.
Akrilamid seviyesinin uzun süre ısıtılan gıdalarda arttığı görülmektedir.Az akrilamid mennyisége növekedni látszik, ha az ételt hosszabb ideig hőkezelik.
Bu da nüfusun iki katına çıktığı ve dolayısıyla nüfus yoğunluğunun arttığı anlamına gelmektedir.Népessége kétszeresére nő, ezáltal átrendeződik az olvasóközönség.
Renji ve Rukia ayrı büyümeye başladılar ve bu arada Renji eğitimini arttırdı.Riki és Rin elfelejtik, hogy mi történt, de közben erősebbek lesznek mások segítésével.
Kırılma açısını arttırmak açık bir etkiye sahiptir.Felfújódást csökkentő hatása van.
Ölü olarak doğan çocuk ve düşük vakaları arttı.Az elsőszülött és a legkisebb gyermek elhunyt.
2. Verimliliği arttırmak.2. Erős progresszív adó.
Bu sınırlı büyütmeyi azaltmak parlaklığı arttırmaz ve bu sınırda azalan büyütme için hiçbir yarar yoktur.Ezen jószágok fogyasztása újabb fogyasztásra ösztönöz és esetükben nem érvényesül a csökkenő határhaszon elve.
Ancak sulu koşullarda bu miktarları arttırmak gerekir.Több pólya esetén ezek az arányok módosulnak.
Yerel yönetimlerin yetkileri kısmen arttırılmıştır.Az államelnök jogkörét jelentősen kibővítették.
Konukevi 121 odadan oluşmakta, arttırılabilir 242 kişilik kapasiteye sahiptir.A vendéglő befogadó képessége 127 fő.
Akustik müzik yapan kişiler, müziğin sesini elektronik amfilerle arttırırlar.A akusztikus zenei előadók gyakran erősítik fel a kiadott hangerőt elektronikus erősítőkkel.
Verilen siparişler arttı.Jegyei javultak.
Kara deliklerin büyüklükleri arttıkça, sahip oldukları enerji de artar ama sıcaklıkları düşer.Minél kisebb a fekete lyuk tömege, annál magasabb a hőmérséklete.
Hidrojen üretimini arttırmak için, araştırmacılar tarafından kullanılan birkaç yöntem vardır.Az intelligencia számszerűsítésére többféle módszert dolgoztak ki a kutatók.
Bu yöntem yemeklerin lezzetini arttırmak için sıkça kullanılır.Ez gyakran arra szolgál hogy a sárból kiszürjék a táplálékot.
Bundan dolayı fiyatlar arttı.A költségek így is emelkedtek.
Genel ücretler planlananlardan daha yavaş arttı.Az átépítés sokkal többe került annál mint, ahogy eltervezték.
1805. - Şehirde Osmanlı Devleti’ne karşı isyanlar arttı.1850-ben Pomezí nad Ohří községhez csatolták.
Fizikçiler parçacık hızlandırıcılarını enerjilerini arttırarak geliştirmeye devam ettiler.A napelemszárnyak a megnövelt teljesítményű akkumulátorokkal együtt szolgálták az energiát.
İsrail’e göç arttı.Izraelita vallásban nevelkedett.
Sayı arttıkça Alliance yeni kamplar kurmak zorunda kaldı..Ha több térre volt szükség, újabb kamrákat építettek.
Dizinin reytingleri 80.000 izleyici kadar daha arttı.A játékvezetők száma meghaladja a 80 000-et.
Bu da dolaylı olarak tüketim malı talebini arttırdı.Mindezt vagyonelkobzásokkal egészítette ki.
Yıllık üretim toplamı daha savaşın başından bu yana dört kat arttı.A városhatár az egyesítések után több mint négyszeresére nőtt.
1917'de sinterleyici kavurma uygulaması çinko üretimini arttırdı.Az 1918-ban forgatott Fegyvert vállhoz című alkotása nagy mértékben növelte Chaplin népszerűségét.
Örneğin taşıma kapasitesi arttırıldı.1), amellyel szállítási kapacitását növelték.
Bu özellik, Truva atının saptanamaz olma özelliğini arttırmaktadır.Ez fontos szerepet játszik abban, hogy a ló bélflórája fennmaradjon.
Klasik dönemin sonlarına doğru Meksika unsurlarının bölgeye sızmasının arttığı görülür.A történet végén látszik, amikor a mexikói belép a színre.
Bu etki verimi % 15 civarı arttırır.A magasabb vérnyomás 15%-kal is megnövelheti a teljesítményt.
Hız 1980'lerde arttı.Az 1980-as években felpörgött az ütem.
Müze koleksiyonunu hem bağışlarla hem de satın alma işlemleriyle arttırmaya devam etmiştir.Museo on jatkanut kokoelmansa kartuttamista sekä ostoilla että lahjoituksin.
Bundan dolayı fiyatlar arttı.Ja hinnat nousivat.
Çin'in nüfusu daha da arttı.Kiinan varannot ovat sitäkin suuremmat.
Şairler arttı.Runoja kasvaville.
Sibirya'nın yerleşime açılmasından sonra şehrin ticari önemi daha da arttı.Jäätyään syrjään Siperian radasta kaupungin kaupallinen merkitys alkoi vähentyä.
Bu da yatırgaçların verimini arttırır.Se rauhoitti sijoittajat.
Annesine yakınlığı daha da arttı.Äitiinsä hänellä oli läheisempi suhde.
Sonraki yıllarda sayısı arttı.Parissa vuodessa määrä on siis lisääntynyt.
Erken ekim, verimi önemli ölçüde arttırır.Alkusyksyllä sienet tuottavat itiöemiään lisääntyäkseen.
2012 yılında Çek hükümeti KDV oranlarını arttırdı.Vuonna 2010 Kanadan hallitus aikoi nostaa CSA:n budjettia.
İmparatorluk git gide zenginleşti, gücünü arttırdı, sınırlarını genişletti.Hän turvasi valtakunnan rajat, kasvatti sen vaurautta ja laajensi sen kaupankäyntiä.
Yükseköğrenim yıllarında tiyatroya özellikle de edebiyata ilgisi arttı.Hänet sai kiinnostumaan teatterista ennen kaikkea kirjallisuus.
Sömürge hükümeti tehcir yoluyla Çin göçünü kısıtlamaya çalışınca gerginlik arttı.Jännitteet kasvoivat kun siirtomaahallitus yritti rajoittaa kiinalaisten muuttoa karkotuksilla.
2010'lar ile birlikte sektörde firma sayısı ve deneyim oldukça arttı.Tuulivoimaloiden lukumäärä ja yhteiskapasiteetti on kasvanut erityisen voimakkaasti 2010-luvulla.
Bu titreşim sürtünme kuvvetini arttırır.Se lisää jännitystä osaan.
1937'den itibaren üzerindeki İngiliz denetimi daha da arttı.Englanninkielinen alkuteos ilmestyi alun perin vuonna 1937.
2006 yılında elde edilen mali istatistikler Ülker Gıda'nın piyasa değerinin arttığını göstermiştir.Vuonna 1996 tehty tutkimus osoittaa, että maanomistajilla on halua lisätä maidensa suojeluarvoa.
Görevdeki süresi içinde ölüm cezalarının sayısı hızla arttı.Keskiajalla kuolemanrangaistuksen täytäntöönpano vaihteli paljon.
Milliyetçi Cephe hükümeti kurulunca karşıt öğrenci grupları arasında çatışmalar arttı.Kommunismi alkoi nostaa suosiotaan maan opiskelijoiden keskuudessa väkivaltaisten yhteenottojen jälkeen.
Başarı arttıkça terfi edilir.Menestyksen karttuessa olot paranivat.
Yerel yönetimlerin yetkileri kısmen arttırılmıştır.Paikallisten johtajien valta kasvoi huomattavasti.
Bu dönemde işsizlik oranları da giderek arttı.Yhteiskunnallinen eriarvoisuus näyttää lisääntyneen tällä kaudella.
Bu liberal burjuvazinin muhalefetini arttırmasına yol açtı.Kehitys edesauttoi liberaalisen opposition kasvua.
Soğuk Savaş´in gerginliği bu olayla daha da arttı.Kylmän sodan jännitteet olivat kiristymässä.
Okula giren öğrenci sayısı her geçen gün arttı.Kulhon koulun oppilasmäärä on jatkuvasti kasvanut.
Komisyon Başkanları, gerekirse, jüri üyelerinin sayısını arttırabilirler.Tärkeimmissä oikeustapauksissa valamiehiä saattoi olla enemmän.
1994 yılında müziğe olan ilgisi daha fazla arttı.Vuoden 2001 jälkeen kiinnostus musiikkiin on kasvanut jälleen.
1990 ve 2008 yılları arasında nüfus yüzde 20.4 genel artışa eşdeğer olarak 5.6 milyon arttı.Vuosina 1982–1990 väestö kasvoi peräti 5,5 prosenttia ja vuosina 1990–2001 6,4 prosenttia.
İlgili Sayfalar