Ana içeriğe geç
Sözlük

artma ile cümle

artma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kadın müzeleri; kadınların eğitimi, güçlenmesi ve kendilerine olarak güvenlerinin artması için önemlidir.여성박물관들은 여성의 교육, 세력화, 그리고 자존감에 중요하다.
Dünya nüfusu artmaktadır.환원성이 높아진다.
Nüfus ortalama yaşı giderek artmakta genç nüfus azalmaktadır.많은 젊은이들이 주를 떠난 이유로 인구의 평균 나이가 늘어났다.
Bu kamu görüşü kimyasal silahların yasaklanması yönünde çabaların artmasına sebep oldu.바로 이를 생화학 무기로 악용할 가능성에 대한 우려의 목소리가 높아지고 있다.
Şehrin nüfusu hızla artmaktadır.도시는 현재 빠르게 발전하고 있다.
Festivale olan katılım her yıl giderek artmaktadır.국가대표팀의 구성은 매년 갱신된다.
Bunun sonucunda, gaz radyasyon geçirmez hale gelir ve bulutun sıcaklığı daha hızlı olarak artmaya başlar.그 효과로 가스는 방사선에 대해 불투명하게 되고 구름의 온도는 보다 빠르게 올라간다.
Böylece spor yapmaya olan ihtiyaç artmaktadır.영건은 스포츠 용어이다.
Gerçekleştirdiği bu çalışmalar mesleki bilgi ve becerisinin artmasına büyük katkı sağlamıştır.이러한 경험을 통해 그는 책임감과 공무에 대한 지식을 쌓을 수가 있었다.
Blu-ray'in popularitesi artmaya devam etti.또한 Blu-ray로는 초회 한정판만 발매.
Günümüzde bu tür romanlar sürekli artmaktadır. ^ E.Th.최근에도 이러한 추세는 계속 이루어지고 있다.
Bunun bu ülke nüfusunun artmaması için atılan adımlar olduğunu biliyorum.그러나 이 결정은 대한민국의 대중매체에 악영향을 줄 우려가 있다는 지적이 나왔다.
12. yüzyılın ortalarından itibaren nüfusun sayısı artmaya başladı.12세기에 건설된 이후 여러 민족의 교역 중심지로 발전하였다.
Sunucu size ne kadar uzak ise, bu süre de o kadar artmaktadır.그대로 진위를 판단하고, 그뒤에 세월을 흘리라.
Daha sonraları da Web 2.0 projelerinin artmasıyla, Web 2.0 haberciliği de popülerleşti.퇴임 후에는 인터넷 토론 사이트 《민주주의 2.0》을 개설했다.
Aynı şekilde 2 birim artışı, ortaya çıkan enerjinin 103 = 1000 kat artması demektir.עלייה של שני שלבים מקבילה להכפלת האנרגיה המשתחררת פי 103 = 1000.
Yazları mahallenin nüfusu daha da artmaktadır.בקיץ מספר התושבים גדול אף יותר.
1990'lı yıllardan beri, kentte yabancı yatırımların artmaya başladığı görülmektedir.מאז שנות ה-90 חל גידול בהשקעות זרות בעיר.
Çocuklarda yüksek tansiyon oranı artmaktadır.איתותי מצוקה של ילדים במצבי לחץ.
Ancak büyük kentlerde şarap tüketimi giderek artmaktadır.למרות זאת רמת צריכת היינות בארצות הברית נותרת קבועה.
Gelen değerli madenler Avrupa’da fiyatların hızla artmasına yol açmıştır.המצב הכלכלי הקשה באירופה איפשר לה לקנות אמנות במחירים נמוכים מאוד.
Bir ekonomik istikrarsızlık durumunda denk bütçe uygulaması, bu istikrarsızlığın daha da artmasına neden olur.להערכת כולם, הרחבת התקציב רק תחמיר את המשבר עוד יותר.
Yasaklanan kitapların sayısı artmaya başladı ve yasaklanan kitaplar imha edildi.כמה מן הספריות שרפו את הספרים האסורים.
Şehir içinde açlık artmaya başladı.בינתיים הרעב בעיר הלך והחריף.
Bu yolla müşterilerin işletmeye bağlılığının artmasına katkıda bulunur.תפיסה זאת גורמת להעלאת נאמנות הלקוחות.
Bu oran artmaya devam etmektedir.מנהג זה נפסק להלכה ברמ"א.
Son yıllarda üniversite mezunu sayısı hızla artmaktadır.מספר בתי הספר התיכוניים הציבוריים גדל בשנים האחרונות.
