Ana içeriğe geç
Sözlük

artma ile cümle

artma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Nisan 1970’e kadar FRELIMO’nun etkisi süreli olarak artmaya devam etti.1970年4月まで、FRELIMOの軍事活動は着々と増していった。
Bu yüzyılın sonlarında çağdaş bir liman kurulana kadar nüfus artmadı.18世紀後半に近代的な港が建設されるまで、人口はあまり増加しなかった。
Okuma orani her gecen gun artmaktadır.銃整備が毎夜の日課となっている。
Siyasal istikrarsızlığın artması.政治情勢が不安定である。
Elemelere katılan takım ve oynanan karşılaşma sayıları zaman içinde sürekli olarak artmaktadır.ゲーム中の敵とのエンカウント率が極めて高く頻繁に戦闘が発生する。
Anjiyotensin II kan damarlarında kan basıncının artmasını sağlayan vazokonstriksiyonu oluşturur.アンジオテンシンIIは血圧を上昇させる作用を有する。
Bu da piyasada faiz oranlarının artmasına neden olur.これが工場制手工業の芽生えである。
Gönüllülerin çalışmalarıyla bu sayı gittikçe artmaktadır.このことは、ボランティアらの活動の増加による所がある。
Bu da yazılımın kalitesinin artmasında büyük bir rol oynar.だから君には彼女と一緒に最高のレコードを作る大きな責任があるよ。
Süt üretimi hızlı bir şekilde artmaktadır.栽培植物としては非常に急速に成長する。
Bölgenin öneminin artması üzerine, birkaç papa bölgenin şartlarını geliştirmeye karar verdiler.その地方の重要性が増したため、歴代のローマ教皇はその状況を改善しようとした。
Nüfusun artmasıyla trafik sorunu da artmaktadır.遊漁人口の増加と産業化によって様々な問題も発生している。
Son 20 seneden beri Kuzey Amerika’da diyabet oranları devamlı artmaktadır.米国を例にとると、北米における糖尿病比率は、少なくともここ20年間は増加を続けている。
Çevreci hareket bu dönemde önemli ölçüde artmaya başladı.この街頭パフォーマンスは当時大きな話題となった。
Bölgenin nüfusu artma eğilimindedir.個体数は安定傾向にある。
İşsizlik artmaya devam etti ve Ocak 1982'de 3 milyonu geçti.その後は成長を再開し、1980年には200万人を超えた。
(Kraliçe'de bu sayı artmaktadır.)(名称上は支所に再昇格)。
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.こうして見物人の数は日ごとに増えて行く。
Gelen değerli madenler Avrupa’da fiyatların hızla artmasına yol açmıştır.高めの金利は欧州通貨の増価をもたらした。
1940'ların sonu ve 1950'lerin başında EC Comics gibi vahşi suç ve korku öğeli çizgi romanların artması.1940年代後半から1950年代前半にかけて、多数の暴力表現と流血沙汰を含んだ作品で悪名高いECコミックの大きな成功に伴い、恐怖漫画や実録犯罪漫画が台頭した。
Bu sebepten dolayı ekonomik durgunluk sırasında işsizlik artmalıdır.経済悪化で撤退を余儀なくされる。
Ülkenin orman varlığı yavaş da olsa artmaktadır.しかも魔の森は今でもゆっくりと拡大しつづけている。
Katılımcı öğrenci ve ülke sayısı her geçen yıl artmaktadır.卒業生や教員が参加する事があり、年々参加人数が増えている。
Okullaşma oranı gittikçe artmaktadır.メモリ階層が高くなってきた。
Bu da kendimize olan özgüvenin artmasını sağlıyor.それが信頼感にもつながった。
İngiliz sömürge dönemi sırasında Yahudiler ile Araplar arasındaki sürtüşmeler artmaya başladı.委任統治の残りの期間中、ユダヤ人とアラブ人コミュニティ間の戦いが激化した。
17. yüzyılda şehrin ticareti yavaş yavaş artmaya başladı ve nüfus büyüdü.17巻の時点では復興もかなり進み、人口も増えていた。
Sürekli göç vermesine rağmen nüfusu artmaktadır.ただし遊牧民が多いため、人口には増減がある。
Sılaj mısır ve fiğ ekimi de artmaktadır.ケーキ&フルーツ 得点が増える。
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.厚生省側はエイズ研究班の目的を、エイズについての実状を把握し対策を立てることにあると考えていた。
Bu yüzyılın sonlarında çağdaş bir liman kurulana kadar nüfus artmadı.直到18世纪末期现代港口建造前,人口一直没有太大增长。
Bu fiyat artışı üretim yapan ülkelerde, özellike Kongo ve Ruanda arasında, gerilimin artmasını sağlamıştır.价格的提升加剧了生产国特别是刚果和卢旺达之间的矛盾。
Bunun sonucunda, gaz radyasyon geçirmez hale gelir ve bulutun sıcaklığı daha hızlı olarak artmaya başlar.實際上,氣體對這些輻射會變得不透明,並且雲氣內的溫度將開始更迅速的上升。
Bu çizimler özellikle Amerika'da olmak üzere Moore'un uluslararası ününün artmasına yardımcı olmuştur.这些绘画为摩尔赢得了更多的国际声誉,特别是在美国。
800'den fazla nano ilgili patent 2003 yılında verildi ve sayı yıldan yıla artmaktadır.2003年,超过800纳米相关的专利权获得批准,这个数字每年都在增长。
Sunucu size ne kadar uzak ise, bu süre de o kadar artmaktadır.你的盈虧要到你還券時結算。
Katekolamin ve kortizol seviyelerinin artması, uzun yıllar sürebilecek hipermetabolik duruma sebep olabilir.儿茶酚胺和皮质醇水平的提高可能导致高代谢状态,这种状况可以持续数年。
Aynı zamanda göçmen çocukların sayısı da artmaktadır.也有不少是新移民的子女。
Nüfusları her yıl gelen yerli ve yabancı turist sayısıyla 2 ila 3 kat artmaktadır.纽约每年都会接待包括一日游在内的470万国内外游客。
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.控告人数每天都在增加。
Uyuşturucu trafiğinin artmasını da dikkate alan Kongre bu öneriyi kabul etti.美国国会也对日益泛滥的毒品问题十分担忧,便接受了该提议。
Diğer taraftan yapılan savaşların aşırı giderleri artmakta ve başarısızlık durumunda heba olmaktaydı.缺糧的叛軍多次反撲未果,終於崩潰失败。
1938'de Nazi baskısının artmasıyla, öncelikle Tokyo ve Şangay aracılığıyla ABD, Los Angeles'a iltica etmiştir.1938年,为了逃离纳粹的迫害,他辗转经由上海和东京,到了美国的洛杉矶。
Bugün Avrupa'da alpakaların önemi sürekli artmaktadır.当前欧洲地区的道教信徒在不断增加中。
Tedaviye ne kadar erken başlanırsa başarı oranı o derece artmaktadır.弱視越早偵測,其治療的成功率越高。
Daha sonra camilerin himayesinde medreseler artmaya başladı.接著各女孩到髮型屋進行大變身。
Amazon ve Orinoco havzalarında insan nüfusunun artması biliminsanları arasında endişe yaratmaktadır.亞馬孫流域和奥里諾科盆地的人口膨脹已經引起了一些科學家的憂慮。
Bu durum petrole olan talebin artmasına yol açtı.然而这种增长被随之而来的石油危机所遏制。
Nüfusu pek artmaz.人數極少。
Gelişen uluslararası ilişkililerle beraber, insanların hukuki sorunları da artmaktadır.随着国家间交流的频繁,国际法也受到越来越多的人的重视。
Libya'da tıbbi malzemeler, yakacak ve yiyecek madde sıkıntısı tehlikeli bir şekilde artmaktadır.在 墨西哥,治安与毒品泛滥的問題依旧嚴峻。
Nüfusu her geçen yıl giderek artmaktadır ve 33.000 dolaylarındadır.每年客運人數在近幾年的33萬人前後推移著。
Siyasal istikrarsızlığın artması.政治體制不穩。
Yönlendirme tablolarının boyutu internet genişleme sırasında artmaktadır.通过利用线轴扩展了图片条的长度。
Doğum da intra-abdominal baskıların artmasına neden olur.分娩也会导致腹部内压增加。
Bu etkileşim Çin'in kurulmasından itibaren artmaya başlamıştır.此观点在中华民国成立之后逐渐式微。
Amerika kıtası açıklarındaki korsanlığın artması da bunu etkendir.美國陸軍的史崔克裝甲車也是延伸自此型。
Elemelere katılan takım ve oynanan karşılaşma sayıları zaman içinde sürekli olarak artmaktadır.예선에 참가한 팀들의 숫자와 경기 숫자가 시간이 지날수록 꾸준히 증가하고 있다.
Son yıllarda üniversite mezunu sayısı hızla artmaktadır.최근 몇 년간 고등학교 교육은 꾸준히 발전해 왔다.
Bu da kendimize olan özgüvenin artmasını sağlıyor.그럼 내 자신이 어떤 사람인지에 대한 자신감이 다시 용솟음쳐요.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod