Ana içeriğe geç
Sözlük

artar ile cümle

artar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sonbaharda hastalık artar.Na podzim nastal zlom.
İyonlar kapak için mesafe, daha yüksek direnç o kadar artar.Čím vyšší je tepelný odpor, tím lepší.
Çoğalma evresinde spermatogonyumlar mitoz bölünmeyle sayıca artarlar.Spermatogonie se mitoticky dělí.
Aktif D vitamini seviyesi artar.Aktivní funkce D-Lighting.
Bulutlar büzüldükçe, moleküllerin yoğunlukları artar ve emilmiş radyasyonun kaçışını daha da zorlaştırır.Jak se však mračno smršťuje, koncentrace molekul roste a postupem času začne bránit unikání záření.
Mikrofonların bazen hassasiyeti ses yansımasıyla artar.Zřídka se stává, že samice také odpovídají zvukem.
Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar.Zatímco počty jelenů trvale rostou, počty antilop klesají.
Su eklendikçe alevi artar.Koryto přečištěné vody.
Bu durumda ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselmektedir.Tím pádem můžeme říci, že v době krize se zvyšuje frikční nezaměstnanost.
Doku absorbsiyonu ultrason dalgasının frekansının artmasıyla artar.Absorpce také narůstá s frekvencí ultrazvuku.
Her oyuncu 800 dolar ile başlar ve her tur başına bu miktar artar.V 1. kole začíná hráč pouze s $800, všichni tedy začínají s pouhou pistolí.
Genç yaşlarda görülebilmesine karşın, ileri yaş gruplarında bu risk artar.Totuși, în cazul persoanelor mai în vârstă, acestea par să scadă riscul.
Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar.Intensitatea acestui piuit crește o dată cu vârsta puilor.
Bazen platform sabit kalır taşların ağırlığı artar.Uneori construcțiile sunt ridicate pe un soclu de lespezi de piatră.
Gebeliğin 5. haftasında idrarla atılımı artar.După a cincea zi li se dă voie să-și clătească gura.
Pixel sayısı ne kadar fazla ise netlik o kadar artar.Cu cât mai mulți pixeli avem în imagine cu atât calitatea detaliilor e mai înaltă.
Ayrıca takyonların hızı enerjileri azaldıkça artar.Astfel, un tahion accelerează în momentul în care pierde energie.
Bu sayede daha çok başarılı çarpışma olur ve tepkime hızı artar.Astfel, mai multe ciocniri eficace vor avea loc iar viteza de reacție va crește.
Böylece karbon gözenekli yapıya bürünür, yüzeyi artar.Carbonul se produce sub formă de coloană și se ridică.
Maliyet artarken üretim azaldı.În lipsa armamentului producția a fost oprită.
Yavrunun en iyi gelişebileceği mevsimlerde bu davranışlar artar.Aceasta este perioada în care arhitectul va prospera cel mai mult.
Oreos'un popülaritesi arttıkça, onunla birlikte gelen dağıtım miktarı da artar.Popularitatea biscuiților Oreo continuă să crească, la fel ca și cantitatea de distribuție.
Kortizol hormonu seviyesi artar.Sanctorius a măsurat greutatea corporală.
Maliyet, yatırımın süresi boyunca artar; yatırım süresi ne kadar uzunsa maliyet de o kadar büyük olur.Problema care se pune este valoarea acelui venit și în ce măsură siguranța aceasta este pe termen lung.
Genel olarak, metalin elektriksel direnci sıcaklık ile artar.De exemplu, o rezistență convertește energia electrică în căldură.
Ford bunu görünce kıskançlığı daha da artar.Mikor Jack látja ezt, féltékeny lesz.
Bilen’in bu dönemde etkisi çok artar.Ilyenkor jó szolgálatot tesz a vaku.
Matt'in gördüğü halüsinasyonlar artar ve evde garip olaylar gerçekleşir.Közeleg Halloween és furcsa dolgok történnek a városban.
Bu indirim yıldan yıla artar.Ez a szám évről évre csökken.
Son olarak,xenon dan daha ağır elementler için, atomik kütle artarken birleşme enerjisinde bir azalma görülür.Végül a xenonnál nehezebb elemekben a nukleononkénti kötési energia csökken, ahogy az tömegszám növekszik.
Çiftin şüphesi artar.A levelek kétsorosan állnak.
Okulların kapanmasıyla nüfus artar.A lakosság számának visszaesése az iskolák bezárásával járt.
İçerilere doğru gidildikçe yağış artar.Ha esik, itthon maradunk.
Bu durumda ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselmektedir.Ezért amilyen mértékben nő a munka ellenszenvessége, olyan mértékben csökken a munkabér.
Banliyö Tren Hattı üzerinde gecekondular süratle artar.A vonalon gyerekvasutasok teljesítettek szolgálatot.
Yüksek sıcaklıklarda, metalin direnç sıcaklığı doğrusal olarak artar.Az ott lévő hőmérséklet hatására a mérőellenállás előjel helyesen megváltoztatja az ellenállását.
Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar.Ahogy nőnek a hernyók, úgy nagyobbítják a zsákot.
Kara deliklerin büyüklükleri arttıkça, sahip oldukları enerji de artar ama sıcaklıkları düşer.Minél kisebb a fekete lyuk tömege, annál magasabb a hőmérséklete.
Kullanım süresi uzadıkça görülme sıklığı artar.Az efölötti munkaidőt túlórának kell tekinteni.
Anti otomobil eylemcilik giderek artar.A helyközi buszpark elöregedett.
Bu durumda, özelliğin varyansı artar ve popülasyon iki ayrı gruba ayrılır.Ilyenkor a jelleg sokfélesége növekszik, és a populáció a jelleg alapján két eltérő csoportba oszlik.
Seçimlerden sonra, siyasal ortamdaki gerginlik artarak devam etti.A választás után mégis feszült légkör ülte meg a várost.
Haliyle istekleri de artar.Se pystyy myös totetuttamaan toivomuksia.
Yazın mahalle nüfusu dört kat artar.Kesäisin alueen asukasluku nelinkertaistuu.
Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar.Saaliin koko vain kasvaa saalistajan koon kasvaessa.
Homofil örgütlerinin (o dönemdeki gey örgütlerin adı) sayıları artarak Doğu Yakası'na yayıldılar.Homofiiliset järjestöt, joiksi homojen ryhmittymiä kutsuttiin, lisääntyivät ja levittäytyivät itärannikolle.
Bu dönemde Suriye’de Türkmen yerleşimi artarak devam etmiş ve bölgede önemli bir Türk nüfusu oluşmuştur.Tilanne Xinjiangissa oli siihen aikaan edelleen vaarallinen, ja alueella tarvittiin voimakasta kenraalia.
Bu kuraldan, eğer bir akışkanın hızı artarsa basıncı azalır sonucu çıkmaktadır.Lain mukaan virtauksessa nopeuden kasvaessa paine alenee.
Kan basıncı normal olarak yaşla artar.Verenpaine on saatava normalisoitumaan tällöin välittömästi.
Çiftin şüphesi artar.Tiilikka kiisti epäilyn.
Örneğin hiperenflasyon dönemlerinde kredi talebi olağanüstü şekilde artar.Esimerkiksi poikkeustilan aikana laitteiden luotettavuus putoaa jyrkästi.
Tağşişten sonra fiyatlar yükselirken satın alma gücü düşer, hayat pahalılığı artardı.Jos hinnat nousevat mutta tulot pysyvät ennallaan, ostovoima laskee.
Katlar aşağıdan yukarıya doğru artar.Rungon tulee kaventua alhaalta ylöspäin.
Gelir arttıkça vergi miktarı da artar.Samoin käy jos lainan korko nousee.
Daha sonra bu değişkenlik, 40-44 yaş arası kadınlar için biraz artar.Επιπροσθέτως, η μεταβλητότητα αυξάνεται ελαφρώς για τις γυναίκες ηλικίας 40 έως 44 ετών.
Hindistan'da kentsel nüfus 1991-2001 arasında %31,2 artarak çok büyük bir artış göstermiştir.Ο αριθμός των Ινδών που ζουν σε αστικές περιοχές αυξήθηκε κατά 31.2% μεταξύ του 1991 και του 2001.
Birden tekrar kızgısı artar.Αισθάνομαι σίγουρα πως τρελαίνομαι πάλι.
Gönüllü işçilik için yapılan propaganda çalışması artarak sürer.Ο αγώνας για εξάλειψη του δουλεμπορίου σημείωνε πρόοδο.
2001 nüfus sayımında, yaşayan kişi sayısı yeniden artarak 158 oldu.Στην απογραφή του 2001 είχε πληθυσμό 158 κατοίκους.
Her seviyede istenilen puan sayısı da artar.Σε κάθε ερώτηση στοιχηματίζουν ένα μέρος του ποσού.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod