artmış ile cümle
artmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Son 10 yıl içinde nüfus 16.3% oranında artmıştır.Over the last 10 years the population has grown at a rate of 16.3%.
Sepsis gibi durumu kritik olan hastaların yaklaşık %40'ında troponinler artmıştır.Troponins are increased in around 40% of patients with critical illnesses such as sepsis.
Hastalar, artmış kalp hızı ve nefes darlığı gibi bedensel semptomlarla yüzleşirler.Patients confront feared bodily symptoms such as increased heart rate and shortness of breath.
Asetabulum derinliği çok artmış ve bu sebeple femur başı pelvis içine girmiştir. [1]The socket is too deep and may protrude into the pelvis.[1]
Bulantı ve kusma için acil servise başvuru oranı da %18 artmıştır. [2]The rate of ED use for nausea and vomiting also increased 18%.[15]
Ham petrol üretimi 2004 yılına göre % 43'ün üzerinde artmıştır.Crude petroleum production increased by more than 43% compared with that of 2004.
İrlanda'daki Müslümanların sayısı 1990'lardan bu yana [1] çoğunlukla göç yoluyla artmıştır.The number of Muslims in Ireland has increased since the 1990s,[1] mostly through immigration.
İSO'daki çalgıcıların sayısı bu dönemde artmış ve büyümeye devam etmiştir.The number of players in the ISO had grown and kept growing during this period.
Japon kökleri olan Brezilyalıların yüzdesi, çocuklar ve gençler arasında büyük ölçüde artmıştır.The percentage of Brazilians with Japanese roots largely increased among children and teenagers.
Artmış kafa içi basıncının bir sonucu olarak şiddetli baş ağrıları ve nöbetler gözlenebilir.Severe headaches and seizures as a result of increased intracranial pressure are not uncommon.
Günümüzde ise modernleşme çalışmaları önemli ölçüde artmıştır.[1]And research results have increased dramatically.[28]
Aynı dönemde ortalama rüşvet miktarı da artmıştır.The average size of the bribe increased in the same period.
Pembe oyların önemi değişen zamanla birlikte oldukça artmıştır.The significance of pink vote has increased considerably with the changing times.
Akıllı telefon kullanımı 2000'li yılların sonlarından itibaren önemli ölçüde artmıştır.The use of smartphone significantly increased since the late 2000s.
1930'lara gelindiğinde, Japon anakarasından göç katlanarak artmıştı.By the 1930s, immigration from the Japanese mainland had increased exponentially.
1950'lere gelindiğinde, Kwajalein üssünde çalışan Marshall'lı nüfusu artmıştı.By the 1950s, the Marshallese population working at the base at Kwajalein had grown.
Tweet etkinliği 2015 yılında artmıştır.Her tweet activity increased in 2015.
Başkanlık kampanyası sırasında Twitter etkinliği artmıştır.His Twitter activity increased during his presidential campaign.
Artmış vaskülariteleri nedeniyle pulsasyon gösteren metastazlar oluşur.[1]Pulsating metastases occur because of their increased vascularity.[45]
1816 ve 1817'deki yetersiz hasat nedeniyle gıda fiyatları muazzam bir şekilde artmıştı.Because of poor harvests in 1816 and 1817, food prices rose enormously.
1970 sonrasında sosyal partnerler arasındaki zıtlıklar daha da artmıştır.Nach 1970 haben jedoch die Gegensätze zwischen den Sozialpartnern zugenommen.
Sertlik daha da artmıştır (özellikle bateride).Aufgewachsen ist er in Askerød (Hundige).
Toplamda, 1996–2006 yılları arasında ilk etnik gruplara mensup kişi sayısı %29 artmıştır.Insgesamt wuchs die Zahl der Angehörigen der First Nations von 1996 bis 2006 um 29 %.
Sanayi üretimi artmıştır.Die Industrieproduktion stieg an.
Yine de motorun kullanılabilirliği artmıştı.Außerdem konnte die Motorleistung erhöht werden.
Kadınlar için fırsatlar artmıştır.Chancen für Frauen.
O zaman beri katılımcıların sayısı gittikçe artmıştır.Seitdem ist die Teilnehmerzahl kontinuierlich gestiegen.
Sonuç olarak da yarı-çıplak ve çıplak resim ve heykeller artmıştır.So entstanden zusätzlich die Schriftschnitte fett und extrafett.
O zamandan beri, çiçilakilerin popülerliği artmıştır.Seitdem erfreut sich die Rasse dort wachsender Popularität.
Susan B. Antony’nin derneğin başkanı seçilmesiyle kadınları seçim hakkı konusundaki çabalar artmıştır.Gemeinsam mit Susan B. Anthony setzte sie sich für das Frauenwahlrecht ein.
Böylelikle dövüşte etki kullanma sıklığı da artmış olur.Dadurch erhöht sich die Häufigkeit der Effektanwendung im Kampf.
LH/FSH oranı artmıştır.Das Verhältnis w/r steigt.
Üstelik aralarındaki geçimsizlik de iyiden iyiye artmıştır.So konnte man ihn besser von dem etwa gleich großen As unterscheiden.
1995 yılının sonuna kadar bu rakam iki katından fazla artmıştı.Beide Bestände haben sich seit 1995 fast verdoppelt.
Bölgede depremler artmıştır.Wieder erschüttern Erdbeben die Gegend.
Bu yolla büyük dosyaların aktarılma yeteneği artmış olur.Auf diese Weise können große Dateien sicher übertragen werden.
Reformdan sonra fiyatlar aşırı artmış, devlet harcamaları azaltılmış ve ağır vergiler yürürlüğe konmuştur.In einer international koordinierten Aktion steigerten die Staaten die Staatsausgaben und senkten die Steuern.
Rusların ilk safları yarıldı fakat Osmanlı kaybı çok artmıştı ve Rusların gücü çok fazlaydı.Der Widerstand war stark, aber die Russen waren in der Überzahl.
Bu sistemde hem kalite artmış oluyor hem de zamandan ve paradan büyük ölçüde tasarruf sağlanıyordu.Dieser Umstand, der auch etwaige Unsicherheiten beseitigen half, ersparte vor allem Zeit und Geld.
İlk konferanstan beri katılım beş kat artmıştır.Nach 50 Seiten habe ich angefangen, mich zu langweilen.
Rus toplum yapısının zamanla değişmesiyle paralel olarak tablonun popülaritesi de artmıştır.Durch den russischen Einfluss während der Zeit des Sozialismus hat auch der Wodka einige Verbreitung gefunden.
O zamandan beri yeni yerleşim mahallelerinin sayısı giderek artmıştır.Mittlerweile ist die Zahl der städtischen Bühnen weiter gewachsen.
Bu sayı 1993 yılından beri yaklaşık iki kat artmıştır.Letztere haben ihre Zahl seit 2006 beinahe verdoppelt.
Son 20 yılda nüfusu 600 kişi artmıştır.Über 600 Menschen wurden innerhalb von drei Jahren getauft.
Böylece halkın gerçek geliri % 40 oranında daha artmış oldu.Nur die Reallöhne der einkommensstärksten 10 % sind gestiegen.
Takip eden tahrirlerde de hane sayısı aynı kalmasına rağmen üretim sürekli artmıştır.Während der Tageslohn auf demselben Level blieb, stieg die Produktion an.
2015 yılında melek yatırımlar Birleşik Krallık genelinde artmıştır.Mit den Darmstädtern stieg er 2015 in die Bundesliga auf.
1961 yılında Berlin Duvarı’nın inşasıyla nükleer savaş tehdidi artmıştı.In West-Berlin entstand nach der Errichtung der Mauer 1961 ein besonderes kulturelles Klima.
1985-2005 yılları arasında kent nüfusu %45 artmıştır.Zwischen 1995 und 2006 ging die Einwohneranzahl um 47 Prozent zurück.
Deneyimsiz bu sultanların döneminde devlet ileri gelenlerinin nüfuzu giderek artmıştır.Mit der zunehmenden Zahl an Langzeitarbeitslosen verloren immer mehr Menschen diese staatliche Unterstützung.
Sonny‘nin zamanla uyuşturucu işine girme isteği artmıştır.Durch regelmäßige Firmwareupdates wollte Sony die Kompatibilität weiter verbessern.
Caz orkestralarının artmasıyla beraber yazılı aranjmanların kullanımı da artmıştır.Auffällig war auch die Verwendung orchestraler Instrumente.
İnternetin insan hayatına girip yaygınlaşmasıyla bilgisayarın önemi daha da artmıştır.Hierbei ist auch die Erforschung und Entwicklung der Mensch-Computer-Interaktion zunehmend relevant geworden.
Bu çatışmalar bazı bölgelerde insan nüfusunun artışı nedeniyle bazı bölgelerde artmıştır.Überfischung wurde im Zuge des Bevölkerungswachstums in vielen Gegenden der Erde zum Problem.
1947-1967 yılları arasında petrolün ABD doları üzerinden fiyatı yılda %2’den az artmıştı.De 1947 à 1967, le prix du pétrole en dollars américains a augmenté de moins de 2 % par an.
Bu çizgiler daha sonra deneysel olarak gözlemlenmiş ve formüle olan güven artmıştır.Ces raies seront observées expérimentalement plus tard, renforçant la confiance en cette formule.
Süreç içinde gerek hafif gerekse ağır süvarinin ağırlığı azalmış, okçu unsurlar ise artmıştır.Plus leur faute est grave, plus ils tombent bas et plus leur châtiment est pénible.
Fabrikalarda grevler artmıştı.Des grèves importantes ont lieu dans les usines.
Etkili kaydetme yoğunluğu zaman içinde artmıştır.La densité d'enregistrement effective a augmenté au fil du temps.
Nüfus oranı hiç azalmamış, tam aksine sürekli artmıştır.Il la coupe, mais elle repousse, toujours plus grande.