Ana içeriğe geç
Sözlük

artma ile cümle

artma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Matbaanın icadı ile kitap basımının artması yemek kitabı alanına da olumlu yansıdı.Bokens nyskapande sätt att presentera matlagning blev stilbildande.
Günümüzde Iraklı göçmen sayısı 6,000 kadar olup, her geçen yıl bu sayı artmaktadır.Världsarvslistan har idag över 900 poster och antalet ökar varje år.
Romanlarıyla kazancı artmaya başladı ve eğlence hayatına kendisini kaptırdı ve sağlığı bozuldu.Mot slutet av hans liv minskade hans böcker i popularitet och hans hälsa försämrades.
Bu da kendimize olan özgüvenin artmasını sağlıyor.Att bestrida detta skulle vara att tillmäta oss själva ofelbarhet.
Yiyecek fazlalığı ve nüfus yoğunluğu iş gücünün artmasına ve farklı alanlara yayılmasına imkan sağladı.Med större tillgång på mat ökade befolkningen och specialisering i olika yrkeskategorier blev möjlig.
Saat içeren cihazlar arttıkça, bunları ayarlamak için harcanan zaman artmaktadır.Ju bättre låskonstruktionen är, desto längre tid tar det att forcera låset.
Bundan sonra devlet harcamalarını gittikçe artması gerekmiştir.Den blir då följaktligen allt mer beroende av offentlig finansiering.
Sıcaklığın yükseltilmesiyle çözünürlük dereceside doğru oranda artmaktadır.Vid denna höga temperatur löses tillsatsämnen fullständigt i fasen.
1971'den beri protestoların hızı giderek artmaya başladı.1971 återupptogs utgrävningarna som pågått sedan dess.
Bu tip yollara verilen numaralar batıdan doğuya doğru artmaktadır.Den längsta av dessa kanaler pekar åt sydväst.
Okullaşma oranı gittikçe artmaktadır.Hästallergi ökar.
Özellikle tarım yapılan arazilerde, bilinçli olunmadan erozyonun artması sağlanmaktadır.Inom jordbruket avses mark som är obrukbar för åkerbruk.
Çevreci hareket bu dönemde önemli ölçüde artmaya başladı.Utvecklingen är ganska så stillastående under den här fasen.
Bu sayı, oyuna eklenen her görevle artmaktadır.Där tas allt upp som finns med i spelet.
Nadir lalelerin sözleşme fiyatları 1636 yılı boyunca artmaya devam etti.Контрактна ціна рідкісних цибулин продовжує зростати впродовж 1636 року.
Kasım ayında mozaik virüsü içermeyen adi lalelerin de fiyatı artmaya başladı.Того листопада контрактні ціни звичайних цибулин без мозаїчного вірусу також почали зростати в ціні.
Artık şöhreti artmaya başlıyordu.Його слава почала рости.
Kadın müzeleri; kadınların eğitimi, güçlenmesi ve kendilerine olarak güvenlerinin artması için önemlidir.Жіночі музеї дійсно є дуже важливими для освіти жінок, посилення та розширення їхніх можливостей.
Bankaların kredi tabanın genişlemesi de para arzının artmasına neden olur.Звичайно збільшення попиту на кредити викликає збільшення процентних ставок за ними.
Dünya nüfusu artmaktadır.Населення світу зростає.
Ünün artmasıyla dizinin çocuklar için uygunluğu tartışılmaya başlandı.Підкреслював необхідність діалогу з дітьми.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.У людей, чиї родичі хворіли на рак легень, ризик захворювання збільшується в 2,4 рази.
Şehir içinde açlık artmaya başladı.У місті починається голод.
Bu da yazılımın kalitesinin artmasında büyük bir rol oynar.Що найголовніше, він збагнув найвищу роль Писання.
Üretimin de artması gerekmektedir.Також існує можливість розширення виробництва.
Aynı zamanda göçmen çocukların sayısı da artmaktadır.Проте, на жаль, зменшується також і кількість усиновлених дітей.
Harun (Fatih Artman) — 12. bölümde yer alan komiser.Він викликає майора Майлара у фортецю (Рівень 12).
Yaz döneminde dışarıda ikamet edenlerin 2-3 aylığına köye gelmesiyle nüfus kısmen artmaktadır.За ці два-три тижні відсівається досить високий відсоток кандидатів.
Siyasal istikrarsızlığın artması.Наростання політичної нестабільності.
Brejnev döneminde dış politikada Sovyetler Birliği'nin etkisi giderek artmaktaydı.За Горбачова зовнішній борг Радянського Союзу продовжував зростати.
Son zamanlarda nüfusu hızla artmaktadır.Останнім часом чисельність популяцій швидко скорочується.
Dahası, genişleme oranı, karanlık enerji sebebiyle giderek artmaktadır.І навпаки, зв'язок збільшується зі зменшенням енергії.
Mahalleden göç, her yıl artmaktadır.Посівні площі в районі щороку зростають.
Antimikrobiyal direncin artması, bu bakterinin önlenme stratejilerine ihtiyacı arttırmaktadır.За підвищення активності цих ферментів необхідно починати противірусну терапію.
Şehrin nüfusu hızla artmaktadır.Частка міського населення зростає швидшими темпами.
Son yıllarda üniversite mezunu sayısı hızla artmaktadır.В останні роки університет швидко розвивається.
Temiz modülü sağlamak için yüzey verimi modülün hayatı boyunca artmalıdır.Для того, щоб Вій міг глянути, нечисті довелося піднімати йому повіки.
Bu durum sürüklenmenin artmasına neden olur ve roketin uçuş hızını iniş için güvenli bir hıza düşürür.Це гарантує високу точність влучання та дає можливість перенацілювати ракету на заключному етапі польоту.
İkonoklazm, Doğu ve Batı arasındaki yabancılaşmanın artmasında önemli bir rol oynadı.Бороро у давнішу добу являли неоднорідну спільноту — поділялися на західну і східну групи.
Trafik kazalarının sayısı artmaktadır.Кількість нещасних випадків на дорозі збільшується.
Bu şehrin nüfusu artmaktadır.Населення цього міста зростає.
Festivale olan katılım her yıl giderek artmaktadır.Zájem o festival každoročně stoupá.
Bununla beraber kulübün saha performansı artmaya başladı.Ovšem bylo znatelné, že výkony klubu jdou vzhůru.
17. yüzyılda şehrin ticareti yavaş yavaş artmaya başladı ve nüfus büyüdü.V 17. století se postupně rozvíjel obchod a počet obyvatel mírně stoupal.
Üretimin artmasına karşılık işsizlik arttı.Nezaměstnanost se snížila díky tvorbě nových pracovních míst.
Bu yüzyılın sonlarında çağdaş bir liman kurulana kadar nüfus artmadı.Populace příliš nerostla do vybudování moderního přístavu koncem 18. století.
Fakat "'… her geçen gün isabet oranları artmaktadır.""Každý rok stejné tváře se mohou stát nudnými".
Bunun sonucunda, gaz radyasyon geçirmez hale gelir ve bulutun sıcaklığı daha hızlı olarak artmaya başlar.Plyn se stane pro záření neprůhledný a teplota uvnitř mračna tak může narůstat mnohem rychleji.
Sonuç olarak kabaca her 1,1 milyar yılda bir yüzde on oranında parlaklığı artmaktadır.Důsledkem toho se jasnost Slunce zvětšuje asi o 10 % každé 1,1 miliardy let.
Bölgenin nüfusu artma eğilimindedir.Jeho populační trend je na našem území stabilní.
Ülkelerin gelişim düzeyleri ile birlikte kültür ve sanata duyulan ilgi de artmaktadır.Stejnou měrou, jakou přibývají novostavby, přibývá i možnost kulturního a sportovního vyžití.
Yani üretim miktarının artmasıyla birim maliyetlerde azalma sağlanabilir.Zjevně s cílem snížení výrobních nákladů.
Büyükbaş hayvan sayısı da artmaktadır.Větší je také počet matek-samoživitelek.
Ticaretin gelişmesi sürümdeki para miktarının artmasını gerektirir.Rozšiřování obchodu vyžadovalo stále větší množství peněz v oběhu.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.U osob příbuzných nemocnému s karcinomem plic je riziko 2,4 krát vyšší.
Son zamanlarda nüfusu hızla artmaktadır.V poslední době počet obyvatel vzrůstá.
Günümüzde sayıları artmaya devam ediyor.V současnosti jejich počty kolísají.
Yan etkiler doz yükseldikçe artmaktadır.Příznaky se zvyšují s délkou skladování.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Organizace se aktivně podílejí v osvětě na HIV/AIDS problematice a pochodů proti AIDS.
İlkbaharda yağış miktarı biraz daha artmaktadır.Vodní stav se mírně zvyšuje na jaře.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod