arttı ile cümle
arttı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tahkim Etmek – Bir bölgenin savunmasını arttırmak.Rymma fältet – Att ge upp motståndet.
Anethol alkolde çözünür, ama su oranı arttıkça çökelir.Anetol är lösligt i alkohol men kristalliseras när alkoholhalten blir för låg.
1980'lerde başörtüsü kullanımı arttı.Under 1980-talet började intresset minska.
Yıllar boyunca Roma'nın Yehuda krallığındaki gücü arttı.Under de följande åren nådde det georgiska kungadömet höjden av sin makt.
2009 Mayıs ayında stadyumun 44.000 kapasiteye arttırılacağı açıklandı.Styrkan bestod totalt i maj 2009 av 44 militära observatörer.
Ve her yük arttığında hızımız düşer.Allt eftersom hastigheten ökar, stramas kopplingarna åt.
Gövde kabuğuna yapılan takviyeler genel şasi sertliğini arttırdı.De stora sillfångsterna var orsaken till platsens ökade status.
Bu da dolaylı olarak tüketim malı talebini arttırdı.Vilket i sin tur ökar den aggregerade efterfrågan.
Gennosuke'ye aşıktır ve Gennosuke'nin Oboro'yu sevmesi Iga'ya nefretini arttırmaktadır.Gennosuke är mycket förälskad i Oboro som är ledare av Iga vilket många är starkt emot.
Devletin gerektikçe vergileri arttırarak, az gelirli yurttaşlara daha geniş olanaklar sağlaması yanlısıdır.Det skulle innebära att staten genom ett majoritets stöd skulle kunna kränka vissa minoriteter.
Ancak genel olarak migrenin, felç veya kalp hastalığından doğan ölüm riskini arttırdığı görülmemektedir.Generellt verkar dock inte migrän öka risken för dödlighet till följd av stroke eller hjärtsjukdom.
1950 yılından itibaren meydana gelen endüstriyel gelişme ile yerleşimin nüfusu arttı.Därför har fastighetspriserna stigit sedan 1950-talet.
Bunun sonucu olarak uygulayıcı sayısı çok hızlı bir şekilde arttı.Därefter ökade dess användning mycket snabbt.
Saat içeren cihazlar arttıkça, bunları ayarlamak için harcanan zaman artmaktadır.Ju bättre låskonstruktionen är, desto längre tid tar det att forcera låset.
Bu da populasyonlarda varyasyonu (çeşitliliği) arttırır.Detta ökar den biologiska mångfalden inom en population.
Kandaki T3, T4 miktarları düşerse TSH üretimi artar, T3, T4 seviyeleri arttıkça da TSH üretimi düşer.När T4 och T3 är låga produceras mer TSH, och när T4 och T3 är höga bildas mindre TSH.
Ayrıca uçağın hızı arttırılarak yukarı doğru manevra yapmak da mümkündür.Därmed ökar även maximal flyghastighet något.
Bu liberal burjuvazinin muhalefetini arttırmasına yol açtı.Detta skulle till viss del öka hantverkarnas frihet.
Her "challenge"ın 10 seviyesi vardır ve seviye arttıkça oyuncunun şöhreti de artış gösterir.Svårighetsgraden ökar för varje nivå samtidigt som utmaningen blir värd mer pengar.
Emaye asite karşı dayanıklılığı arttırır.Detta leder till ökat andningsmotstånd.
Yapılan bazı öneriler bu araçların kullanılabilirliğini arttıracak nitelikteydi.Denna kommission gav råd om hur man kunde höja säkerheten.
Sonraki yıllarda sayısı arttı.Under de följande åren växte verksamheten.
Sonraki durumda,enerji potansiel enerji olatak tutulurbu da kütlenin arttığını gösterir.Några får så hög rörelseenergi att de lämnar ytan.
93 Harbi'nde, Ruslar Osmanlı'yı yenilgiye uğratınca, Rusların Balkanlar üzerindeki etkisi arttı.Efter att Tsarryssland under 1700-talet besegrat osmanerna ökade det ryska inflytandet över området.
Öğrencilerin öğrenme kapasitelerini arttırmaya yönelik kullanılan becerilerdir.Eleverna ska ges möjlighet att ha inflytande över hur deras utbildning utformas.
Teknolojik yapısı geliştikçe, tekerlek boyutları büyütülmüş, manevra ve denge kabiliyetini arttırmıştır.Allteftersom tekniken utvecklades, ökade personvagnarna i både längd och vikt.
Yunanlarla temas arttıkça eski Roma tanrıları da giderek Yunan tanrılarıyla ilişkilendirilmeye başlandı.Із зростанням контактів з греками, старі римські боги почали ототожнюватися з грецькими.
Politikaları, adil, şeffaf ve karşılıklı ticareti arttırmayı amaçlıyor.Його політика була спрямована на підвищення справедливої, прозорої і взаємної торгівлі.
Bu dönemde işsizlik oranları da giderek arttı.Протягом цього періоду значно збільшилося безробіття.
Dağıtım maliyetleri %40 arttı.Продажі склали 40 %.
Dış ticareti arttı. ve yaşam düzeyi yükseldi.Ціни росли, і рівень життя впав.
Çözünürlük arttıkça, görüntü daha doğal görünür.Чим більш дивно вони виглядали, тим простіший був їх крій.
Birden fiyatlar arttı.Стрімко зросли ціни.
Her oyuncu her bahis turunda arttırıma gidebilir.Гравці можуть піднімати ставку протягом гри.
Okula giren öğrenci sayısı her geçen gün arttı.Кількість учнів у школі постійно зростала.
Ayrıca anne sütünü arttırır.У нього додають також молоко.
Bu kutuplaşmayı arttırır.Вирішив підняти цей пласт.
Sebzelerde alınan erimi %35- 40 oranında arttırır.Такий тип зрощування спостерігається в 35—40%.
Bu karar sonrası grubun ticari başarısı biraz daha arttı ve klipleri MTV'de düzenli olarak gösterildi.На такий крок гурт підштовхнуло падіння комерційної популярності та бажання мати регулярну ротацію на MTV.
Sürücü ve yolcu Hava yastığı gibi ilaveler ile güvenlik arttırılmıştı.Про безпеку водія та пасажирів подбають подушки безпеки.
Bu limit, hiçbir şekilde arttırılamaz.Отже, такий еталон неможливо відтворити.
Böylece politik etki alanı da arttı.Його політичний вплив зростав.
ARM3, performansı daha fazla arttırmasını sağlayan 4KB önbellek ile geliştirildi.Наступник,ARM3, був випущений з кешом 4KB, що ще більше поліпшило швидкодію.
Çin'in nüfusu daha da arttı.Щільність населення Китаю також велика.
Eylül 2003'ten itibaren kompakt formata geçilerek tiraj arttırıldı.До вересня поступово почала формуватися програмна сітка.
Döküntüyü arttıracak fiziksel aktivitelerden kaçınılması önerilir.Рекомендується достатня фізична активність.
Savaşan asker sayısı arttıkça savaş alanı da genişliyordu.Зі збільшенням числа підданих зростала кількість воїнів.
Hemen hemen kütlenin tamamının toplandığı merkezin sıcaklığı, etrafındaki diske göre giderek daha da arttı.Центр, де зібралася більша частина маси, ставав усе гарячішим у порівнянні з навколишнім диском.
Anlaşmazlık arttıkça diğer Arap hükümetleri barışçıl bir çözüm için arabuluculuğa girişti.У травні Джордж Вашингтон схилявся ще до прихильників мирного врегулювання конфлікту .
Bu kayıplar devamlı olarak arttırılan motor gücüyle dengelenmeye çalışılmıştır.Цей тип двигуна створений з метою поліпшення властивостей двигунів постійного струму.
Bu maçla beraber popülaritesi arttı.Разом з тим, її популярність зростала.
Bu da hızı arttıran bir etkendir.Це також збільшує швидкість прояснення.
Koşma, yürüme, ağır şeyler kaldırma yakınmayı arttırabilir.Не тягнеться за шпателем, не тріскається, має підвищену міцність.
Dönüş hızını arttırmak için rulmanlı göbek sistemleri kullanılır.Для зниження швидкості пікірування випускаються гальмівні щитки літака.
Birkaç nesil içinde Yahudi nüfusu büyük oranda arttı.З плином часу кількість єврейського населення значно зростала.
Karbon sayısı ve -OH grubu sayısı arttıkça kaynama noktası da artar.Чим нижче атомні відношення Н/С і О/С, тим вище вміст ароматичних сполук.
Antimikrobiyal direncin artması, bu bakterinin önlenme stratejilerine ihtiyacı arttırmaktadır.За підвищення активності цих ферментів необхідно починати противірусну терапію.
İhale 750'ye kadar onar onar arttırılır.Екіпаж був збільшений до 750 осіб.
Bu sayede topun atış hızı arttırıldı.Природно, при цьому зростає швидкість кулі.
Hastalığın görülme sıklığının 2014 yılına kadar bu alanlarda arttığı gözlenmiştir.Дані про кількість смертей від цієї хвороби за 2014 рік відсутні.
İlgili Sayfalar