arttı ile cümle
arttı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sıcaklık arttığında maddelerde genleşme olur.W podwyższonych temperaturach rozkłada się.
ARM3, performansı daha fazla arttırmasını sağlayan 4KB önbellek ile geliştirildi.Następna wersja ARM3 produkowana była z 4KB cache, co jeszcze bardziej poprawiło wydajność.
1917'de sinterleyici kavurma uygulaması çinko üretimini arttırdı.W 1927 roku wprowadzono osłony celne w celu przyśpieszenia rozwoju kubańskiego przemysłu.
Bu dönemde sağ ve sol çatışması arttı.W tym czasie wzrosły wpływy lewicy.
Şöhreti arttıkça Brian Laudrup'a transfer teklifleri yağmaya başladı.Od tego czasu poparcie dla Briana Lenihana zaczęło spadać.
Sovyetler Birliği uluslararası arenada da etkisini arttırdı.Na wzrost napięcia na arenie międzynarodowej zareagowały również amerykańskie siły powietrzne.
"Kandilli depremin büyüklüğünü arttırdı".Byłem pod wrażeniem rozmiarów powodzi”.
Birden fiyatlar arttı.Wzrosły podatki.
Bu zamandan başlayarak, siyasi faaliyetlerini arttırarak sürdürdü.Mimo zaawansowanego wieku kontynuowała działalność polityczną.
Genetik çeşitliliği arttırır.Utrzymuje zróżnicowanie genetyczne.
Geçmiş deneyimlerimiz, genel olarak problem çözme becerimizi arttırır.Rozwiązanie ostatniego z rozpatrywanych podproblemów jest na ogół wartością rozwiązania zadanego zagadnienia.
Hemen hemen kütlenin tamamının toplandığı merkezin sıcaklığı, etrafındaki diske göre giderek daha da arttı.Centrum, gdzie zgromadziło się najwięcej masy, stawało się coraz cieplejsze.
Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı.Mimo to Jakubowska ulepszała stale organizację i warunki nauczania.
Okula giren öğrenci sayısı her geçen gün arttı.Liczba uczniów w szkole wciąż rosła.
Batman Begins karakterin Hollywood'taki popüleritesini arttırdı.Rosnąca popularność Big Sur spowodowała, że region zaczął być popularny w Hollywood.
2015-16 sezonunda performansını daha da arttırdı.W następnym sezonie 2015/16 powtórzył ten sukces.
Gelir arttıkça vergi miktarı da artar.Wraz z wysokością, wzrasta natomiast suma opadów.
Müze koleksiyonunu hem bağışlarla hem de satın alma işlemleriyle arttırmaya devam etmiştir.Muzeum, tak jak inne, wzbogacało swoje zbiory poprzez zakupy, darowizny i depozyty.
Sürücü ve yolcu Hava yastığı gibi ilaveler ile güvenlik arttırılmıştı.Dla kierowcy i pasażera wprowadzono gazową poduszkę powietrzną.
Ancak son 20 yıl içerisinde göç arttığı için nüfus azalmış, gelir kaynakları kısıtlanmıştır.Liczba ta zmniejszała się nadal, gdyż przez kolejne dekady udoskonalano ochronę granicy.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.Jak sam przyznaje, picie zrujnowało mu życie.
Menzili arttırmak için motor kompartımanının sağ tarafına harici yedek yakıt deposu takıldı.Po jego prawej stronie umieszczono zbiorniki paliwa.
Ancak 1813 ve 1814'te baskılar arttı ve halk desteği düştü.Jednak w latach 1879-1889, ceny nadal spadały, ale płace podniosły się o 23%.
Afro-Amerikalıların üniversiteye erişimini arttırmak, sınıf farklarını kaldırmaktan daha kolaydır.Z tej przyczyny abstrahowanie jest dla ucznia łatwiejsze od uogólniania.
Asistanlığının bitiminde Leipzig ve Halle’ye giderek bilgi ve birikimini arttırdı.Z biegiem czasu jest coraz bardziej lojalny Finchowi i Resse'owi.
20. yüzyılda ise yemek sanatına olan ilgi eskiye nazaran daha da arttı.XX stulecia, gdy wzrosło zainteresowanie jego sztuką.
Yapılan bazı öneriler bu araçların kullanılabilirliğini arttıracak nitelikteydi.Koncepcja wydawała się być potwierdzana przez skuteczność tych metod.
Saha zaman içinde değeri arttı.Płot jednak z czasem zbutwiał.
Kruşçev döneminde dünya genelinde sosyalizmin yayılması ile Sovyetler Birliği'nin müttefik sayısı arttı.W świecie zachodnim, w odpowiedzi na wielki kryzys, rozwinął się socjalliberalizm.
Sömürge halkı karşısındaki itibarı arttı.Wśród mieszkańców narastała wola oporu.
Hatalı genler yumurtalık kanseri riskini arttırırlar.Gwiaździsta blizna być może zwiększa ryzyko raka.
Fiberlerin dayanımı çekme ile arttırılabilir.Może być ona zwiększona przez efekt reflektora.
Erişim tarihi: 20 Haziran 2017. ↑ "Akçaray sefer sayısı arttırıldı". Ozgurkocaeli.com.tr. 20 Haziran 2017.Brak podanego tytułu cytowanej strony (parametr tytuł=|). ↑ Błąd w składni szablonu {{Cytuj stronę}}.
Bu firavun da İbrânîlere baskılarını arttırmıştır.Wādī Fir‘awn (arabiska: وادي فرعون) är en wadi i Syrien.
Allan fazladan para ve elbise göndermesine rağmen Poe'nun borçları arttı.Allan skickade extra pengar och kläder, men Poes skulder ökade.
Genç bir yetişkin olmak, kadın olmak, hormonal kontrasepsiyon kullanmak ve sigara içmek bu riski arttırır.Som ung vuxen och kvinna kan rökning och användning av hormonella preventivmedel öka risken ännu mer.
Endüstri devriminden beri atmosferdeki kükürt ve azot oksitlerinin seviyesi arttı.Sedan industriella revolutionen har utsläppen av svaveldioxid och kväveoxider ökat.
64 yılıyla birlikte, Nero popülaritesini arttırmak için Neapolis'te halk önünde söylemeye başladı.År 64 började Nero dock sjunga offentligt i Neapel för att stärka sin popularitet.
Bu da yatırgaçların verimini arttırır.Detta skulle skapa fler arbeten för ungdomar.
Müze koleksiyonunu hem bağışlarla hem de satın alma işlemleriyle arttırmaya devam etmiştir.Museet har kontinuerligt utökat sina samlingar genom inköp och donationer.
Genetik çeşitliliği arttırır.Biologisk mångfald ökar.
Yeniden doğan dev hayvan tüm Dünya'ya yayıldı ve onu destekleyenlerin sayısı arttı.Och det återfödda djuret förökade sig på jorden i oräkneligt antal.
Bundan dolayı fiyatlar arttı.Därför ökades insatsen.
Ölüm riskini 2-4 kat arttırır.Risken för depression ökar 2-14 gånger.
Daha yüksek atmosfer basıncı, suyun sıvı kalacağı aralığı arttırır.Högre tryck i atmosfären kan utöka det område där vattnet kan förbli flytande.
Sadelik, yapılmasına gerek olmayan işlerin mümkün olduğunca arttırılması sanatı, olmazsa olmazlardandır.Enkelhet - konsten att maximera mängden arbete som inte görs - är grundläggande.
Ama ekonomisi gelişmedi ve hoşnutsuzluk arttı.Det ekonomiska läget var inte gynnsamt och arbetslösheten steg.
Aynı zamanda destek birlikleri (Numerii)'lerinde sayısı da arttırıldı.Antalet "Nebenlager" (satellitläger) ökade också.
Başarı arttıkça terfi edilir.I takt med erfarenheterna växer framgångarna.
P (positive change - pozitif değişim): Kapasite değerindeki değişimin sıcaklıkla arttığını anlatan harftir.R=Revision: Anpassa din strategi för att ytterligare förbättra den.
Büroya göre, sanayi üretimi yüzde 13.3 oranında arttı.Samtidigt växte industriproduktionen med 13 %.
Gösterişli bir yaşam sürmeyi yeğleyince kendisini eleştirenlerin sayısı hızla arttı.Allteftersom han blev mer framstående ökade antalet kritiker.
Hastalığın görülme sıklığının 2014 yılına kadar bu alanlarda arttığı gözlenmiştir.I dessa områden har man sett en ökning under åren fram till 2014.
Veri tabanı yükü arttıkça performans düşüşü oluştuğundan dolayı veriler kısa süreli tutulacaksa tercih edilir.I valet mellan medborgarlön och arbetstidsförkortning föredrar han det senare.
Ancak Bolşevikler üzerinde tutuklamalar ve yargısız infazlar arttı.Bolsjevikerna obstruerade och fördröjde dock undersökningarna.
Guillian-Barre sendromu, otizm ve inflamatuvar bağırsak hastalığının arttığı görülmemektedir.Risken för Guillian-Barrés syndrom, autism och inflammatorisk tarmsjukdom är inte förhöjda.
İkinci sezonunda dizinden sakatlığı daha da arttı.Det mordiska beteendet klingade från säsong 2 alltmer av.
Ancak bu tasarım malzeme kullanımını ve fiyatı arttırmıştır.Detta kommer att leda till ökad varuefterfrågan och stigande priser.
Hatta, zirve sonrası Arafat'ın kamuoyu desteği %39'dan %46'ya kadar arttı.Dagen därefter ökade hans stöd från 36 procent till 49 procent.
Bu da hızı arttıran bir etkendir.Detta för att få en högre fart.
İlgili Sayfalar