Ana içeriğe geç
Sözlük

artar ile cümle

artar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bağışıklık sistemi, gittikçe artarak özelleşen katmanlı savunmalarla canlıları enfeksiyonlardan korur.Hệ miễn dịch bảo vệ các sinh vật khỏi bị nhiễm trùng với các lớp phòng thủ ngày càng đặc hiệu.
Gebelik 42 haftayı aşarsa anne ve bebekte komplikasyon gelişme riski belirgin şekilde artar.Khi một lần thai nghén vượt quá 42 tuần (294 ngày), nguy cơ biến chứng cho phụ nữ và thai nhi gia tăng mạnh.
Matt'in gördüğü halüsinasyonlar artar ve evde garip olaylar gerçekleşir.Khung cảnh của kinh này thuật lại hoàn cảnh Duy-ma-cật đang lâm bệnh tại nhà.
Sonraki yıllarda da çatışmalar artarak büyür.Vài ngày sau tóc sẽ mọc lên.
Okudukça O’nun terbiye ediciliğine ve O’nun rahmetine olan marifetimiz artar.それでかれ(息子)を入びとへの印となし,またわれからの慈悲とするためである。
Çiftin şüphesi artar.不倫疑惑あり。
Motorun çalışma işlemi esnasında maksimum soğutma için yüzde yüz dokuza kadar artar.エンジンの運転中は開度100 %から出力の設定に応じて100から最大冷却時の109 %まで開かれる。
Bu huzursuzluk çiftin, kedilerini West' in buzdolabında ölü bulduklarında daha da artar.Q2: どうすれば、象が二匹冷蔵庫に居たかわかるの?
Birden tekrar kızgısı artar.また怒りに火が付いた。
Nüfus gün içinde artar, geceleri azalır.効果は一昼夜ほどで消える。
Sezar askerlerin arasında dolaşıyor ve eğer erzak kıtlığı artarsa kuşatmayı kaldırıp gideceğini söylüyordu.カエサルは陣営を回り、兵士たちに対して、食糧が余りにも無いのならば包囲を解いて撤退すると言った。
Ayrica yaz aylarında nüfus aniden artar.ところがその後、夏にかけて急に売れ始めたんだよ。
Böylece kurşunun verdiği hasar artardı.銃弾がどんな損傷を引き起こしたかは想像出来なかった。
Böylece yapının sağlamlığı artar.おかげで彼の店は繁盛。
Birden yedinciye kadar uzunlukları artar.尾羽は体長と同じくらいの長さにしか伸長しない。
Bazen platform sabit kalır taşların ağırlığı artar.ちなみに、深くまで採掘すると、石が固くなっていく。
Böylece kısa sürede popülasyonları artar.そのためあっという間に人だかりになってしまう。
Dentin oluşumu diş ömrü boyunca sürdüğünden yaşlandıkça dentin kalınlığı artar.この形成は生涯続くため、年をとるほど歯髄は小さくなる。
Hareketsizlik arttıkça kronik hastalıklara yakalanma riski artar.治療抵抗性の場合は、慢性腎不全となる場合が多い。
Bağışıklık sistemi, gittikçe artarak özelleşen katmanlı savunmalarla canlıları enfeksiyonlardan korur.免疫系は、感染から生体を、特異性を高めながら重層的な防御体制で守る。
Deniz ve göl kıyılarında içerilere doğru yükseltiler artar.鳥羽と共に「海よ海よ」を熱唱した。
İlk başta önemsememelerine rağmen ilk arkadaşlarını gölde boğulmuş olarak bulduktan sonra endişeleri artar.初代以外では跡地を通過してもダメージを受ける。
Görünümlerden/masivadan (appearances) uzaklaşıldığı ölçüde "Benliğin Lütfu" artar.“引き寄せる恩恵(アポート)”と“送り付ける恩恵(アスポート)” 空間転移の恩恵。
Atom numarası artar.原子番号。
Vücut sıcaklığı artar.体を温める。
Kullanım süresi uzadıkça görülme sıklığı artar.視機能障害は起床時にみられることが多い。
Gücü artar ve vücudu geçici olarak gelişir.力もついたし体も大きくなっています。
Gelmedikçe köylünün öfkesi artar.市の怒りの居合い抜きが炸裂する。
Supapların açık kalma süreleri ve liftleri artar.エレベーターやビルの耐用年数を延ばすことが可能なる。
Bu ekim bundan sonra da artarak devam edecek gibi görünmektedir.どうやらこの春は向こうで過ごすことにしたようです。
İçerilere doğru gidildikçe yağış artar.踏み入れれば雨が降り行く。
İhracatın ithalatı karşılama oranı da bir önceki yıla göre %8 artarak %75’e ulaştı.NOx排出基準は1973年4月以前比約8%まで強化。
Bunun nedeni buharlaşma artarken yağışlarda azalmaktadır.一方、花は雨の捜索の中で滑落してしまう。
Ayrıca, kansıvısının asitleşmesi (asidoz) ile de bireşimi artar.そして、彼の提案に乗ってイーターと同化してしまう。
Onlar hakkındaki şüphesi git gide artar.合気の技にはやらせ疑惑がつきものである。
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?后曰:‘不管有無罪名,難道留我們遭洋人毒手麽?你先下去,我也下去。
Nabız, bazen artar, bazen azalır.父:心脏不好,有时候会停。
Bağışıklık sistemi, gittikçe artarak özelleşen katmanlı savunmalarla canlıları enfeksiyonlardan korur.免疫系统通过特异性不断增加的分层防御来保护生物体免受感染。
Ama parası günden güne azalır, borçları artar.宅钱都未还,债利日日厚。
Birden yedinciye kadar uzunlukları artar.提把縮短到原來一半的長度。
Kanda dolaşan beyaz küre (akyuvar) sayısı hafifçe artar.菌蓋以下的其餘部份都是白色的。
Maliyet, yatırımın süresi boyunca artar; yatırım süresi ne kadar uzunsa maliyet de o kadar büyük olur.金錢不會自動隨時間而增值,金錢的時間價值經過實際的投資才能實現。
Böcek ilaçlarının kullanım oranı 1950'lerden günümüze artarak yıllık 2.5 milyon tona erişmiştir.農藥的用量從1950年來已成長了50倍之多,每年的用量約為250萬噸。
Sonraki birkaç on yıl boyunca Robbins Raporu'ndan ötürü öğrenci ve çalışan sayısı artar.並響應羅賓斯報告,學生和教職員人數在未來十幾年內持續增長。
19. yüzyılda demir-orman ürünlerinin önemi artarak devam etmiştir.进入19世纪后,铁和木材产量的重要性进一步增强。
İşletme arası iletişim artar.) 业务连络。
Deniz ve göl kıyılarında içerilere doğru yükseltiler artar.河流和地下水接近海邊時,還要考慮鹽度。
Parlamento ile devlet başkanı arasındaki çekişme giderek artar.其詆毀國家元首及政府首長之處更難卒述。
Turne sırasında grup içi kavgalar artarak devam etmekteydi.乐队内部的争吵持续着。
Çiftin şüphesi artar.恭宗有疑色。
Okulların kapanmasıyla nüfus artar.一些学校关闭。
İlk başta önemsememelerine rağmen ilk arkadaşlarını gölde boğulmuş olarak bulduktan sonra endişeleri artar.初次亮相時,當初口耳相傳而知道他的愛好者其實不少。
Borçlunun mallarına el koyularak satılır ve alacaklılara alacağı miktar ödenir para artarsa borçluya verilir.債權的標的即為債權之客體,也就是債務人所應為之給付。
Birden tekrar kızgısı artar.그녀는 화가 나서 돌아간다.
Total inflaton enerjisi ise artar (daha fazla pozitif değere kayma görülür).최소 288 개의 Capacity Units (total) – 필수.
Bulutlar büzüldükçe, moleküllerin yoğunlukları artar ve emilmiş radyasyonun kaçışını daha da zorlaştırır.구름이 수축하면서 분자의 개수 밀도는 증가하며, 방출되는 방사선이 탈출하기 어렵게 만든다.
Bir noktanın güneyine doğru gidildikçe gündüzlerin süresi artar gecelerin süresi ise kısalır.이것을 현대역하면, '선화공주님은 남몰래 취가(聚嫁)하여 두고 서동서방(薯童書房)을 밤에 몰래 안고 간다'이다.
Eğer rüzgâr hızı iki misline çıkarsa rüzgârdaki enerji sekiz faktörü ile artar (23).제단의 길이를 두 배로 늘리면, 제단의 부피는 여덟 배(23)가 된다.
Enflasyon artarken, ücretler düşer.쉬골흐가 도착하여, 돈을 요구한다.
Ford bunu görünce kıskançlığı daha da artar.이를 바라보며 지오는 질투심에 혼란스럽고 힘이 든다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod