Karakterler geliştikçe seviyeleri artmakta ve yeni yetenekler kazanmaktadır.Door ervaringspunten zal het level van het personage stijgen en zullen de vaardigheden worden verbeterd.
Merkantilistler bir ülkenin nüfusunun artmasından yanadır.De index houdt geen rekening met de bevolkingsdichtheid van een land.
Paul Garred'ın gruptan ayrılış nedeni kolundaki nerf probleminin daha da artması olduğu gösterildi.Drummer Paul Garred kreeg last van zenuwproblemen in zijn arm en mocht tijdelijk niet meer drummen.
Soldan sağa metamorfizma derecesi artmaktadır.De temperatuur neemt toe van rechts naar links.
Böylece spor yapmaya olan ihtiyaç artmaktadır.Zijn wens is om beter in sport te zijn.
Eğitim alan gençlerin sayısı hızla artmaktadır.Het leerlingen aantal stijgt snel.
1957 düzenlemelerinin çok gevşek olduğuna ilişkin kaygılar artmaktaydı.Zoals te verwachten was verliep 1975 zeer teleurstellend.
Büyükbaş hayvan sayısı da artmaktadır.Het aantal dieren neemt toe.
Tedarikçilerin alıcıya yönelik pazarlama yatırımları yıllık olarak %21 artmaktadır .Roerende voorheffing op interesten en dividenden worden opgetrokken tot 21%.
Birinci derece akrabalarında akciğer kanseri olan kişilerde kanser geliştirme riski 2-4 kat artmaktadır.Verwanten van mensen met longkanker lopen een 2,4 maal zo hoog risico als anderen.
Bu harekattaki başarısı, ününün daha da artmasını sağladı.Dit militaire succes was de enige manier om de reputatie te laten stijgen.
Serbest bilirubin miktarının artması ile kandaki indirekt bilirubin miktarı artar.Hierdoor is de hoeveelheid ongeconjugeerde bilirubine in het bloed verhoogd.
(Kraliçe'de bu sayı artmaktadır.)Namens de Koningin, bedankt!)
İşin ücret oranı üretim arttıkça artmaktaydı.Het was echter vooral vanaf de industrialisatie dat loonarbeid meer en meer toenam.
1938'de Nazi baskısının artmasıyla, öncelikle Tokyo ve Şangay aracılığıyla ABD, Los Angeles'a iltica etmiştir.In 1938 vluchtte hij via Tokio en Shanghai naar Los Angeles, om vervolging door de nazi's te voorkomen.
Özellikle Tanzimat Dönemi sonrasında bu oran artmaya başladı.Het wier had, zeker net na de aanleg, de neiging in te klinken.
Bu sayı her geçen yıl katlanarak artmaktadır.Dit werd elk jaar verhoogd.
Şehrin nüfusu hızla artmaktadır.De wereldbevolking groeit snel.
Bununla beraber kulübün saha performansı artmaya başladı.Ook de rest van de club maakte een doorstart.
50 yaşın üstündekilerde ise Listeria monocytogenes ile enfeksiyon riski artmaktadır.Het risico van infectie met Listeria monocytogenes is groter voor mensen ouder dan 50 jaar.
1971'den beri protestoların hızı giderek artmaya başladı.Reeds in 1971 begonnen zorgelijke geluiden te klinken.
Güneş lekelerinin azalıp artmasına göre Güneş'in ışıma gücü de azalıp artmaktadır.Przejście Słońca z jednego znaku zodiaku słonecznego do drugiego (kolejnego) znaku.
Bununla doğrusal olarak da van der Waals Bağlarının kuvveti artmaktadır.W skrajnych warunkach jednak zawodzi nawet równanie van der Waalsa.
Aynı zamanda göçmen çocukların sayısı da artmaktadır.Mogą również ograniczyć liczbę przyjętych imigrantów.
Eğitime verilen önem her geçen gün artmaktadır.W ogólnym założeniu trening każdego dnia powinien być inny.
Andronikos'a olan kızgısının artması haberi ta Antakya'ya ulaştı.Wiadomości o schwytaniu André dotarły do Arnolda.
Eylül'den itibaren yağış miktarı tekrar artmaya başlamaktadır.W połowie września cieśnina ponownie zaczyna zamarzać.
Ancak, düşmanları hala artmaktaydı.Na to tylko czekali wrogowie.
Tedaviye ne kadar erken başlanırsa başarı oranı o derece artmaktadır.Im wcześniej rozpocznie się leczenie choroby, tym rokowanie jest lepsze.
Günden güne eğitim-öğretime verilen değer artmaktadır.Za naukę płacono co tydzień.
Fakat bu oranlar ucuz kitap kolaylığının doğmasına denk gelen zamanda artmaya başladı.W międzyczasie dyskutowane było, co się stanie jeśli śluza utraci szczelność.
Emlak fiyatlarındaki değerlerin artması veya azalması için yasadışı yöntemlere başvurur.Za ich fałszowanie lub podrabianie groziły bardzo surowe kary.
Böylece Hindistan, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen işçi sayısı da artmaya başladı.Dynamicznie przybywa również turystów z Chin oraz USA.
Böylece spor yapmaya olan ihtiyaç artmaktadır.Jest on niezbędny do uprawiania tego sportu.
Bunun bu ülke nüfusunun artmaması için atılan adımlar olduğunu biliyorum.Nie są dostępne zapisy, które wskazywałyby stopnień redukcji populacji tego gatunki.
Gönüllülerin çalışmalarıyla bu sayı gittikçe artmaktadır.Jego liczebność powiększała się dzięki ochotnikom.
Aynı şekilde vergilerin düşük olması da vergi gelirlerinin artması ile sonuçlanacaktır.Dalsze podwyższanie stawki będzie skutkować obniżeniem całkowitej wartości przychodów z tytułu podatków.
Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar sayesinde ulaşılan eser sayısı giderek artmaktadır.Podejmowane działania z biegiem lat przybierały coraz większą skalę.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Prowadzi działalność charytatywną w walce z HIV i AIDS.
Sanayinin eyalet ekonomisindeki payı gitgide artmaktadır.W miejsce przemysłu zwiększa się znaczenie sektora usług.
800'den fazla nano ilgili patent 2003 yılında verildi ve sayı yıldan yıla artmaktadır.Już w 2003 roku ponad milion treści było pod opieką Creative Commons, a ich liczba rośnie z roku na rok.
Bunun yanı sıra meyvecilikte artmaya başlamıştır.Jednak czekał zbyt długo, objadając się owocami.
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.Liczba mieszkańców Gościcina każdego roku zwiększa się.
Yükseltisi, doğuya gittikçe artmaktadır.Wysokość Płaskowyżu podnosi się stopniowo w kierunku wschodnim.
Bundan sonra devlet harcamalarını gittikçe artması gerekmiştir.Być może jednak liczba stanów będzie musiała wzrosnąć wykładniczo.
Dolayısıyla bunların piyasa fiyatlarının artması, kaçınılmaz olarak maliyetlerin artmasını gerektirir.Powyższy skutek wywołuje wzrost (niekoniecznie równomierny) cen innych towarów.
Tedarikçilerin alıcıya yönelik pazarlama yatırımları yıllık olarak %21 artmaktadır .Varuleverantörernas investeringar i konsumentmarknadsföring ökar med 21 % per år .
Bu rakamlar, özellikle Çin ve Hindistan'da, hızla artmaktadır.Siffrorna ökar snabbt, särskilt i Kina, Indien och andra nya industriländer.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Hon deltog också i debatten omkring HIV och AIDS.
Çocuklarda yüksek tansiyon oranı artmaktadır.Alltfler barn har för högt blodtryck.
Aynı zamanda göçmen çocukların sayısı da artmaktadır.Därför är också andelen barn hög.
Gönüllülerin çalışmalarıyla bu sayı gittikçe artmaktadır.Volontärtjänsten får kontinuerligt nya volontärer.
İngiliz sömürge dönemi sırasında Yahudiler ile Araplar arasındaki sürtüşmeler artmaya başladı.Ett inbördeskrig bröt då ut mellan judar och araber.
Sigara ve alkol kullanımının artmasını boğaz kanseri nedenleri arasındadır.Bland annat är alkohol och rökning känt för att utlösa attacker.
Bankaların kredi tabanın genişlemesi de para arzının artmasına neden olur.Det andra sättet är då bankerna, i samband med lån, ökar penningmängden.
Süt üretimi hızlı bir şekilde artmaktadır.På grund av den fettrika mjölken växer de fort.
Köy nüfusu yaz aylarında memleketlerini ziyaret edenlerin gelmesi sebebiyle artmaktadır.Befolkningen fördubblas genom de sommarboende som då flyttar dit.
PostgreSQL'in başarımı her yeni sürümle birlikte artmaktadır.Tornets alla takfall belades med ny kopparplåt.
Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nde de askeri hareketlilik artmaya başlamıştı.Internationella sanktioner och påtryckningar hade även gjort Serbien och Republika Srpska allt mer isolerade.
Yasaklanan kitapların sayısı artmaya başladı ve yasaklanan kitaplar imha edildi.Utvecklingen av e-böcker har gjort det möjligt för böcker som slutat trycka att bli tillgängliga igen.