arttı ile cümle
arttı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Özellikle bu olay halkın FBI'a güvenini ve desteğini oldukça arttırmıştır.Dit alles deed de invloed en de aanhang van de beweging sterk toenemen.
12. yüzyıl süresince, nüfus arttı ve geniş topraklar tarıma açıldı.Gedurende de 12e eeuw groeide de bevolking en een grote hoeveelheid grondgebied werd in landbouwgrond omgezet.
Yeniden gönderme sayacını arttır.Re-raise - De laatste raise opnieuw verhogen.
Bu ise onun kaynak değerini arttırmaktadır.Hij zuigt dan aan de vruchten van deze waardplanten.
Albüm sayesinde grubun tanınırlığı arttı.Met deze albums steeg de populariteit van de band.
Alternatif akımın gerilimi bilindiği gibi transformatörlerle arttırılabilir veya azaltılabilir.Met behulp van een transformator kan wisselspanning omhoog of omlaag getransformeerd worden.
Seçim sonucunda aşırı sağ desteğin arttığı görüldü.Zo bleek de materiële hulp hoger gewaardeerd.
Bu yaşananlar neticesinde Burundi İç Savaşı şiddetini arttırmıştır.Is ervan overtuigd dat het geweld tegen Botswana de situatie hebben verergerd.
Eğer talep, arzı geçerse, tedarikçiler fiyatlarını arttırabilir.Zolang de ander 'ja' antwoordt, moet de vrager hoger bieden.
Annesine yakınlığı daha da arttı.Zij schrikken als hun moeder nadert.
Sayı arttıkça Alliance yeni kamplar kurmak zorunda kaldı..Ondanks de afstand, bleef de band nieuwe nummers maken.
Harcamaları arttıkça daha fazla vergilemek zorunda kaldı.Naarmate het inkomen hoger is, wordt meer belasting betaald.
Nüfuzu giderek arttı.Hun aantal neemt toe.
Ayrıca iştahı arttırır, hazmı kolaylaştırır.Daarnaast zou het de eetlust bevorderen en heeft het een zuiverende werking op de adem.
Tudung'un kullanımı 1970'lerden sonra hızla arttı.De prevalentie van astma is aanzienlijk toegenomen sinds de jaren 1970.
Bu gelişme, Ebû Müslim'in gücünü daha da arttırırken halifenin de rahatsızlığını arttırdı.Dankzij haar ontdekking is de kans op buitenaards leven net iets groter geworden.
Belge sayısının ek organizasyonlar aracılığıyla arttırılmasına çalışılmaktadır.Getracht wordt om door middel van fokprogramma's het aantal te vergroten.
Şafakta Sovyet kuvvetleri güneydoğudaki taarruzlarıyla baskıyı arttırdılar.Bij zonsopgang zouden de helikopters het westen van hoogvlakte verder versterken.
Hisarlar bölge savunmasını arttırmaktadır.De nederzettingen laten een toename van verdedigingsmaatregelen zien.
Bu sistem yazılımı basitleştirmiş ve böylece güvenilirliğini arttırmıştır.Dit vereenvoudigt het beheer aanzienlijk en verhoogt de betrouwbaarheid.
28 Kasım - Kıbrıs'ta gerginlik yeniden arttı.Vanaf eind september 1928 ontstonden wederom spanningen.
Kidd para miktarını arttırmak için gemisi Antigua’yı satmak zorunda kaldı.Hij moest echter zijn schip, de Antigua, verkopen om zijn nieuwe missie te bekostigen.
Bu yenilikler pilotun durumsal farkındalığını ve görev performansını arttıracaktır.Door de beeldschermen zal het situationeel bewustzijn en de efficiëntie van piloten toenemen.
Ortalama gelir yıllık bazda yüzde 4,5 oranında arttı.Het gemiddelde werkelijk inkomen steeg met 4,5% per jaar.
Sonra gücü ve etkinliği hızlı bir şekilde arttı.Het vermogen en de topsnelheid namen daarmee aanzienlijk toe.
Savaşan asker sayısı arttıkça savaş alanı da genişliyordu.Naarmate de oorlogdreiging groter werd nam de intensiteit van de samenwerking toe.
Rosas'ın gücü arttıkça muhalifler daha fazla edebi eser üretti.Hoe vaker Rogue haar krachten gebruikte, des te meer kreeg ze herinneringen van andere mensen binnen.
İşin ücret oranı üretim arttıkça artmaktaydı.Het was echter vooral vanaf de industrialisatie dat loonarbeid meer en meer toenam.
Zamanının önemli oyuncuları Lloyd Nolan ve Carole Landis ile beraber kısa zamanda şöhreti arttı.Ze debuteerde in een film met Lloyd Nolan en Carole Landis.
Bu görüntü oyunun Fransa'da geçme olasılığını daha da arttırdı.Zo wordt het stuk in Frankrijk nog steeds opgevoerd.
Genel ücretler planlananlardan daha yavaş arttı.Het winstherstel is trager verlopen dan verwacht.
Takip eden iki senede de popülerlikleri giderek arttı.Na twee jaar werd de regering echter steeds minder populair.
Bu dönemde işsizlik oranları da giderek arttı.De lonen stijgen in deze fase ook.
Bir kanadın hücum açısı arttıkça indüklenmiş sürükleme de artar.Denk aan het verloop van lichtafname in een buis naarmate je er dieper in komt.
Güçlerine gelince, giderek daha fazla arttırılır.Zijn krachten muteren verder naarmate ze meer gebruikt worden.
Allan fazladan para ve elbise göndermesine rağmen Poe'nun borçları arttı.Allan przysyłał dodatkowe fundusze i ubrania, lecz długi Poego ciągle rosły.
Görevdeki süresi içinde ölüm cezalarının sayısı hızla arttı.W czasie jego urzędowania liczba wyroków śmierci wzrosła gwałtownie.
Kidd para miktarını arttırmak için gemisi Antigua’yı satmak zorunda kaldı.Kidd musiał – by pokryć swoją część kosztów – sprzedać statek Antiguę.
Bu arada kent içindeki çatışmaların yoğunluğu arttı.W ciągu dnia intensywność walk o miasto wzrosła.
Bu doktrin sadece Doğu Bloğu ile değil, aynı zamanda Asya'daki komünist devletlerle de gerginliği arttırdı.Doktryna zwiększyła napięcie nie tylko w bloku wschodnim ale także pośród azjatyckich państw socjalistycznych.
Thriller albümü, 2001 yılında, parça sayısı arttırılarak, Thriller: Special Edition adıyla tekrar yayımlandı.Album został wydany ponownie w 2001 jako Thriller: Special Edition.
Böylece politik etki alanı da arttı.Równocześnie wzrosły jego wpływy polityczne.
Bayiler kâr oranlarının arttırılmasını istiyor.Pielęgniarki domagały się wzrostu płac.
Örneğin taşıma kapasitesi arttırıldı.Dzięki temu zwiększyła się zdolność przewozowa.
EP'nin başarılı olması üzerine parça sayısı arttırılarak 27 Ağustos 2002 tarihinde Saturate albümü yayınlandı.27 sierpnia 2002 roku ukazał się ich debiutancki album Saturate.
Oyuncu Miguel Angel Silvestre ile yaşadığı ilişki onun şöhretini arttırdı.Była związana z aktorem Miguelem Ángelem Silvestrem.
Geçmişte sebze yemekleri önemliydi fakat et tüketimi arttı.W przeszłości warzywa były głównym składnikiem pożywienia, obecnie wzrasta spożycie mięsa.
Avustralya'da sezonun ilk mangoları geleneksel olarak yardım amaçlı açık arttırma ile satılır.W Australii mango z pierwszych zbiorów w roku tradycyjnie sprzedaje się na cele charytatywne.
1137'de Katalonya ve Aragon'un birleşmesiyle kentte ticaretle uğraşan varlıklı sınıfların siyasi gücü arttı.W 1137 r. zawarta została unia personalna ze wzrastającą w siłę Aragonią.
Bu arada RAF’ın alakası arttığından Britanya Hükümeti iki prototip sipariş etti.Brytyjskie Ministerstwo Lotnictwa (Air Ministry) zamówiło dwa prototypy.
Firarlar 1. orduda hızla arttı.Z powodu bardzo szybkiego posuwania się wojsk 1.
HSV-1 virüsü sinir sistemine zarar vermekte ve kişinin alzheimer olma riskini arttırmaktadır.Infekcja wirusem HSV-1 stanowi silny czynnik ryzyka w rozwoju choroby Alzheimera.
Kasabalara yerleştirilenler arasında şikayetler ve yakınmalar arttı.Najbliższe miejscowości to Zapadłe i Trzyniec.
Sonraki yıllarda sayısı arttı.W kolejnych latach rozrastała się liczebnie.
Son işaretçisinin değeri bir arttırılır.Wartość marki – wartość dodana marki.
İlk üye sayısı on ikiydi fakat kısa zamanda bu sayı arttırmayı başarmışlardı.Łączna ich liczba wyniosła jedenaście, wkrótce jednak wzrosła.
Nüfuzu giderek arttı.Ludzi coraz więcej.
Ayrıca ölüme mahkûm edilenlerin mallarına da el konmuş ve bunlar açık arttırma ile satışa çıkarılmıştır.Guts uratował go przed śmiercią, a on od tamtego czasu wiernie mu towarzyszy (ku zgrozie Gutsa).
Yıllık üretim toplamı daha savaşın başından bu yana dört kat arttı.W pewnym momencie zboże kosztowało sześć razy więcej niż przed rozpoczęciem konfliktu.
Ağırlık taşımak da gücü arttırır.Zbroja zwiększa też jego siłę.
İlgili Sayfalar