arttı ile cümle
arttı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hatta, zirve sonrası Arafat'ın kamuoyu desteği %39'dan %46'ya kadar arttı.No dia seguinte, seu índice de aprovação aumentou de 36% para 49%.
Böylece III. Mehmet'in itibarı daha da arttı.De fato, sob Napoleão III sua fama cresceu ainda mais.
Çözünürlük arttıkça, görüntü daha doğal görünür.Á medida que vão ficando mais complexos, tornam-se cada vez mais semelhantes a vida real.
The Economist, Ermeni kökenini açığa çıkaran Türklerin sayısının arttığına işaret ediyor.Estes fatores tornam difícil de adivinhar o número de turcos com ascendência africana.
Bunun sonucu olarak uygulayıcı sayısı çok hızlı bir şekilde arttı.A quantidade de usuários deste celular cresceu muito rapidamente.
Bu arada kent içindeki çatışmaların yoğunluğu arttı.Enquanto isso, os combates na região se tornaram mais intensos.
1998'de Rusya’nın enflasyonu yüzde 84’e ulaştı ve refah maliyetleri oldukça arttı.No ano de 1998 o PIB russo encolheu 4,9% e a inflação daquele ano atingiu 84%.
Sigara miktarı arttıkça risk katlanarak artmakta, ancak sigarayı bıraktıktan sonra risk giderek azalmaktadır.O risco aumenta de forma proporcional à quantidade fumada e a quanto mais cedo na vida se começou a fumar.
Ama ekonomisi gelişmedi ve hoşnutsuzluk arttı.A situação econômica se agravou e aumentou o descontentamento entre a população.
2009 yılının Ocak ayında Death Row Records açık arttırmayla satışa çıkarıldı.Em 2009 a GUN Records anunciou seu fechamento.
Akustik müzik yapan kişiler, müziğin sesini elektronik amfilerle arttırırlar.Entres outros, sendo em que o ritmo das músicas são batidas eletrônicas.
Takip eden iki senede de popülerlikleri giderek arttı.Em um ano veio mais duas continuações que também se tornaram populares.
Bu da nüfusun iki katına çıktığı ve dolayısıyla nüfus yoğunluğunun arttığı anlamına gelmektedir.Isto ocorreu com a mescla de etnia e, consequentemente, o aumento da população.
Zira göz içi basıncını arttırarak akut krizi davet eder.Mas como o SNA percebe que deve aumentar a pressão arterial, por exemplo?
IBM, üniversite öğrencilerinin bilgi birikimlerini arttırmaya yönelik yarışmalar düzenlemektedir.IBMS foca em ensinar os estudantes através de prática.
Bu gelişmeler de bölgedeki gerilimi iyice arttırdı.Isso, sem dúvida aumentou o potencial defensivo do local.
1960 sonrasında nüfus hızla arttı.A partir dos anos de 1960, a população aumentou significativamente.
Öte yandan bu gayretleri rakiplerinin ve düşmanlarının sayısını arttırdı.Estas façanhas aumentaram sua admiração entre inimigos e aliados.
Zamanla tüm katliam ve savaşlara rağmen sayılarının arttığı ve özgür Spartalı nüfusunu geçtiği bilinir.Completamente apaixonado, passa, inclusive, por cima de suas mentiras e armações.
Ancak bazı alanlarda son zamanlarda yapılan koruma çalışmaları ile popülasyonlarının arttığına rastlanmıştır.Muitos usuários também estão preocupados com as recentes notícias de proteção aumentada, no futuro.
Bunu öğrenmesi, biyokimya üzerine çalışma merakını arttırdı.Consequentemente seu crescente interesse o fez estudar zoologia.
İlk üye sayısı on ikiydi fakat kısa zamanda bu sayı arttırmayı başarmışlardı.Na inauguração, a associação contava com apenas doze membros mas cresceu rapidamente.
Ve Kurosava'nın sorumlulukları arttı.Kurosawa, no entanto, continuou a trabalhar.
2. Verimliliği arttırmak.2. ed. melhorada.
Gürültü kirliliği nedeniyle zaten hemen hemen kör olan hayvanın pervanelerle çarpışma riski arttı.A poluição sonora fez com que o quase cego animal colidisse com as hélices.
Ancak ferromanyetik olması bu iletkenliği yaklaşık 10.000 kat daha arttırır.No entanto, sendo ferromagnético, sua permeabilidade é cerca de 10.000 vezes maior.
François Truffaut'nun La Femme d'à coté filmindeki oyunculuğu ile bilinirliği arttı.François Truffaut filma A Mulher do Lado.
Bu sebeple yukarıdan aşağı inildikçe atom yarıçapı arttığından iyonlaşma enerjisi azalır.Do topo para baixo, o raio atômico dos elementos aumenta.
Ayrıca iştahı arttırır, hazmı kolaylaştırır.As mangas também suavizam o intestino, tornando mais fácil a digestão.
Ve her yük arttığında hızımız düşer.À medida que o nível passa a velocidade aumenta.
Kandaki T3, T4 miktarları düşerse TSH üretimi artar, T3, T4 seviyeleri arttıkça da TSH üretimi düşer.No hipotiroidismo a produção de TSH está aumentada, mas a T3 e T4 estão diminuídas.
Filozof da diğer bütün insanlar gibi gücünü arttırmak ister.Ele ensina aos outros o poder da luz como um todo.
Esnek çalışma programı, işçilerin verimliliğini arttırıyor.Horário de trabalho flexível aumenta a produtividade dos trabalhadores.
Cinsel gücü arttırır.Het seksuele verlangen neemt toe..
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.Het leidde tot een verergering van zijn drankprobleem.
1930 yılındaki Londra Denizcilik Antlaşması'nda ise kruvazörlerin tonaj limitleri arttırılmıştır.Bij het Londense vlootverdrag van 1930 werden kruisers verder gedefinieerd.
İsyandan sonra, Şirvan emirleri halka karşı zulüm ve gaddarlıklarını daha da arttırdılar.Of zij trokken later hun onterechte schadeclaim in.
Sıcaklık arttıkça moleküllerin hızları da artar.Naarmate de temperatuur wordt verhoogd bewegen de moleculen zich sneller.
Ayrıca özellikleri arttıran implantlar da vardır.Er zijn ook implantaten die deze attributen verhogen.
Müziği geliştikçe ve popüleritesi arttıkça vokalistliğide önem arz etmeye başladı.Naarmate zijn muziek groeide en zijn populariteit toenam, werd ook zijn zang belangrijker.
Sonra öğrenci sayısı her yıl arttı.Ieder jaar steeg het aantal leerlingen.
İmparator Kangxi'nin idaresi sırasında klanın prestiji ve gücü arttı.Tijdens de regering van keizer Kangxi werd de kathedraal vergroot en gerenoveerd.
Bu firavun da İbrânîlere baskılarını arttırmıştır.Zij leefde aan de zijde van koning (farao) Den.
Bu isimler arttırılabilir.Deze konden opgevouwen worden.
Ve bu hissesini Ağustos 2010'da %15'e arttırmak istediğini bildirmiştir.Het bedrijf kondigde in april aan dit te willen verhogen naar 25%.
Zenginliği arttıkça Moore mirası hakkında endişelenmeye başladı.Met het toenemen van zijn vermogen, begon Moore zich ook steeds meer zorgen te maken om zijn nalatenschap.
"Görmek", sadece sizden önceki bir(kaç) oyuncu bahisi arttırdığında mümkündür.Behalve zij die berouw tonen, voordat gij hen in uw macht hebt.
Daha sonraki yıllarda, sahnelenen Türk oyunlarının sayısı sürekli olarak arttı.In de jaren daarna bleef het aantal tennisclub redelijk constant.
Genetik çeşitliliği arttırır.De genetische diversiteit van de soort is afgenomen.
Bu ise riskten kaçınma için ön yargıları ve karar vermedeki risk toleransını da arttırır.Codificatie moet rechterlijke willekeur voorkomen en de rechtszekerheid vergroten.
Yahudi nüfusu arttıkça Yahudi kültürünün oblasttaki etkisi de kuvvetlendi.Naarmate de Joodse bevolking groeide nam de invloed van de Jiddische cultuur op de regio toe.
O zamanlar futbolcular açık arttırmayla satılıyordu.In die tijd werd het proostschap verkocht aan de hoogstbiedende.
Bu sahneler onun şöhretini arttırdı.Deze publicatie vestigde zijn reputatie.
Bu da hızı arttıran bir etkendir.Dit is een soort stroomversnelling.
Ayrıca kulüp üyelerinin sayısını arttırmaya çabaladı.Dit heeft bijgedragen aan de toename van het aantal sponsoren van de club.
Sebzelerde alınan erimi %35- 40 oranında arttırır.Op deze wijze wordt het vetgehalte in de room tot 35% à 40% verhoogd.
Puanları arttırmanın bir yolu bulunmadığından, idareli ve akıllıca kullanılmaları gerekmektedir.Om voorraden te kunnen beheren is een goed systeem nodig van administratie en statistiek.
Bundan dolayı fiyatlar arttı.Dit heeft tot gevolg dat de prijzen gaan stijgen.
Örneğin taşıma kapasitesi arttırıldı.Verder wordt de transportcapaciteit vergroot.
Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir.Sommige geneesmiddelen kunnen het risico doen toenemen.
İlgili Sayfalar