Bu oran içinde hayvancılığın önemi gün geçtikçe artmaktadır.כיום מתקיים במקום שוק איכרים, ככל שמתיר זאת מזג האוויר.
Tedaviye ne kadar erken başlanırsa başarı oranı o derece artmaktadır.ככל שהגידול החל מאוחר יותר מההריון הקודם, כך הניקוד גבוה יותר.
İşlem süresini kısalmakta ve ameliyatın emniyeti artmaktadır.לאחר הניתוח יש להגביל את תנועת הכלב ולשמור על מנוחה.
Şehrin nüfusu hızla artmaktadır.האוכלוסייה בעיר גדלה בקצב מהיר.
Bu sayı her geçen yıl katlanarak artmaktadır.מספרם הולך ופוחת כל שנה.
Merkantilistler bir ülkenin nüfusunun artmasından yanadır.סטטיסטי שונה מפרמטר של אוכלוסייה.
Eldtrich'in yaşadığı psikolojik sorunların artması da durumu daha kötüleştiriyordu.בריאותו הרופפת של אלדריך ובעיותיו הפסיכולוגיות הרעו את המצב.
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.מספר המגורשים גדל כל שנה.
Eski yerleşim alanı olması ormanların tahribine ve erozyonun artmasına neden olmuştur.הבצורות היו חמורות יותר מבעבר בגלל בירוא היערות ורעיית יתר.
Askeri çatışmalar daha büyük ve önemli olmaya ve iki taraf arasında tansiyon daha da artmaya başladı.המצב שם החמיר והפער בין שני הצדדים רק העמיק יותר ויותר.
Ölüm sayısı artmaya devam ediyordu ve bazı devletler artık mevcut değildi.בעבר היו בפלאו מספר מפלגות, אשר כיום אינן קיימות יותר.
Nüfus oranı yaz aylarında artmaktadır.הם נוהגים לחיות בגובה רב יותר בקיץ.
Şehrin nüfusu hızla artmaktadır.Населението на града бързо расте.
Ölümüne yapılan yarışların seyirci sayısı da gittikçe artmaktadır.Броят на жените участнички в състезания продължава да расте.
Böylece spor yapmaya olan ihtiyaç artmaktadır.Това дава възможност за по-голямо развитие на спорта.
Çocuklarda yüksek tansiyon oranı artmaktadır.Процентът на високо кръвно налягане сред децата се увеличава.
1990'lı yıllardan beri, kentte yabancı yatırımların artmaya başladığı görülmektedir.От втората половина на 1990-те години в града силно се повишават чуждестранните инвестиции.
Derinin rengi bu pigmentin artmasından dolayı koyulaşır.Цветът на кръвта се дължи на пигменти в нея.
Bu durum petrole olan talebin artmasına yol açtı.Всичко това води до нарастваща необходимост от петрол.
Nadir lalelerin sözleşme fiyatları 1636 yılı boyunca artmaya devam etti.Дрейфът на замръзналия кораб продължава 186 дена.
Ancak, daha ayrıntılı ölçümlerin yararlı olduğuna dair bulgular artmaktadır.Всичко, което остава са все по-точни измервания”.
Bu nedenle köyün nüfusu artmadığı gibi, nüfusun büyük çoğunluğunu yaşlılar oluşturur.Разбира, че ако стопанството се води постарому, населението тук ще обеднее напълно.
Doğum da intra-abdominal baskıların artmasına neden olur.Раждането също води до увеличено вътрекоремно налягане.
Küresel ısınma da dang hummasının artmasına sebep olan faktörlerden biri olarak görülmektedir.Глобалното затопляне също може да се приеме като фактор за увеличаването на случаите на денга.
Yaz mevsiminde nüfus artmaktadır.В летния сезон населението се увеличава.
Ancak ülkede gerginlik artmaya başladı.В страната започват размирици.
Araçların insanlara yönelik taleplerinin maliyeti gittikçe artmaktadır.Изискванията към надеждността на автомобила непрекъснато растат.
Yerlilerin kullandıkları dillerden yararlanma, gittikçe artmaktadır.Чуждите езици им се удават по-лесно.
Fındık üretimi, geçmiş yıllara oranla giderek artmaktadır.Добивът на въглища непрекъснато се повишава в продължение на няколко десетилетия.
Okullaşma oranı gittikçe artmaktadır.Размерът на средното ухо се увеличава.
Fakat yirmi yaşından sonra kadınlara ilgisi artmaya başlamıştır.А на двадесет години вече се страхувал да не полудее.
Blu-ray'in popularitesi artmaya devam etti.Популярността на X Japan расте.
Aynı zamanda göçmen çocukların sayısı da artmaktadır.Повишава се и детската престъпност.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod