Nüfusun artmasının ana sebepleri göç ve daha az oranda doğal büyümedir.يعود النمو السكاني الكندي للهجرة وإلى حد أقل إلى النمو الطبيعي.
1991: Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla ülke sayısı artmaya başladı.1991: إعلان استقلال دول البلطيق، بدأ انهيار الاتحاد السوفييتي .
Nüfus yılda yaklaşık olarak %1.92 artmaktadır.(بمعدل حوالي 1.9 سنتاً للفدان الواحد).
Hükümetin ülkede tam olarak otorite kuramaması ulemanın halk üzerindeki etkisinin artmasına sebep olmuştur.سياسات الحكومة لم يمكن تنفيذها بشكل صارم بسبب قوة الوثنية بين السكان.
Bu rakamlar, özellikle Çin ve Hindistan'da, hızla artmaktadır.Os números estão aumentando rapidamente, sobretudo na China e na Índia.
Bölgenin öneminin artması üzerine, birkaç papa bölgenin şartlarını geliştirmeye karar verdiler.Por causa da crescente importância da região, diversos papas decidiram melhorar suas condições de vida.
Böylece, yeni iş yerleri açıldı ve nüfus hızlı bir şekilde artmaya başladı.Novas empresas foram abertas e a população começou a aumentar rapidamente.
Yanı sıra, hastalık riski de bu yaş üzeri ile artmaktadır.O risco destas doenças aumenta significativamente com a idade.
Bunlar sonucunda grafene olan ilgi son derece arttı ve artmaya da devam etmekte.Devido a isso, a taxa de endemismo no país subiu e provavelmente vai continuar a subir.
Fakat yirmi yaşından sonra kadınlara ilgisi artmaya başlamıştır.Vinte anos depois, começou a ordenar mulheres.
Bu sırada Haman'ın Mordahay'a olan kızgınlığı, Mordehay'ın ona karşı tavırları sebebiyle artmaktadır.Tal humilhação aumenta ainda mais a ira de Hamã contra Mordecai.
Üretimin artmasına karşılık işsizlik arttı.O declínio da produção tem aumentado o desemprego.
Aynı zamanda göçmen çocukların sayısı da artmaktadır.A percentagem de novos imigrantes também é muito alta.
Dahası, genişleme oranı, karanlık enerji sebebiyle giderek artmaktadır.Nesta época, a expansão do Universo está se acelerando devido à energia escura.
İşin ücret oranı üretim arttıkça artmaktaydı.O salário só poderia ser maior se a produção total aumentasse.
Yahudi karşıtı düşmanlık, bölgedeki artan Yahudi nüfusuyla artmaya başladı.Mais recentemente cresceu o interesse pelas raízes judaicas entre os habitantes do oblast.
Ermeni saldırısı ihtimali her geçen gün artmaktaydı.A situação de suprimentos para a força africana piorava a cada dia.
Eylül'den itibaren yağış miktarı tekrar artmaya başlamaktadır.A chuva não deverá voltar antes do mês de setembro.
Ancak ovada yerleşim alanlarının artması, tarım amaçlı kullanılan arazilerin azalmasına neden olmaktadır.O aumento no nível dos oceanos também irá reduzir a quantidade de terras disponíveis para agricultura.
1938'de Nazi baskısının artmasıyla, öncelikle Tokyo ve Şangay aracılığıyla ABD, Los Angeles'a iltica etmiştir.Em 1938, fugindo da perseguição nazista, emigrou via Tóquio e Xangai para Los Angeles, nos Estados Unidos.
Artık şöhreti artmaya başlıyordu.Sua fama começava a se alargar.
Süt üretimi hızlı bir şekilde artmaktadır.No entanto, a taxa de erro irá crescer muito rapidamente.
Grupta anlaşmazlıkların artmasına rağmen Mart ayında uzlaşma sağladılar.Apesar da tensão, a The Shield se reconciliou em março.
Böylece spor yapmaya olan ihtiyaç artmaktadır.Serve também para praticar desporto.
Bankaların kredi tabanın genişlemesi de para arzının artmasına neden olur.Traduz a capacidade dos bancos de ampliar a base monetária através do crédito.
Bununla doğrusal olarak da van der Waals Bağlarının kuvveti artmaktadır.Ela é relacionada às Forças de van der Waals.
Sigara miktarı arttıkça risk katlanarak artmakta, ancak sigarayı bıraktıktan sonra risk giderek azalmaktadır.O risco aumenta de forma proporcional à quantidade fumada e a quanto mais cedo na vida se começou a fumar.
Bu da taşıma proteinlerinin artmasıyla sonuçlanır.Na difusão facilitada, ocorre com a ajuda de proteínas transportadoras.
Savaş yıllarında azalan nüfus, Cumhuriyet Devrinde tüm Türkiye'de olduğu gibi artmaya başlamıştır.Na prática, porém, o direito primacial caiu em desuso na Irlanda como em toda a Igreja.
O zamandan sonra Bugs Bunny'nin popülerliği artmaya başladı.A partir desse momento, começa a glória de Bunina.
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.O número de protestantes tem aumentado cada dia mais.
Son 20 seneden beri Kuzey Amerika’da diyabet oranları devamlı artmaktadır.Por pelo menos 20 anos, o número de diabéticos na América do Norte está aumentando consideravelmente.
Yaz döneminde Gurbetteki Hemşerilerimizinde gelmesiyle nüfus oldukça artmaktadır.É incerto se ainda manteve-se no comando após a chegada de Vácimo com mais tropas em meados do verão.
Evlerde robot kullanımı giderek artmaktadır.O uso de robôs domésticos está aumentando rapidamente.
Son yıllarda girdi fiyatlarının artması tarımı ikinci plâna çekmiştir.No entanto, o seu crescente consumo fez com que os preços quadruplicassem no decurso da última década.
50 yaşın üstündekilerde ise Listeria monocytogenes ile enfeksiyon riski artmaktadır.O risco de infeção por Listeria monocytogenes aumenta a partir dos 50 anos de idade.
Bu şekilde ülkenin zenginliklerinin artması amaçlanmaktadır.O Objetivo é tornar o nível de competitividade mais acirrado .
Son araştırmalar da gösteriyor ki ateizm ABD'nin tüm eyaletlerinde artmaktadır.Os estudos mais recentes continuam mostrando que a gengivite é altamente prevalente nos Estados Unidos.
Cüssenin artması sonucunda hareketli olan hortum da daha uzağa erişebilmek için uzamıştır.Ao se aproximar da torre, um mecanismo fez com que o cavalo mais alto abaixasse.
Glomerüler hidrostatik basıncın artması ile glomerüler filtrasyon oranı (GFR) de artar.Como conseqüência, há um aumento da pressão hidrostática glomerular, e uma maior taxa de filtração.
Yaz döneminde bu hava meydanından trafik yoğunluğu bir hayli artmaktadır.Durante o verão, esta estrada tem muito trânsito.
Daha sonra, Rus ordusu çekildikçe katliamlar artmaya başladı.Antes do Armistício, as forças russas começaram a realizar saques.
Yaralıların sayısının artması sebebiyle Ankara Valisi Kızılay'dan yardım istedi.O montante exigido de Raiva será então subtraído de Ayumi?
Festivale olan katılım her yıl giderek artmaktadır.A cada ano a festa fica ainda mais elaborada.
Şehrin nüfusu hızla artmaktadır.A população da cidade aumentou rapidamente.
Burjuva sınıfına mensup kadınların sınırlı seçme hakkı alma durumu artmaya başladı.Integrou desde muito jovem as categorias de base da Seleção Croata.
Son Dönemde ülkedeki ekonomideki payı günden güne artmaktadır.Só nos últimos três anos, o índice de crescimento no setor é de uma nova casa por dia.
Erkek bebeğin eşcinsel olma ihtimali bir önceki erkek bebeğinkinin yaklaşık %33’ü kadar artmaktadır.O espaço para bagagem diminuiu 33% em relação à geração anterior.
Her yapılan turnuvada katılımcı sayısı artmaktadır.Het aantal deelnemers per reeks per ronde is:
Aşk evlilikleri de günümüzde gittikçe artmaktadır.Het huwelijk kent intussen groeiende spanningen.
Kral Louis'ye yönelik eleştiri ve nefretin boyutu tüm Avrupa'da artmaktaydı.De wreedheid en luxezucht van koning Muleasses werden haast spreekwoordelijk in Europa.
Vakıf, HIV/AIDS ile ilgili konularda farkındalığın artması için çalıştı.Ook ondernam ze activiteiten om de bewustwording van hiv/aids te vergroten.
2008 Şubat'ında satış rakamlarının artması için yenilendi.In februari 2008 volgde opnieuw een versobering van de maximale verstrekkingen.
Fakat "'… her geçen gün isabet oranları artmaktadır."Verder zei hij: “Er gebeurt altijd wel iets, elke dag.
Mülteci sayısı her gün artmaktadır.Het aantal barbaren steeg elke dag.
Aynı zamanda göçmen çocukların sayısı da artmaktadır.Hierop neemt het aantal Arabische vluchtelingen verder toe.
Özellikle ilkbahar-sonbahar döneminde köyün kış nüfusu ortalama 5 kat artmaktadır.In het hoogseizoen, vooral in de winter, bedraagt het aantal inwoners tussen de 5.000 en 10.000.
Güneş lekelerinin azalıp artmasına göre Güneş'in ışıma gücü de azalıp artmaktadır.Evil under the Sun Evil under the Sun is gebaseerd op het gelijknamige boek.
Çocuklarda yüksek tansiyon oranı artmaktadır.Bij kinderen treedt groeivertraging op.
Zamanla yabancı uyruklu öğrencilerin sayısı da artmaktadır.Het aandeel van de buitenlandse studenten zal naar verwachting nog verder toenemen.