Kazanılan her sayıda oyuncunun puanı 15, 30, 40 ve oyun şeklinde artar.Cada tanto está compuesto por cuatro quinces:15, 30, 40 y juego.
Bu şekilde hem sayfaların görüntülenme hızı artar, hem de internet hat kullanımı azaltılmış olur.Esto los hace a ambos más rápidos y reduce la cantidad de grupos visuales.
Supapların açık kalma süreleri ve liftleri artar.Fabricación y mantenimiento de ascensores.
Pek fazla oyuncu yoktur, oyun devam ettikçe gerilim de artar.Tienden a aparecer cuando el jugador tiene mucho oro.
Bu şekilde toksinler okyanustaki besin zinciri boyunca yukarıya doğru konsantrasyonları artarak ilerler.De esta manera, las toxinas se concentran hacia arriba dentro de las cadenas alimentarias marinas.
Böylece paranın tedavül sürati artarak para değerinin düşmesine sebep olur.Como resultado, los precios caen debido a la disminución del volumen de dinero que los persigue.
Kozu belirleyen oyuncu yerdeki kartları almazsa her rengin değeri 10 para artar. .Si cuando se cae el jugador no tiene monedas, él le dará 10 monedas.
Böylelikle genelevler artarak kısa sürede işçi sınıfının eğlence mekanları halini almıştır.Más tarde usa de la palabra en una entusiasta asamblea de obreros.
Birden tekrar kızgısı artar.Sin embargo, rápidamente volvió a encumbrarse.
Daktilo çift elle aynı anda birkaç harfe basılmak suretiyle kullanılabildiği için sürat çok artar.La voladera es más recomendable porque incluso se puede poner un macho con dos hembras al mismo tiempo.
O zamandan beri spor sayısı artarak 2000-2008 arası dönemde 28'e ulaştı.Da allora il numero di sport è incrementato fino ai 28 in programma nel periodo 2000-2008.
Bunun nedeni buharlaşma artarken yağışlarda azalmaktadır.La ragazza, disperata, fugge sotto la pioggia.
Haliyle istekleri de artar.Devono anche assecondare i suoi desideri.
Kan basıncı normal olarak yaşla artar.La pressione arteriosa è normale.
Genç yaşlarda görülebilmesine karşın, ileri yaş gruplarında bu risk artar.Tuttavia nelle persone anziane sembra che possano diminuire il rischio.
Çiftin şüphesi artar.La coppia venne incontrata tra i sospetti.
Sonbaharda hastalık artar.La malattia si evidenzia in autunno all'invaiatura.
İlaç ilişkili Parkinsonizm insidansı yaşla birlikte artar.L'incidenza di parkinsonismo è indotto da farmaci con l'aumentare dell'età.
Dünya üzerinde otomobil üretimi büyük ölçüde artar.Nel nostro mondo sviluppa un grande amore per le automobili.
Bununla beraber atarcanın periyodu oldukça yavaş artar.Il mantello superiore può scorrere però soltanto molto lentamente.
Sıcaklığa bağlı olarak bu enerji artar ya da azalır.Deve resistere alla temperatura di esercizio, alta o bassa che sia.
Bir noktanın güneyine doğru gidildikçe gündüzlerin süresi artar gecelerin süresi ise kısalır.Quando Salomone scopre quello che è accaduto durante la notte, perdona la coppia e libera Sulamita.
Borç ve kamu para yardımları önemli ölçüde artarken, kalkınma harcamaları keskin bir şekilde azaltıldı.I profitti e le perdite per un centro di profitto sono calcolate separatamente.
Çizgiler sadeleşir, grafik düzeyi artar.Tendini di indice e vincula tendina.
Bonuslar; Her çalışma için tecrübe puanı 5% artar.Denti di cinghiale: Aumentano di 5 il livello d'esperienza del possessore.
Ne kadar bulut büzüşürse, sıcaklık o kadar artar.Più si arrabbia, più diventa caldo.
Stomanın turgor basıncı artar.Metallo mentale interno per Spingere.
Ekonomik ve sosyal kargaşa artarken yüzyıllara dayanan kültürel değerler de tahrip ediliyordu.Ciò ovviamente ha sconquassato equilibri economici e giuridici che si erano stabilizzati ormai da secoli.
Yazın mahalle nüfusu dört kat artar.In alcune zone la popolazione quadruplica nei mesi estivi.
Bu bölgede derinlik artar.Lì lui conobbe a fondo quelle regioni.
Böylece bir anda güçleri artar.Per questo parte subito forte.
Acısı şiddetlenerek artar, ancak zirve yaptığı anda birden kesilir.Он совершает зло, но ему горько, когда приходится так поступать».
Sonbaharda hastalık artar.Осенью началось обострение болезни.
Gaz miktarı ve yıldız sayısı galaksinin merkezine doğru gittikçe artar.Плотность количества звёзд возрастает по мере приближения к центру большинства галактик.
Kar yağışlı gün sayısı da zirveye doğru artar.Количество снежных дней зависят от рельефа.
10-12. haftaya kadar artar ve 16-18. haftadan sonra sabit hale gelir.Что не пропустить на неделе с 12 по 18 декабря.
Nabız, bazen artar, bazen azalır.Дыхание перехватывает — и часто.
İşletme arası iletişim artar.Мастерство делового общения.
Anti otomobil eylemcilik giderek artar.Активно модернизируется серия мотоциклов Elefant.
Üretim karanlıkta artar, aydınlıkta azalır.Часовой ощущает, что Мрак слабеет в Негативной зоне.
İşletme maliyetleri, uçuşun bakım maliyetleri ile bu rakam katlanarak artar.Она с лихвой окупала расходы на снаряжение такой экспедиции.
Ama parası günden güne azalır, borçları artar.Но как минимум рвать задницу каждый день он обязан.
Bazen platform sabit kalır taşların ağırlığı artar.Иногда в основу печи клали большую каменную плиту.
Eğer katılımcı yanlış cevap verirse tutarlılık adım büyüklüğü tarafından artar.Если участник даёт неверный ответ, то право угадывать переходит к его сопернику.
10 hafta süren ziyaret sonrasında işbirliği artararak devam eder.После трёхнедельного перерыва путешествие продолжилось.
Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar.В этом возрасте молодь достигает размера воробья.
Fizyolojik gelişim süreci 30lu yaşlara kadar artarak devam etmektedir.Способность к размножению сохраняется до 30-летнего возраста.
Ancak bu sırada toksik etki de artar.В настоящее время остаётся токсичным.
Yükselti de bu yöne doğru gidildikçe artar.Думаю, что он идёт прямо вниз.
Sürat: Kazanılan hareket hızı ilaveleri %10 artar.Допустимые отклонения напряжения питания ±10 %.
1970'li yıllardan sonra mahallede sosyal ilişkiler doğal olarak giderek artar.В течение 1970-х годов социально-экономическое положение в стране постоянно осложнялось.
1950 -1970 arasında dünya otomobil üretimi üç kat artarak 10 milyondan 30 milyona çıkmıştır.ومن بين عامي 1950-1970 تضاعف إنتاج السيارات ثلاثة مرات من 10مليون إلى 30مليون.
Philips eğrisine göre işsizlik oranının düşük olduğu ekonomilerde enflasyon artar.ففي البداية، كان شاغل فيليبس هو معرفة أثر البطالة على مستوى الأجور.
Gelir arttıkça vergi miktarı da artar.بحيث يزيد معدل الضريبة كلما ارتفع دخل المكلف.
Bu şekilde motorun gücü çok artar.وبالتالي يزيد من كفاءة المحرك.
Aktif D vitamini seviyesi artar.إفراز فيتامين د النشط.
İlk birkaç haftada yavruların vücut ağırlığı hızla artar ve 45 gün içinde 3,4 kg'a ulaşır.وبعد عدة أسابيع يذداد وزن الصغير بشكل سريع حيث يصل بعد 45 يوم إلى 3,4كجم.
Dünya üzerinde otomobil üretimi büyük ölçüde artar.وزاد انتاج السيارات في العالم إلى حدٍ كبير.
Frédéric'in meşakkati artar ve eve dönmesini öneren Deslauriers ile yeniden rastlaşır.قال ساذرلاند بأنه يفضل أن يأكل رتيلاء على العمل مع لوريل ثانية.
Bu sayede gün ışığında ekranın okunabilirliği artar.شاشة قابلة للقرائة في ضوء الشمس.