arttı ile cümle

arttı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kongre ve hükümetler yıllar boyunca yardım çeşitlerinin sayısını arttırdı.За ініціативи та сприяння міської влади в останні 2 роки розширилась інфраструктура підтримки підприємництва.
İrtibatlarımız arttı.Посилився натиск на союзників.
İmparatorluk git gide zenginleşti, gücünü arttırdı, sınırlarını genişletti.Держава за його правління значно зміцнилась та розширила свої кордони.
Pirincin fiyatı yüzde 3 arttı.Ціна на рис виросла на три відсотки.
Obezite, diyabet ve kalp hastalığı riskini arttırır.Ожиріння збільшує ризик діабету та сердечних захворювань.
Çin nüfusu 550 milyondan 900 milyondan fazlaya yükselerek neredeyse iki katında arttı.Čínská populace se z 550 milionů téměř zdvojnásobila na více než 900 milionů.
Amacı, biseksüel bireylerin görünürlüğünü toplumda ve LGBT topluluğu içinde arttırmaktır.Jeho cílem bylo zviditelnit bisexuály ať již v rámci společnosti jako celku, tak v rámci LGBT hnutí.
Endüstri devriminden beri atmosferdeki kükürt ve azot oksitlerinin seviyesi arttı.Od doby průmyslové revoluce se emise oxidů síry a dusíku zvětšily.
Yeniden doğan dev hayvan tüm Dünya'ya yayıldı ve onu destekleyenlerin sayısı arttı.A tak znovuzrozené zvíře pokrylo zem a jeho počty narostly v zástupy.
Vilayetler adres sisteminin bir parçası olarak lağvedilmediler ve tersine sayıları arttırılmıştır.Provincie jako součást systému adres zrušeny nebyly, ale naopak bylo jejich používání rozšířeno.
2009 yılında itibaren baskı 2 adet arttırılarak yılda 12 dergi yayımlanmıştır.Od roku 2009 se náklad zvedne o 2 exempláře na 12 časopisů ročně.
Üretimin artmasına karşılık işsizlik arttı.Nezaměstnanost se snížila díky tvorbě nových pracovních míst.
Genç bir yetişkin olmak, kadın olmak, hormonal kontrasepsiyon kullanmak ve sigara içmek bu riski arttırır.Riziko dále roste, pokud je postiženou osobou mladá dospělá žena, která užívá hormonální antikoncepci a kouří.
Bu sayede topun atış hızı arttırıldı.Tím došlo k nárůstu rychlosti střel.
Acem Şahı, şair olarak ününü arttırdı.Díky tomu se Chureca proslavil jako skladatel.
Daha sonra uçuş noktaları hızla arttı.Poté se ale rychlost otáčení zvýšila.
Ancak genel olarak migrenin, felç veya kalp hastalığından doğan ölüm riskini arttırdığı görülmemektedir.Celkově se však jeví, že migrény nezvyšují riziko úmrtí na následky mozkové příhody nebo srdeční choroby.
Bu arada kent içindeki çatışmaların yoğunluğu arttı.To pak zvýšilo napětí ve městě.
Bu da hızı arttıran bir etkendir.Jak však zvýšit rychlost?
Birden fiyatlar arttı.Náklady prudce vzrostly.
1937'den itibaren üzerindeki İngiliz denetimi daha da arttı.Jeho výzkum pokračoval i po narukování roku 1937.
NIST'in bu açıklaması SHA-1'in bırakılma hızını arttırmıştır.Také dokončení standardizace SHA-3 mohou urychlit odchod od SHA-1.
O zamandan beri bu makinenin yaratıcılıkları ve yenilikleri gittikçe arttı.Později se zvyšovala velikost a složitost strojů.
Bundan dolayı fiyatlar arttı.Tak došlo k růstu jejich ceny.
Orman genişledikce köyde saygınlığım arttı.Jak se rozvíjel hrad, rostla i osada v podhradí.
Böylece Anadolu'daki Yahudi nüfusu arttı.V Andoře se mezitím odehrává veřejné pronásledování židovského obyvatelstva.
Atif bölgenin çeşitliliği çok arttı.Populace Atlitu prudce stoupla.
Bu sahneler onun şöhretini arttırdı.Tyto práce zahájily jeho slávu.
Öykü ilerledikçe felsefeye olan göndermeleri de arttırdı.Nezapomněl jsem nikdy, jak velice na cestě k víře filosofie pomohla mně.
Nüfus artışı için ev, nüfus sınırını arttırmak için ise Hizmet Binası yapılmalıdır.Zvýšením levelu budovy se zvýší populační bonus a také oblast zvýšení populace.
Norman F. Ramsey, Rabi düzeneğini alan ile birlikte zaman etkileşimini arttırmak için geliştirmiştir.Norman Foster Ramsey dále upravil Rabiho přístroj a prodloužil dobu interakce s polem.
1870'lerden sonra konserve yiyecek imalatı hızlı bir biçimde arttı.Po roce 1870 móda parodií rychle upadla.
Buna rağmen, 1990 ile 2003 yılları arasında tarımsal üretim %90 oranında arttı.V letech 1986 až 1994 stoupla však jejich produkce o třetinu.
Smith bu bölümde iş bölümünün üretimi nasıl arttırdığını toplu iğne üretimiyle ilgili bir örnekle açıklar.Smith zvýšení produktivity specializací vysvětluje na příkladu s továrnou na jehly.
Metrodaki patlamanın ardından, Pulkovo Uluslararası Havalimanı'nında da güvenlik önlemleri arttırıldı.Bezpečnost mezinárodního letiště Pulkovo byla také v reakci na výbuchy navýšena.
Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir.Známe však rizikové faktory, které zvyšují pravděpodobnost vzniku onemocnění.
Kaynak gerilimi 0 volttan başlayarak yavaş yavaş arttırılır.Výsledné napětí vzroste z nuly na maximum.
Bu dönemde adaya Saksonlar, Piktler ve İrlanda’dan gelen Scotilerin saldırılarının arttığı bilinmektedir.Tu ničily svými pravidelnými vpády kmeny Piktů, Skotů a Attakotů z dnešního Skotska a Irska.
Bunların sonucu olarak parti içinde çatışmalar da arttı.I přes tyto spory se podařilo v duelu pokračovat.
Motorun perfonmansını arttırmak için motor çanı genişleyerek 7:1'den 27:1 oranına büyümekteydi.S novou hlavou motoru se zvýšil kompresní poměr na 7:1.
1960’ların sonunda, Filistinliler ve Ürdün hükümeti arasında gerginlik arttı.Ke konci 60. let došlo ke značnému nárůstu napětí mezi palestinskými Araby a jordánskou vládou.
Felsefeye olan ilgisi giderek arttı.Zájem o fotografii prudce vzrostl.
Kentleşme, kasaba ve şehirlerdeki büyüme ile birlikte 1700-1922 arasında hızla arttı.Urbanizace se zvýšila nejvíce v letech 1700 až 1922, kdy města rostla.
Öğrenci sayısı arttıkça binalar yeterli olmamaya başladı ve yeni binalar yapılması gerekti.Místnost brzy nepostačovala, žáků bylo mnoho a bylo zapotřebí postavit vlastní budovu.
Ve bu hissesini Ağustos 2010'da %15'e arttırmak istediğini bildirmiştir.V únoru 2012 však oznámila, že chce svůj podíl snížit pod 50 %.
Başarı arttıkça terfi edilir.Lépe roste, pokud je přihnojován.
Süreç ilerledikçe tutuklamalar arttı.Jak pokračoval vývoj, požadavky rostly.
O halde bu iki gencin buluşma olasılığını arttıracak hangi stratejilere başvurulabilir?Jaký typ vnitřní reprezentace by byl potřeba, pokud bychom chtěli vyvolat tyto dvě akce?
1930 yılındaki Londra Denizcilik Antlaşması'nda ise kruvazörlerin tonaj limitleri arttırılmıştır.Už na Londýnské konferenci v roce 1930 bylo dokonce upuštěno od omezující podmínky výtlaku loďstev.
Binanın inşaatı ve kapasite arttırım işlemleri devam etmektedir.Stavba tratí nebo jejich prodlužování ale pokračovalo.
Hemen hemen kütlenin tamamının toplandığı merkezin sıcaklığı, etrafındaki diske göre giderek daha da arttı.Střed mlhoviny, v němž se soustředila většina hmoty, byl mnohem teplejší než disk, který ho obklopoval.
Burada müşterilerin dikkatini çeken Karsu, ilgiyle karşılandı ve onu dinlemeye gelenlerin sayısı arttı.Přibíhá zajíc a vzrušeně sděluje, čeho byl svědkem; přicházejí i další zvířátka, aby si to vyslechla.
Filmin neredeyse aynı ekiple ilkinden tam 9 sene sonra çekilmesinin gerçekçiliği arttırdığına inanıyor.Film získal ještě větší ohlas než spolupráce stejných tvůrců před devíti lety na snímku Před úsvitem.
Öte yandan bu gayretleri rakiplerinin ve düşmanlarının sayısını arttırdı.Tím se ale samozřejmě zvýšil počet nepřátel, kteří usilovali o jeho zničení.
Uçakların performansı arttıkça zorluklar da artmıştır.Díky větší hmotnost se snížily výkony letounu.
Ahenk tellerinin de eklenmesiyle tel sayısı arttırılabilir.Připojených ovládacích tlačítek může být větší množství.
Müze koleksiyonunu hem bağışlarla hem de satın alma işlemleriyle arttırmaya devam etmiştir.Tato oblast muzejní činnosti se dále rozvíjela cílenými nákupy i dary.
Bu konser sonrası Kiss'in orijinal kadrosu ile tekrardan bir araya gelme dedikoduları ve beklentileri arttı.Tato akce spustila vlnu spekulací o tom, že se znovu spojí původní sestava skupiny Kiss.
Bu yol Asse'nin nüfusunu arttırdı.Šlo o rozšíření osady Eli.
Demiryolu taşıtlarının hızı günden güne arttıkça konforun gerekli olduğu ortaya çıktı.Se zvyšující se rychlostí vlaků vyvstala potřeba zabezpečení jízdní cesty.
İlgili Sayfalar